• 11 Ocak 2012, Çarşamba 9:21
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

AĞAÇ..
Gökgürültülü ve şimşekli havalarda şöyle bi belli belirsiz kendini gösteren, onda da benden başka hiç kimseye görünmeyen özel laboratuvarımda çalışmalarım tüm hızıyla sürüyodu arkadaşlar. Şimdi sürmüyodu desem yalan olur.
Bi olmaya hemen büyük bi bilimadamı olunamıyodu tabi. Herşeyin bi sırası, adabı var idi. Işınlanma makinesinin icadını öyle kolay bişey mi sanıyonuz?
Vicdanım öyle rahat ki, ben elimden geleni yapıyodum. Ama ne denli gayretli olsam bile, aynı anda hem annemin evinde hem de bakkalda görünebiliyodum sadece. Nerde öyle, bi düğmeye basiyim de şehrin her yerinde birden ortaya çıkabileyim hemen, mümkün mü?
Tesis mi vardı memlekette? Daha, kablolardaki  temassızlık derdini aşamamıştım tam.
Nasıl diyim, pazar günleri gıymalı yaptırmaya bile yürüyerek gidiyodum mecbur.
****    ****
Elimde olmadan, geç kalmışım bazı şeylere.
Takdir edersiniz, her tarafa yetişmesi pek güç imiş meğer. Hepi topu iki gözüm, iki kulağım, iki ayağım varken.
Görememişim, duyamamışım, nasıl ve ne zaman yaptılar bilememişim. Yazık ki habersizim bundan. Giresun Kalesi'ndeki asırlık ağaçları kesmişler, elleri kırılasıcalar…
Epeydir çıkmamışım Kale'ye demek. Akşam üstü gezinirken bu güzel mesire yerinde, gözlerim eksikliklerini hissetti birden. Nasıl olur yahu, adım gibi eminim, var idiler bildim bileli. Kimbilir kaç yüzyıldır şuracıkta duran ağaçlar, yitmiş gitmiş? Oysa, nasıl da kaptırıp kendimi koyvermiştim, yere düşmüş yapraklara bastıkça çıkıveren doğanın o en güzel sesine.
Ağaç bunlar, ağaç. Bizim ağaçlarımız.
Gezmeye gidecek halleri yok. Arka yamaçlara koşup, dünyanın en güzel manzarasına bakarak bira içmeye gidecek halleri yok. Bi kuytu kayalıkta sevgilileriyle sarmaş dolaş oturmaya gidecek halleri yok. Ayakları olsa, eminim giderler, ama Allah'ın en özendiği yapıtları, ağaç bunlar.
Gidemezler.
Canları yansa kaçamazlar.
Kesmişler ağaçlarımızı.
****    ****
İnsan, gözü alıştığı şeylerden yoksun kaldığında ne hallara düşer?
Diyelim, sabah balkona çıkıp limana doğru baktınız, deniz yok. Dün vardı lan?
Varsayalım, göğe doğru baktınız canınızın pek sıkkın olduğu bi vakit, hani gökyüzü herkesin ya… Allah Allah, mavi diğil. Ama, daha geçen gün maviydi?
Hepimiz bi yürek taşıyoz sonuçta. Söz gelimi eski sevdiğimizi yad ettik de burun direğimiz sızladı günün birinde, martıların kanatlarına bakıp bakıp hüzünleniyoz. Tööbe tööbe, uçamaz olmuş bunlar. Fakat, dün akşam havada ve beyazdılar?
Ağaçlarımızı kesmişler, kalpleri mühürlenesiceler.
Vardılar, oradaydılar, bizimdiler.
Artık yoklar.
****    ****
Sayılarını dahi bilemiyoz artık. Yüz tane ağacımıza mı kıydılar, ikiyüz tane mi? Keşke, Kale'ye çıkıp nüfus sayımı yapsaymışız, her yıl bikez. Her ağaca bi nüfus kağıdı, bi kimlik belgesi verseymişiz.
Ne güzel olurdu. Can Akengin ağacı, Bahtiyar Dayımoğlu ağacı, Ahmet Kaçar ağacı, Naim Tirali ağacı, Hasan Ali Yücel ağacı, Fethi Naci ağacı, Öcü Ömer ağacı, Ara Güler ağacı, Hasan Demiral ağacı, Cin Ahmet ağacı, Arnik Hanım ağacı, Deli Semiha ağacı, Madam Agavni ağacı, Vahit Sütlaş ağacı, Atlet Mustafa ağacı, Köpek Mehmet ağacı, daha kimler kimler.
Bak bakalım kimsenin gücü yetebilir miydi o zaman, tekbi dallarına dokunmaya?
Kim karar verdi bu kıyıma, kim? Kimden izin aldınız, bu şehrin köklü aileleri var, güngörmüş insanları var, nice okullar okumuşları var, gepgerçek, adam gibi sanatçıları var, köy dolmuşundaki nur yüzlü gocamanı var, çocuk yuvasında yeni doğmuş gariban bebişi var, kime sordunuz, kime?
Bu hakkı size kim verdi? Nereden buldunuz bu cüreti, nereden?
Gözleri kör olasıcalar.
****    ****
Fakat, ne yalan söyliyim, suçun büyüğü siz, eli balta tutanlarda diğil ki..
Ağaçtı, doğaydı, kuştu, böcekti diye diye benim şehrimin yıllardır kaymağını yiyip, elini bugüne değin tekbi taşın altına sokmamışlarda suç.
Popoları makam görünce, bu şehrin maaşını ne diye aldıklarını unutanlarda.
Giresun Kalesi'ndeki padişah görmüş ağaçlara sahip çıkamadıktn sonra, otur evinde adam, evinden de çıkma…
Ne işe yarıyon?

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık