• 08 Mayıs 2013, Çarşamba 9:23
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

Arabacılık oynayan çocuk
 Çok gıymetlidir sevgili ablam, benim gözümde.
Doğdum doğalı, hatta şu yaşımda bile ikinci bi ana gibi her derdime devadır. Ne yapıp etsem, misal  bi 19 mayıs sabahı ani bi gararla Samsun'a çıkıversem, ablamın hakkını ödeyemem hiç.
Aynı zamanda, en beklenmedik vakitlerde açtığı birbirinden esrarengiz telefonlarla, gülmece yazılarım üçün önemli bi figürdür de ablam, sağolsun, canını sevdüğüm.
Zabahın erkence bi saati idi bu son aradığı. Gaste mi okuyodum, yoğ ise biyere yazı mı yetiştiriyodum neydi, gendisine pek yaraşan telaş yüklü ses tonuyla; ''Çabuk uyan ve hazırlan oğlum, falanca enişte vefat etti, hemen camiye doğru koş, zaten ailede bitek erkek sen galdın'' şeklinde gonuşuk ediyodu bana.
Ugh!!! Sülalede erkek gısmından tek gişi olarak kalmak!!! Az buz iş diğil.
Hele ki; aklı her daim başka bi yerlerde dolanan, gafası hiçbi gün doğru-düzgün çalışmayan, galbi her defasında absürdçe çarpan bi adam üçün… Çok mühüm bi laf bu.
****    ****
Bildiğim, tek diğilim, bunca ölümlere karşın, büssürü erkek var idi halen yakın bi zamana değin ailede.
Ne olmuş olabilir hepbir, bilmiyom? Sülalenin tüm herifleri ameliyatla şeylerini kestirip, birer birer gadın mı olmuşlar? Yoğusa, yaşlanıp maşlanıp çaptan mı düşmüşler?
Veya nasıl söyliyim, ablam, erkek sözcüğünü ''Güç-guvvet'' anlamında mı kullandı; 
-''Sen zaten doğuştan yedi cihan pehlivanı olarak indin aramıza, ötekilerin hepsini toplasan bi tüy siklet güreşçi bile etmez, git ve tabutu omuzla'' mı demek istiyo?
Nerden bilecem, apar topar hazırlandım hemen.
****    ****
Tanrının rahmetine gavuşan, oldukça yaşlı bi enişteydi. Çok sevdiğim bi kuzen-teyzemin eşiydi.
Demek ki, sülalemize damat olarak girivermişti uzun yıllar önce. (Allah'ın garibi, hiç aklı yokmuş)
Kökeni bizim buralı da olsa, hep İstanbul'da yaşamış nazik bi adam idi. Tahminen gendi toprağında ölmek üzere, son bi yıldır falan şehrimize geri dönmüştü. Akranı, arkadaşı, kafa dengi, dostu falan pek yoktu herhal. 
Cemaatinin kalabalık olamayacağı ihtimali yüksekti haliyle.
Giderken yolda hesap ettim de, lan harbiden de tek erkek ben kalmıştım Giresun'da. Sülalenin geri kalanının tamamı il dışında ikamet ediyodu epeydir.
Ya cenazede bitek imam efendi ve ben olursak?
Aldı mı şimdi beni, hafiften bi panik?
****    ****
Aslında, hazırlıklıyım birazcık.
Benzer bi durum, henüz ortaokula gittiğim yaşlarda Giresun Şehir Stadyumu'nda da başıma gelmişti. Deneyimli sayılabilirim.
Salt ben söylemiyom, misal, Erman Toroğlu, Cüneyt Tanman falan da aynı şeyi söylüyo; o devrin Giresun Amatör Futbol Ligi, bugünkü birinci süper lig ayarında bişiydi.
Sözün gelimi, bizim Sokakbaşıspor, aşşaa yukarı Bayern Münih kıvamında idi. Rakip mahalle var mesela, Akınspor Gulübü. Haalen bile, en azından bi Mançester United ayarındadır. Ne maçlar oluyo, ne maçlar, bi bilseniz. (Gerçi benim branşım diğil, keşke birileri de o maçları yazabilse, okusak hep beraber)
Zaten maç kaçırmıyodum hiç, koşa koşa bi Sokakbaşıspor-Akınspor maçına da gittiydim bi cumartesi zabahı. Hava ayaz mı ayaz…
Tööbe estafurullah!!! Hakemler ve takımlar sahaya çıkıyo, gosgoca tribünlerde bitek ben varım!!! Bacak gadar çocuk!!! Utandım, ne edeceğimi şaşırdım… Seramoni yapıldı falan, oyuncular; ''Sağol, sağol, sağol'' diye el kaldırıp beni selamladı… Rezil oldum, rezil!!!
Yüzüm kıpkırmızı, yine de ayağa galkıp, bu 25 tane centilmeni alkışladığımı iyi anımsıyom.
Heralde, rahmetli enişteyi de bi başıma uğurlayacaktım.
****    ****
Hakkım helbet ki helaldir bu beyefendi ruhlu insana. Camide, sanki çok galabalıkmış havası veren bi sesle  ''Helal ettim'' diye bağırabilirim en azından, imamın suallerine garşı.
Ama, bi yandan da başka önlemler almak durumundayım.
Sağlıkçı arkadaşlardan bi sedye istesem, tabutu sedye üstüne koysam, önden bi ip bağlayıp çeke çeke mezarlığa gadar götürsem cenazeyi? Başka nasıl olacak?
Hem, sonbi kez ''Arabacılık'' oynatmış olurum Enişte'ye. Giderayak ruhu şad olur belki.
Hadi işin bu gısmı tamam diyelim, mezara nasıl goyacam tek başıma? Yığınla usül-adet var, hiçbirini bilmiyom. Bilmek dahi istemiyom. Mezarlık girişinde tabutu bırakıp kaçsam mı? Zabıtaya mı haber versem; ''Yolda kayıp bi tabut buldum, birisi cenazesini düşürmüş'' diyip?
Allah'ım yine neler geliyo şu garip başıma?
****    ****
Gorktuğum gibi olmadı.
Bigaç vefakar din görevlisi, iyiliksever beş-on vatandaş, 2 tane belediye personeli. El ele verip uğurladık rahmetliyi.
Geride, o kuzen-teyzemin gözlerinde gördüğüm 51 yıllık evliliğin hüznü kalmıştı içime işleyen.
Ben de 15 yıllık evliyim diye gendimi bişey sanıp; 
-''Ulan bu gadar mı çile olur'' diyom…
Neler var imiş meğer.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık