• 22 Şubat 2012, Çarşamba 9:23
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

Daha iyiydi
Böyle bişey nerden bilinir, harbiden doğru mudur, yoğusa birileri mi uydurmuştur? Hem, kim olay yerine gidip de tespit edebilmiş, tüm insanlığa yayabilmiştir, akıl sır erecek gibi diğil ki?
Batı ülkelerinde, topluluk içerisinde yellenmek ayıp diğilmiş diye anlatırlarlar ya, onu diyom. Epeyce uzun bi süredir bu olağanüstü bilgi benim de beynimde mevcut. Böyle bi mevzuudan haberdar olmak dahi utanç verici, ama napim, biliyom işte bi biçimde.
Geçen öğlen sonrası, şirin bi mekanda arkadaşlarla oturmuş laflarken, bu konuda önemli bi aşama kaydetip, şol lüzumsuz bilgiyi gendi kulaklarıyla duyanlar mertebesine de erdim nihayet. Bugüne değin öylesine, ucundan bucağından bilenler sınıfında, kendi halinde yaşayan sıradan bi adamdım oysa... Sınıf atladım artık, zaptolunacak gibi diğilim, Allah sonumu hayır etsin.
Çok uzun yıllar İngiltere'de yaşamış, yaban ellerde üniversite okumuş, dahası pek bildik kimi kurumlarda yöneticilik yapmış bi güzel dostum anlattı. Sözün dönüp dolanıp oraya gelmesi de ayrı bi facia helbet. Bunlar, sınıfta ders esnasındayken, gosgoca ekonomi profesörü, hukuk doçenti gibi adamlar falan, kürsüde, üstelik mikrofon açıkken, hiç istiflerini de bozmaksızın, yüksek sesle yellenirmiş.
Gayet insancıl bi hal ve son derece sağlıklı bi eylem olması yönüyle, bu gaz çıkarma işine diğer tüm duyanlar hoşgörüyle bakar imiş. Hatta, bizim arkadaşa bakılırsa, bu tür adamlara sempati duyulur, giderek takdir de edilinirmiş.
Burası, tahminen Londra'da bi üniversitedir, ne tuhaf bi durum lan.
Oysa, aynı şey Giresun Üniversitesi'nde olsa, hiçbi profesörün derse devam edebilme olasılığı sözkonusu bile diğildir. Arka sıralardan muzip bi öğrenci, mutlaka; ''Hocam, mıçsan taa iyiydi'' diyecek ve dersi noktalayacaktır.
****    ****
Şimdi tekrardan yazmaya azıcık utandığım bu söz kalıbı, Giresun Dili Ve Edebiyatı'nın en büyük şaheserlerinden biridir. Şu yalan dünyadaki hiçbi eleştiri cümlesi bunun kadar görkemli olabilir mi? Yanından yöresinden bile geçemez.
Ayıptır söylemesi, sanırım Mayıs ayında çıkacak olan ikinci kitabıma, sırf bu muhteşem sözleri yad etme adına bu ismi verecektim aslında. Sevgili can dostlarım engel oldular; ''Yahu insanlar kitapçıya gittiğinde nasıl isteyecek bu kitabı, utanır da söyleyemezler'' falan diyerek kandırdılar beni. (Tam da ikna olmadım ya, çaktırmayın)
Acı gerçeği saklamaya gerek yok, diğer illerdeki okurlarım da sakın üzülüp gıpta etmesinler, sizlerin memleketlerinin böyle özellikleri olmayabilir, aman sakın nazar falan da eylemeyin, Giresun'umuz toplu halde bi eleştirmenler şehridir. Bizim toprağımızda doğmuş bulunan herkes, kainattaki her konunun uzmanı ve haliyle eleştirmenidir de...
Değerli eleştirmen, üstad Fethi Naci'nin Giresun'dan yetişmiş olmasını tesadüf mü sanıyodunuz? Gerçi rahmetli babam, bi gece ansızın tv izlemekte olan bana bakarak, sanki önceden böylesi bi gonuşuk etmişiz de yarım kalmış gibisinden bi ses rengiyle; ''Oğlum, eleştirmenler hiçbişi yapmayan adamlardır'' demişti.
Babamı yitireli 23 yıl olmuş. Ben, büyümüş, gelmişim 46 yaşıma. Henüz çözemedim, babam bana bu lafı niye söyledi? Unutulur bi manzara diğil; pijamalarını çekmiş üstüne, oturma odamızdaki bi koltuğa ilişmiş, Cumhuriyet gastesini okurken, ansızın gözlüklerinin üstünden suratıma bakarak bu sözü söylüyo.
Sanırsın, Cumhuriyet'te benim eleştirmenlere övgüler yağdıran bi köşe yazım çıkmış.
****    ****
Canım kadar sevdiğim büyüğüm, pek gıymetli abim İhsan Hakyemez'den dinlediğim büyüleyici bi öykü var. Tüylerimi diken eyleyen bu gerçek hikayeyi, kulaklara küpe olması amacıyla herkeslere duyurmak boynumun borcudur.
1989 yılında Selanik'te geçer olay. İhsan Abi ve sevgili eşi gezidedir otomobilleriyle. Selanik'in bi köyünde, Türkçe bildiğini iddia eden, ama yıllardır inatla hiç konuşmayan 80 yaşın üstünde bi kadın olduğunu duyarlar.
Gidip bulurlar kadını. Saat gecenin dördüdür. Yaşlı kadın halaa ayaktadır. İhsan Abi, Türkçe bişeyler mırıldanır. Bakalım gerçekten Türkçe'yi biliyo mu?
Kurban olduğum teyzem, bırak Türkçe'yi, birdenbire şakır şakır Giresunca gonuşmaya başlar. Ağzımız, şivemiz, lehçemiz, her ne zıkkımsa... Giresunca sözcükler, deyimler, fiiller dökülüverir ortalığa bi güzel. Fındıktan, harardan bile söz edilir.
Rum'dur. Fakat; ''Ben Giresunluyum'' demektedir kadın. Ben, bizler, sizler neysek O da odur, var mı ötesi?
Var mı itirazı olan?
****    ****
Yazarken ellerim titriyo, gözlerimin yaşını tutamaz oldum inanın. Sabahlara değin sohbetler edip ağlaşmışlar zaten oracıkta, ihsan Abi ile teyzemiz de.
Çok acılar çektiğini anlatmış yaşlı kadın. Bişeyleri protesto etmek için yıllardır hiç konuşmadığını...
Dostluğu ve hüznü aynı anda taşır imiş yüzündeki çizgiler.
Ne acı bişey şu yaşam dedikleri...
****    ****
Çok yazdım daha önceleri. Ve sizler de okudunuz.
Belki mizah diliyle kaleme aldığım için espri yaptığımı sanıp ciddiye almadınız, ama yıllardır ısrarla ortaya attığım; ''Giresun Dili Ve Edebiyatı'' kavramının içi boş diğildir.
Aksine, dünyanın hiçbi kentine nasip olmamış bi, zenginliktedir.
Giresun Üniversitesi'nde okutulmalıdır mutlaka ders olarak. Ne dersi? Ana bilim dalı olarak.
Kürsünün arkasında bi yerlere, o yaşlı kadının fotoğrafı asılmalıdır.
Çıkıp ilk dersi vermeye talibim. Para mara istemiyom, gönüllüyüm.
Kürsüde yüksek sesle yellenmezsem adam diğilim...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık