• 17 Temmuz 2013, Çarşamba 9:32
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

Bağırsak şeysi
 Çoğu resmi bildiriler, bi miktar yumuşatılma yöntemiyle halka sunulur ülkemizde. Kimisi art niyetli, düpedüz yalandır. Gosgoca devletimizin beceri yoksunluğunu örtbas etmek üçün uydurulur işin gerçeği. 
Bazısı da saf ve temiz olur bu bildirilerin. Kamuoyundaki moral gücünü üst düzeyde tutma endişesi taşır. Sözgelimi, ajanslar; ''Şırnak'taki falanca çatışmada 40 terörist ölü olarak ele geçirilirken , 2 askerimiz de şehit oldu'' şeklinde bi haber geçiyosa, hepimiz biliriz ki işin doğrusu bu diğildir. Yaklaşık bi tümen Mehmetçiğimiz şehit olmuş, terörist grup ise tekbi fire vermeden, sağ-salim çekip gitmiştir.
Yurdumuzun deprem haberleri üçün de aşşaa yukarı böyledir denilebilir. Misal, o, bizleri perişan eyleyen en son büyük Marmara Depreminde, devletin verilerine bakıldığında 40-50 bin olarak görünen ölü sayısı, gayet iyi tahmin edileceği üzere, gerçekte en az 1 milyon gişidir.
Geçtiğimiz günlerde yerel basınımızdan okudum; ''Plajlarımızda deniz suyu tertemiz çıktı'' haberini. İl Sağlık Müdürlüğü'müzce yapılmış bu bilgilendirme... 
-''Eyvah, demek bu yaz şehrimizde büyük bi kolera salgını baş gösterecek'' fikri oluştu gafamda derhal.
Napim, kazık yiye yiye ben de öğrendim artık, haberlerin aslında neler dediğini…
****     ****
Dağlardan-obalardan, yaylalardan-köylerden kopup gelen yaklaşık bin tane derenin aktığı bi denizin temiz olabilme ihtimali var mıdır Allahınız aşkına? 
Hem sonra nasıl diyim, şehrin kanalizasyon sisteminden tamamen emin olabilecek tarzda tekbi adam var mıdır aramızda peki? Ne gadar uzay teknolojisi de gullanılmış olsa, ne denli Japon mühendisler çalışsa da yapımda misal, sonuçta en son bi vidayı bizim buralı bi usta sıkmıştır mutlaka…
Ve yanlış sıkmıştır…
Uzak denizlere pompalandığı sanılan kanalizasyon, büyük ihtimal kıyıya en yakın yere dökülüyodur.
****     ****
Samimiyetinize sığınıyom.
Küçükken bi gün, evimizde; ''Denize çiş yapma'' muhabbeti başladıydı niyeyse. İyi anımsıyom, ben ''Asla yapılmaz'' diyenlerdendim. Zaten utangaç herifin tekiyim, işin hijyen gısmı bi yana, böyle bişeye cesaret dahi edemezdim.
Tartışma koyulaştıkça baktım altta kalıyom, babamdan yardım istedimdi. Sanıyom ki babam ev halkına kızacak; ''Ne münasebet canım, saçmalamayın, denize çiş yapılır mıymış hiç''diyecek?
Malesef öyle olmadı. Gayet çağdaş bi adam olarak tanınan babam, hayatta beni ilk kez yanıltmış; ''Denize işenebilir'' kararı vermişti. Halen gözümün önündedir, kaşlarını bi bilimadamı gibi kaldırıp; 
-''İnsan bedeni suya girince otomatikman küçük abdest ihtiyacı hisseder'' demesi.
Hiç öyle bişi yok halbuki. Tamamen gendi uydurması!!
Dostlarımız gayet iyi bilir, rahmetli babam gibi çevresine en ufak bi zarar vermemiş, ince ruhlu, sanatkar yürekli  bi adam bile bunu yaptıktan sonra, denizlerin temizliği boş laftır.
****     ****
Lafı yumuşatmaya meraklıyız malum; kimisi bağırsak enfeksiyonu olmuşum der, kimisi midemi üşütmüşüm, kimisi karnım ağrıyo falan. 
Ben açık açık söylüyom işte, üç gün önce denize girdim ve şimdi ishalim. Bi türlü geçmek de bilmiyo mendabur, evden çıkamıyom.
Eşim, herangi bi nedenden ötürü, yıllar sonra ilk kez evde olmamdan çok hoşnut. ''Azıcık istirahat et'' diyo. Sevgili ablam duyar duymaz aradı; ''Sakın bu halde oruç tutma, mümkünse 10 yıl kadar da Hacca da gitme'' dedi. Abimse çok şaşkın… Beni hep süper güçleri olan bi kahraman gözüyle gördüğünden, fani bi insan gibi ishale yakalanmam çok zoruna gitmiş, oturup oturup ağlıyo ailemizin nesli tükenecek diye.
En tatlısı yine canım annem. Dakka başı arayıp; ''Ula oğlum ilaç iç'', ''Git bi doktora görün'', ''Yavrum hemen acile koş'' diyodu düne değin. Dün gece de iyileşmediğimi duyunca; 
-''Ula sen beni biliyu musun, aha bi ambulansa binip geliyom, seni yoğun bakıma yatıracam'' gibi bişiler de dedi sanki.
****     ****
Hayır, nasıl oldu, ne şekilde duyuldu, valla bilmiyom, herkes beni gonuşuyo şehirde?
Şu Giresun üçün, yazılarımla, söyleşilerimle, sesimle, şiirlerimle, ekonomist kimliğimle nice icraat eyledim kimse iplemedi de, 40 yılın başı bi ishale yakalanmışım, dillerde dolanıyom. Olacak şey diğil, cep telefonum susmuyo. Herkes bişi öneriyo.
Arkadaşlarım mesela. Sanırsın tümü de gençliklerinde ishal eğitimi almış; ''Aman Gürselcim devamlı yoğurt ye'', ''Gardeşim geçmiş olsun, 24 saat hiç durmadan kola iç'', ''Yaahu yenge sana patates haşlasın, dur ben iki çuval patates alıp geliyom'', ''Lan oolum, üzümlü peksimet ye bişeyin galmaz, aha kapıcıyla yolluyom''…
Bazısı da tıp fakültesi bitirmiş, ama beğenip de doktorluk yapmıyo gibidir dostlarımın; ''Sen beni dinle goçum, peynir falan yeme sakın, süt de içme, pirinç çorbası iç sadece, yarına ayaktasın'', ''Yağlı besinlerden uzak dur aslanım, karbonhidrat görürsen koşarak kaçmaya başla'', 'Bak Gürsel, asla çikolata, nutella falan yemeyecen, dereotuna limon sık, olmadı, kahve telvesini dilinin ucuyla yalayarak yut, anında kesiyo ishali''…
Gerçek tıpçı arkadaşlarım da var, sağolsunlar. İlaç ismi önerenler, perhiz listesi yazdıranlar, uyku saatleri salık verenler. Dün akşam sağlıkçı arkadaşlardan bi tanesi de eve geldi; ''Oolum sen hayatta doktora falan gitmezsin'' diyip zorla serum taktı koluma, sağolsun. Helbet bu ilgiden şımarmış durumdayım.
İşin tuhaf yanı, hayatlarında beni hiç aramamış, az buçuk selamımız anca olan, normalde amansız bi kanser derdine düşsem umurlarında olmayacak ne gadar adam varsa arayıp da ''Geçmiş olsun'' demiyo mu? Çıldırmak işten diğil.
Ulan nerden duydunuz?
****     ****
Ebe çok olunca çocuk eğri doğarmış.
Herkesin dediğini bir bir yaptım, kimseyi kıramam, incitemem ki.
Üstünüze afiyet, ishali yendim.
Tarif edilemez ölçüde kabızım artık.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık