• 28 Eylül 2016, Çarşamba 10:03
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

ÇİZGİ
 Bizim neslin hayatta ilk utanma'sı ''Heidi'' sayesinde oldu.
Anımsayalım;
Dağ başındaki dedesinden kopartılıp şehre götürülen Heidi'cik, suratsız bi mürebbiye tarafından ''yontulmaya'' çalışıldı, haftalar boyu.
Kibarlık, soyluluk, şehirlilik…
Uzunca bi süre hazırlandığı halde, yeni geldiği konaktaki ilk davette heyecanlandı biraz kızcaaz. Misal, konuklara ''Sayın bayan'' diye hitap edeceği yerde, ''Bayan sayın'' diye geveledi sözü. Masa örtülerine eli-ayağı dolandı, bişeyleri devirdi falan…
Rezil oldu!! İnsanlar buna güldü maalesef!!
1965-66-67 doğumlu Türk çocukları olarak hiçbirimiz o gece üzüntüden uyuyamadık.
**** ****
Hiçbi zaman Heidi'nin yerini tutamamakla birlikte, Şeker Kız Candy de mühim idi bizler üçün.
Büyüdüydük biraz.
Ortaokul yaşları başlangıcı diyim hadi. Teveklerimize su yürümeye yeni yeni başladıydı sanki. Aşk-meşk işlerine meyillendiydik hafiften.
Bu Candy'nin bi sevgilisi vardı. Adı Antoni.
El ele yürüyüp, sarılırlardı birbirlerine. O zamanlar ileri demokrasiye geçilmemişti tabi memlekette.  ''Kızlı-erkekli'' durumlar tam ayıp diğil olmalı, öpüşürlerdi de bazen.
66 kuşağı erkekleri olarak toplu halde içimiz bi hoş olurdu helbet. 
Herşey gayet güzel geçip giderken… Çerezimizi, meyve suyumuzu almış tv karşısında oturmuşken…
Akşam akşam bi at arabası kazasında bu Antoni ölmesin mi?
Mahvolduk gardeşim. Hayata küstük. Yemek yiyemeden erkenden yattık kaç gece.
Babam bile hayatta ilk kez sorduydu bana;
-''Oğlum nooldu, okulda bi problemin mi var''??
**** ****
Unutamam bugün bile babamın o ses rengini.
Aslında şunu soruyordu bana;
-''Oolum, yoksa okuldan bi kıza aşık mı oldun''??
Nasıl diyim;
-''Yok baba, Antoni rahmetli oldu.. Moralim çok bozuk. Okulu bırakmayı düşünüyorum''.
****   ****
(Mesela, deseydim ki babama;
-''Evet, falanca gıza aşığım'', anında gidip isteyecekti kızı babasından.. O kadar ki içten sorduydu derdimi..
Şimdi 38 yıllık evliydim la. Canımdan bezdiydim çoktan???)
**** ****
Asıl sorun şudur kafamda, yıllardır dönüp duran;
Küçük çocuklarca izlendiği gayet besbelli olan bi programa neden ''ölüm'' teması sokulduydu acep??
Başroldeki çocuk öldü de diziden çıkarıldı desek, çizgi film ula bu!! Oturup çizecen bitek. 
Maliyet hesapları desek hadi. Maaşı yok, sigortası yok, yemeği yok, kaprisi yok Antoni'nin!!
Japon çizgi film firması, tüm çocuklara ölüm gerçeğini öğretmeye kalkıştı desek? İyi halt etmişler. Ne gereği vardı ki?? Müftülük yayını mıydı bu??
Ayrıca, at arabası kazası da pek ilginç, pek vahşi, pek değüşük bi tercihti. Salak herifler!!! Delirttinizdi çocukken bizi.
Her ne kadar, Giresun'da o dönem pekçok at arabası olsa da, hiçbi at çarpışmadıydı birbiriyle. Böyle bi kazayı tam algılayamadıydık Giresun çocukları olarak. 
Sözgelimi, dünyada kamyonun teleferiğe çarptığı yegane kent idik, ama at arabası kazası amin denecek dua diğildi bizler için.
İnanmadık. İnanamadık. Halen de kabullenmiş diğiliz!!
(Zavallı Antoni, boynu kırıldıydı zaar, bi yerinde kan da yoktu.. Boncuk gözleriyle yatıyordu yerde.
Aha yine ağlayasım geldi)
**** ****
Babam böyle isterdi kesin.
Oğlu ''erkek gibi'' olsun.
Sevgilisi olsun, maça gitsin, bira falan içsin, okulda öğrenci derneği başkanı olsun, büyüsün ADD Başkanı olsun.
Hepsini oldum çok şükür.
Ama,
Pek de duygusaldı rahmetli aynı zamanda.
Heidi'yi birlikte çok izlemişliğimiz var. O ayrı.
Antoni'yi tanısaydı benden çok ağlardı.
****          ****
(Çizgi ile başladım, öyle bitireyim. Sevgili Yalçın Gülertekin ağabeyim de çocuk kalplilere özgü o ''Melek''çizgisini hiç bozmadan göçtü gitti yaşamımızdan. Gülertekin ve Öğütçü Ailelerine sabırlar diliyorum. Ağabeyimin yeni mekânı inanıyorum ki cennettedir)

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık