• 18 Aralık 2013, Çarşamba 9:20
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

BULMACA
 Giresun Şehir Mezarlığı'nda, ''kitap'' biçimli mermer mezar taşı altında yatan tek insandır, rahmetli Osman Karaahmet Abim.
Ne denli ''kültür abidesi'' ve ''kitap kurdu'' bi insan olduğunun anısına...
Gencecük ölüp gitti bi asansör boşluğuna düşüp. Lise 3'deydim bencileyin o zaman. O da olsa olsa 29-30'lu bi yaştaydı. 
Ömrümün ilk travmasıdır, anlatamam.
Akrabamdan öte idi canım Osman Abi…
****    ****
Şimdi ''babasının öldüğü yaştadır'' Serhan Karaahmet.
Elimde büyüdü eşşek herif. Minicikken, 2 yaşındayken, yetim kaldı. Belki de doyamadığı babasının boşluğunu benimle doldurmak istedi;
-''Gürsel abim benim dünyam'' dermiş çevresindekilere.
Duydum duydum dellendimdi bu lafı. Ben de O'nu çok sevdim hep. İtiraf edeyim, şimdi iki gızımın sevgisine yakın bi duyguydu bu. Kaç kez, İstanbul'dan Giresun'a geldimdi otobüse atlayıp, hafta sonları iki günlüğüne.
Sırf Serhan'ı görmek üçün… Okul mokul da neymiş?
-''Oğulbalım'' diye diye sevdim O'nu hep.
Ve o genç yaşımda, şehrimin yerel bi gastesinde lütfedilip de bana verilen köşemin adını bile ''Oğulbalı'' koydum.
Sevgisiyle beni ''insan'' yapan minicik bi yüreğe teşekkür gibisine.
****    ****
Rahmetli Osman Abi'mden yadigar kalan, salt Serhan ve kitap sevgisi diğildi tabi. Cumhuriyet Pazar dergisinin efsanevi bulmacasını çözme zevki de O'ndan bana mirastır örneğin.
Açık söyliyim, o bulmacayı çözebilmiş, ödül alabilmiş iki insan var şehrimde;
Osman Karaahmet. ve Allah uzun ömür versin, sevgili Zeyyat Hakyemez abimiz.
Ben, çırakları sayılırım. Büyük ölçüde şeyetsem de, henüz hiç bitiremedim o zorlar zoru bulmacayı.
Nur içinde uyusun, arardı bazen Osman Abim, bi gece yarısı;
-''Yaa Gürsel'cim kusura bakma, tekbi kare kaldı bulmacamda, Meydan Larus'tan bakıp bana söyler misin şu falanca adam kimmiş''?
Onurdu, zevkti.
****    ****
Sonra bi gızı çok sevdim ben İstanbul'da.
5 yıl sürdü birlikteliğimiz. Çoğu şeyimi O'na borçluyum, asla kem söz etmedim, etmem ardı sıra. Olmadı, yürümedi, alın yazım diğilmiş, ayrıldık bi gün.
Bigaç zaman sonra evlilik ilanını gördüm gastede. Tam da Cumhuriyet'in bulmaca'sının altına denk düşmüş ilan, her nasılsa.
Tesadüf mü? 
Bilmiyom… Bilerek yaptığını düşünürüm halaa, bana haber verdi belki, ol güzel kız.
Biliyodu o bulmacaya tutkun olduğumu. Evlendiğini görmemi istedi.
Unut beni hesaabı… Öyle yaani…
****    ****
Sonra, epey sonra, bayaa bi sonra, Ulus Gastesi köşe yazarlığı günlerim başladı.
Köşemin adını yine ''Oğulbalı'' koydum.
İnsan onore edilmek, pohpohlanmak istemez mi bazen? Siz de öyle diğil misiniz sanki? Sordum, gastenin Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Selvi Ağabeyime;
-''Abi beni nerden buldunuz''?
-''Gürselcim ben seni gençliğinden tanıyorum yavrum.. Aktif siyasetteyken Karadeniz'e çok sık gidip geldim ben.. Oğulbalı köşeni okumuşluğum var''.
-''Allah Allah yahu.. 30 sene öncesi''???
-''Haa bi de Falanca Hoca tavsiye etti seni.. Hemen anımsadım adını''.
Ben de anımsadım o yazıları.
Mezunu olduğum liseye mescit yapılma girişimi olduydu.
-''O okulu başınıza yıkarım'' gibisinden bi yazı yazdımdı misal. Nereden nereye? Küçücük bi mescit girişimiyle başlamışlar işe… 
Ben görevimi yapmışım ta o yaşımda, alnım dimdik,
Dik olmayanlar düşünsün!!!
****   ****
Sormayın.
Çözemedim yine bulmacayı. Bu pazar da deli oldum.
Bi tur atıp geldim işte zaman makinemde. İyi bişidir tavsiye ederim.
Ne kadar gerilere gittik geldik, yorulmuşum yolda, sıcak bişi içiyom şimdi.
Soldan sağa üç harf;
Çay!!!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık