• 16 Nisan 2019, Salı 16:43
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

ÇEYİZ SANDIĞINDA UNUTTUKLARIMIZ

Herkes kraldır benim şehrimde..
****
Hiçbi gitarcı bi ötekini beğenmez.
Bütün bağlamacılar birbiriyle dargındır.
Ressamların tamamı kanlı bıçaklıdır.
Fotoğraf sanatçıları, elinde fotoğraf makinesi taşıyan herkesle düşmandır.
Yazarlar eli kalem tutanlarla mesafelidir.
Tiyatro oyuncularının bilumumu, dünyada tek'tirler, sorsan.
****
Hadi bunu saygı duyulabilir bi yanı vardır diyelim.
Peki, çaprazlama dargınlıkları nasıl açıklarız?
Söz gelimi, bi darbukacı bi kısa film yönetmenini nasıl olur da beğenmez?
****
2006 yılında, henüz sağ iken o büyük adam, yani Bahtiyar Dayımoğlu, onuruna bi ''gece'' düzenlenmiş.
Böyle şeyler kolay kolay olmaz ya Giresun'da, tiyatro sanatçısı Şaban Karakaya ağabeyim, tiyatro sanatçısı Kör Sema ağabeyime bi ''sunum'' hazırlamış.
Şiirleriyle ve Dayımoğlu'nun yaşamından kesitlerle, 3 sayfalık ve 10 dakikalık bi gösteri imiş bu.
Ki, yeni gelmiştim şehrime, koşa koşa gidip ben de katılmıştım o geceye, iyi anımsıyorum.
Pekçok sanat dostu sıra sıra sahne almışlardı, Kör Sema abimiz de bunlardan biriydi.
****
Sema abi çok beğenmiş bu metni, kaldı ki bu da olacak iş diğildir bizim buralarda.
-''Yahu Şaban, sen büyük adamsın, oturup bi oyun yaz, ben de yönetmeni olayım, jübile yapmak istiyorum artık, yalnız yerel motifleri bolca kullan oyunda'' demiş.
Şaban Abi yaşça küçüktür O'ndan, emir telakki etmiş bu ricayı.
****
Ve başlamış yazmaya Şaban Karakaya.
Oyunun adını ''Çeyiz Sandığında Unuttuklarımız'' koymuş.
Bol miktarda yerel detayın yanı sıra, oyun içerisine, Giresun'a özgü ''güvey atma'' bölümünü de yerleştirmiş.
Yani; yatsı namazı çıkışı, damat beyin, fener alayı eşliğinde, ''al perde yeşil perde'' türküsü söylenerek gerdeğe atılması geleneği...
****
(Özür dilerim. Benim ''Al Perde'' adlı şiirim de bu türküye atıf yaparak başlar;
''şehrin en soylu sinemasını arkama alıp yürürken liseye inen yolda bebecikken rasgeldiğim düğün alayının meşaleleri aydınlatır hala şu dibine vurmuş kimsesizliğimi'')
****
Burada ayılıverir Şaban Abi.
Al perde? Yeşil perde? Nasıl olur?
Ula o zamanlar evlerde perde ne gezer? Uyduruk muşambalarla kaplanırmış pencereler? Ne alı, ne yeşili?
Araştırır. Halkbilimcilere danışır. Bunun ''zengin türküsü'' olduğunu öğrenir. Çok üzülür.
Ve orada tıkanır.
****
Belli etmez, her gün ''Oyun nooldu'' diye sormakta olan Sema Abi'ye.
****
Aksilik. 
Sema Abi'mizin o dönemde İstanbul'a taşınması gerekmiştir.
Vedalaşırlarken;
-''Sen hayırlısıyla bi git dön de, o zamana kadar bitiririm abi'' der, üzülerek Şaban Abi.
****
Sema Abi'miz dönemez o İstanbul'dan.
****
Döner de,
Tabutta döner.
****
Şaban Abi ise sözünü tutmuş, oyunu bitirmiştir bu arada.
Sema Abi'miz göremez.
Üzüntüsünden bunlar Şaban Abi kimselere söyleyemez. 
****
Nihayetinde geçen gün bana söyler.
Duyurmak, yazmak boynumun borcu olur.
Koskoca bi ''vasiyet'' Giresun insanını beklemektedir.
Kör Sema için, Kör Sema'nın isteğiyle yazılmış bi oyun, boynu bükük durmaktadır Şaban Abi'nin dosyaları arasında.
****
Ve artık hepimizin yüreklerinde...
Sahip çıkacak bi ''yetkili'' beklemektedir.
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık