• 11 Ekim 2017, Çarşamba 9:01
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

AŞURE
 Elin herifini Emine hanım sandık yıllar yılı.
Ünlü Türk kadın yazardı o, kalplerimizde.
Emine Zola.
Meğer öyle diğilmiş yahu!!!
Valla çok ayıp oldu, billa çok ayıp oldu!!!
Ayıp olduğu bişi diğil, o bulmacalarda falan çokça rasgeldiğimiz ''Nana''yı da okumadık iyi mi?? Arada kaynadı gitti, sırf bu yüzden.
Gerçi, mevzuumuz bu diğil.
**** ****
Bizim Hakan Aygün, Ankara'dan gelirdi. Bense İstanbul'dan. Okullarımızın yaz tatillerinde Giresun'da buluşur, sahil boyu dolanırdık çoğu akşam.
İkimizin de ''mektup'' trafiği var idi o demler. Hakan, bigün dert yandı;
-''Oolum, seni seviyorum yazmaktan bıktım gıza.. Giresun'da yazacak başka konu yok lan''!!!
Ben de sürekli mektuplaşıyordum o dönemki sevdiceğimle.
-''Ay Gürsel, gülmekten öldürüyorsun beni'' diyordu bana.
Halaa aynı şeyi diyo, ama artık sevdiceğim diğil.

Gerçi, mevzuumuz bu da diğil.
**** ****
Ben hep dipten yüzmeyi sevdim Karadeniz'de.
Sanırım;
-''Dur bakiim şu meşhur dip akıntısı nasıl bişeymiş.. Bi garşıma çıksa da pataklasam şunu'' diye merak edip duruyordum.
Daha dün mü ne öğrendim aslını? Rip akıntısıymış.
Yanarım da buna yanarım kardeşlerim, boşa dalmışım ummanlara.

Gerçi, mevzumuz bu diğil.
**** ****
Element nedir arkadaşlar, tam olarak bilen var mı?? Gözüyle gören var mı?? Fen bilgisi dersinde okuyup, okuduğunu anlayan var mı??
Yok tabi.
Bulmacalar sağolsun. Her gün karşımızdalar ama. Gelin, bi de bu ummana dalıverelim;
En kalıbının adamı gibi görünen Bizmut'tur. Bi'deki karizma ve net duruş, diğerlerinde yoktur.
Galyum, biraz laubali gibi durur, Ga derken komik kalır gosgoca element.
Fermiyum, annemin arkadaşı Fermiye'aanım teyzeyi çağrıştırır, ki çok hanımefendi bi kadındı rahmetli, o'ndan element mi olur?
Baryum, Ba'dır, az biraz bizdendir. Delikanlıdır.
Terbiyum, iyice terbiyesiz bi maddeyi anımsatır.
Holmiyum'un Ho'su olsa olsa Noel Baba'nın kahkahasıdır..
Bak Tellür, ne kadar da samimi. Tahminen Giresunlu bi elementtir.
Gerçi, mevzuumuz bu hiç diğil..
**** ****
Haluk Levent, eskiden bu kadar ünlü diğilken, Ortaköy'de bi okul arkadaşımın barında sahne alırdı. Sevgilisinin adı Ebru idi.
Bar personeli arada bi;
-''Haluk seni Ebru'ya vereyim mi / İstemem babacığım istemem'' diye tempo tutardı, elbette ki sırf müşteriye şirinlik olsun diyeydi bu.
Ülker'in yüksek maaşlı müdürü olarak ben de her gece o bara takılırdım. Benim de o dönemki kız arkadaşımın adı Ebru idi.
Dördümüz çok oturduk aynı masaya.
Acep Haluk anımsar mıdır o günlerini?? Lakabının ''Serseri'' olduğunu? Yoksa uzaklaşmış mıdır geçmişinden bu kadar, ne bileyim??
Gerçi, mevzuumuz bu diğil.
**** ****
Babamın yarısı Amcam İstanbul'dan geldi.
Tesadüf, bi ara, minik bebişim Yağmur'la rastlaştılar.
Amcam, kızımı kucağına alıp çok uzun süre öptü. Elbette sevgidendi bu öpmeler, ama anladım ki, yarısı babamın yerineydi.
Amcamın gözleri ele veriyordu durumu.
Mevzuumuz bu kardeşlerim.
Bu haftaki mevzuumuz yalnızca bu.
(Geçtiğimiz hafta aşurelerimizi yedik. Yapanların ellerine, inanç sahiplerinin gönüllerine sağlık. Böyle karışık bi yazı yazayım dedim. Benim aşurem anca böyle olur, idare edin, afiyet olsun)





MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık