• 05 Mart 2019, Salı 17:17
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

AYNI ADAM

Kimimiz gurbete yeni düşmüştük benim gibi, kimimiz doğma büyüme İstanbul çocuğuydu.
Bikaç günde kaynaştık Marmara İktisat'ın kantininde.
Kızlı-erkekli 15 kişi kadar olmuştu çekirdek grubumuz.
**** 
O ekipten hiç kimse ''sevgili'' olmadı nedense. 30-35 yıl öncesinden gelip, bugün bile süren dostluğumuz çok özeldi çünkü.
Zaman zaman içimize ''gelin'' veya ''damat'' sızsa da, çok sürmeden bize ayak uydurur, delirir, sırıtmazdı bunlar.
Gerçi, kızlar gelinleri pek beğenmez, erkeklerse damatlara mesafeli dururdu, ama olsun, grubun şanındandı bu.
****
Erdinç bizdendi..
Hem öğrenci, hem iş adamıydı. Arabası, ofisi falan vardı daha o yaşta. Hep işten-güçten konuşur, bizi sinir ederdi. Arada bi ofisine çay içmeye gitmekle birlikte, Erdinç'in ne iş yaptığını bi türlü çözemezdik.
O'nun henüz okula gelmediği dakikalarda, aramızda;
-''Ulan bu Erdinç tam olarak ne iş yapıyo acaba''?
-''Muhasebeci falan mı yahu'' gibisine dertleşir, çocuğa ayıp olur diye tam da soramazdık.
****
-''Görürsünüz, ben öğrenecem'' dedim arkadaşlara. Bigün yemekhanede cesaret edip, ağzından işi hakkında bi fikir verecek bi laf yakalamaya çabaladım;
-''Eee, Erdinç paşam, işler nasıl''?
-''Bildiğin gibi kardeşim, hep aynı''!!
-''Sizin sektör de maşallah yani'’
-''Aynen'’
-''Eh iyi valla''!!
Yine bi ipucu alamamıştık. Arkadaşlar yan masada homur homur ettiler hepbir.
**** 
Yarıyıl dinlencesinde Giresun'a geldim ben. İstanbul'da kalan, veya kimi Lüleburgazlı, kimi Kıbrıslı, kimi Balıkesirli olup memleketlerine dağılan arkadaşlarımızla bi ay boyunca korkunç bi mektup trafiği yaşadık.
Postacı abi şaşıp kalıyordu. Hakyemez Apartmanı'na tarih boyu bu kadar mektup gelmemiştir dedi bigün bana, şikayet yollu.
Harbiden birbirimizi çok özlemiştik o ayrı. Ama, mektuplarımızın ana konusu Erdinç'in ne iş yaptığıydı. Herkes bi tahmin yürütüyor, ama bi sonuca ulaşılamıyordu.
**** 
Erdinç'le de mektuplaştım tabi. O kısa sürede ikişer adet mektup yazabilmiştik birbirimize anca.
Birinci mektubumu ''İşlerin nasıl kardeşim'' diye bitirmiştim. ''Aynı, kardeşim'' diye yanıtlamıştı.
İkincisindeyse biraz daha uyanık davranıp ''Ofiste durumlar nasıl Erdinç'' gibi yuvarlak bi girizgah eylemiştim. Bekledim ki ofisini anlatırken bişeyler anlayabileyim. Ne gezer?
Mektubunu;
-''Ofisteki durumları sormuşsun kardeşim, noolsun, bildiğin gibi'' diye sonlamıştı Erdinç.
Annemle babamın ellerinden öpüyordu bi de.
****
İkinci yarıyıl başladı. Fındıkkale'den inip doğrudan okula, kantine koşmuştum.
Kucaklaştık bütün grup.
Erdinç o hafta gelmedi.
Merak edip, uğradık ofise.
Çok işi vardı.
-''Nasıl gidiyo Erdinç'' dedik
-''Aynı abi'' dedi.
**** 
Mart-Nisan-Mayıs çabucak geçti gitti. Bu arada canım arkadaşlarımın hepsi ''Yarı Giresunlu'' olmuştu sayemde.
Merak ettiler memleketimi çok. Yaz tatilinde birer ikişer şehrime gelip, bizde kaldılar onar gün falan.
Babam en çok Erdinç'i bi halta benzetti. Diğerleri aynı benim gibi zıpır birer hergeleydi çünkü. Kendisi de bi işadamı olan babacaazım, sık sık Erdinç'e ''İşlerin nasıl bakalım oolum'' diye soruyor, ama;
-''Piyasa hep aynı Kaya Amca'' cevabıyla yetinmek zorunda kalıyordu.
Zaten hep beraber rakı içiyorduk. Beş dakka sonra ne gonuşuk edildiğini unutuyorduk haliyle.
**** 
4 yıl sonra Erdinç okulu bitirdi. Arkadaşların çoğu da öyle. Hemen hemen bi ben kalmıştım gruptan ''Nöbetçi'' olarak.  2 buçuk yıl daha okuyacaktım  sevgili okulumda.
Çok şükür, Erdinç'le aynı mahallede otururduk.
Babam rahmetli oldu bu arada. Cenaze dönüşü beni bağrına bastı Erdinç'in ailesi. Hemen her gece yemeğe çağırdılar.  İstanbul'da, hadi gündüz manitam var idi, ama geceleri yalnızdım, boynum büküktü, kimseyi görmek bile istemiyordum, ama zorla gelip evden alıyordu beni Erdinç kardeşim.
-''Gürselcim hadi topla kendini, böyle hayat geçiremezsin'’
-''Tamam lan sus, iyiyim ben'’
-''Hadi bütün grubu topladım, Kumkapı'da buluşacaz birazdan'’
-''Tamam geliyorum''…
Kumkapı'da da kadehleri tokuşturdukça Erdinç'e işlerin nasıl dedik.
-''Aynı oolum, bildiğiniz gibi'' dedi.
**** 
Erdinç'i askere ben uğurladım.
-''Dükkana kim bakacak '' dedim vedalaşırken.
-''Babam halleder, işler zaten aynı'' diye diye gitti.
**** 
Düğünündeyse ben askerdeydim. Sırf hıyara ayıp olmasın diye izinli İstanbul'a geldim.
Bütün grup uzun bi süre sonra ilk kez bi aradaydık. Gerek nikah salonunda, gerekse düğün yapılan restoranda hep Erdinç'i konuştuk.
-''Yahu bunca yıl geçti, Erdinç'in ne iş yaptığını öğrenebilen var mı''?
-''Yok be kardeşim, şimdi gelen çelenklere baktım, dünyada bilinen her iş kolundan çelenk gelmiş, oradan da biyere varamadım''.
****
En son geçen sene Fenerbahçe basketbol takımının Avrupa Şampiyonluğu nedeniyle aradım kardeşimi;
-''Paşam kutlarım şampiyonluğunuzu, hayırlı olsun'’
-''Sağol Gürselcim, siz de futbolda iyisiniz'’
-''Ne var ne yok Erdinç, bacım nasıl, çocuklar nasıl'’
-''İyiler iyiler sağol, seninkiler napıyo'’
-''Sağol valla iyiyiz işte, senin işler nasıl kardeşim'’
-''Aynı kardeşim''…
**** 
Allah gecinden versin. Erdinç bigün vefat ettiğinde, cenazede de biz başrolde olacağız mecbur. 
İmam;
-''Rahmetli Erdinç Bey kardeşimizi nasıl bilirdiniz'' diye sorunca ne diyeceğiz. Tek derdim budur.
-''Valla Hocam, tam olarak bilmiyoz, aynı herhalde''!!!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık