• 30 Ocak 2013, Çarşamba 9:24
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

AĞAÇ ve DAL
 Çekirdekten yetişme bi kızcaaz.
Adamış gendini 8 yaşından bu yana, sanatın bi dalına. Dal da bende kalsın, ağaç da. Sonra söylerim meraklısına. 
Okul takımlarında yer almış öğrenciyken. Yurdun dört bi yanındaki yarışmalara katılmış. Bilgisini, görgüsünü, yeteneklerini arttırmış böyle böyle. Şampiyon olmaları, madalya almaları, elalemin memleketinde ayakta alkışlanmaları iyi bilmiş gayet.
Sonra, ustalaşmış git gide branşında. Vaktiyle çalıştığı ekiplerin çalıştırıcısı oluvermiş, parıl parıl parlayan gözleriyle. 
Devletin Halk Eğitim Merkezi'nin verdiği ''Usta Öğretici'' belgesini hak etmiş zamanla. İlgili Federasyon; ''Antrenör'' ve ''Hakem'' ünvanlarıyla taçlandırmış bu kızcaazı… İlimizdeki kimi okulların antrenörlüğünü, kimi bölgesel müsabakaların hakemliğini de üstlenmiş göğsünü gere gere...
Ne güzel diğil mi?
****    ****
Mesleğindeki olgunluk çağına geldiğinde, şehrimizin pek mühüm bi kurumunda da görev almaya başlamış hanım gızımız.
İlk göz ağrısıdır sonuçta, hayatta en iyi bildiği şeydir mesleği. Koşa koşa gitmiş, yeni öğrencilerini yetiştirmeye. Kim olsa yapmaz, kim olsa koşmaz?
Fakat? Daha ilk günden? 
Anlamsız bi dışlanma, diğer meslektaşlarınca garip bi yok sayılma, amirlerince hor görülme, çok sıradan, basit görevlerle küçük düşürülme, baştan savarcasına idmanlarda bi kıyıcıkta bekletilme? En kötüsü; yapılacak programlardan haberdar edilmeme? 
Her gece büyük bi üzüntüyle döner olmuş evine. 
Garip garip insanların, tuhaf tuhaf adamların ego tatmini böyle bişey olsa gerek.
Dalı da orada kalsın, ağacı da. Merak edene anlatırım bigün…
****    ****
Meğer bi kumpas mekanıymış oralar. 
Canlı tanıklardan duydum;
-''Ben O'nu ayağını kaydıracam, kimseyi tanımam'' diyenleri bile varmış bunların aralarında. Nasıl bi yapılanmaysa, ne tür bi çıkar ilişkisiyse yıllardır süregelen Allah bilir, dışarıdan geleni kabul etmez imiş oralar.
Çok uğraşmışlar kızcaazla. Karnı burnunda gebeyken işsiz, ekmeksiz bırakmışlar kış günü… Habersizce, tazminatsızca, sinsice işten çıkarmışlar, bin tane palavrayla… 
-''Sen burada işe girersen, ben çıkarım, buraya gelemezsin'' diye hafiften tehditvari konuşanlar ise, oralara şef olmuş.
Ne güzel diğil mi?
****    ****
Haksızlığın, hukuksuzluğun da bi sınırı var dostlar. Geri çağırılmış aylar sonra görevine.
Koşup o sevinçle, çıkılabilecek en yüce makama, derdini dökmüş kızcaaz ilk iş olarak…
-''Dışlanıyorum, yok sayılıyorum, bana görev verilmiyor, idman saatlerini bile gizliyorlar'' vesaire demiş. Görev istemiş. 
Canlı tanıklardan duydum;
-''Çalışmadan maaş almak istemiyorum'' diye konuşmuş. Gerekli güvenceyi ve sözü alarak ayrılmış oracıktan.
Ne güzel diğil mi?
*****    ****
Hiçbir şey değişmemiş oysa.
Tavır aynı tavır. Dışlanma aynı dışlanma. 
Ve geçtiğimiz günlerde yeniden işinden edilmiş kızcaaz. Habersizce, tazminatsızca, sinsice. Sanki hiçbi şey konuşulmamış gibi… Sanki derdini daha önceden anlatmamış gibi…
-''Nooluyo yahu, ben bu denli haklıyken, bu nasıl iştir'' bile diyememiş. Diyecek kimse bulamamış.
Ne güzel diğil mi?
****    ****
Meğer yapılan her işin ardında kapkara bi duman bırakan bi mekan imiş oralar. Kendi dumanlarına bakmadan başkasına kara çalmışlar, akıllarınca. 
Ama, durum farklı bu kez.
Ekmeğiyle oynadıkları, bu şehirde çok sevilen, çok itibarlı, rahmetli bi adamın gelini diğil miymiş? Boylarından büyük işe kalkışmışlar bu defa….
Bu ağaçtan çok dal gider mi bilmem, ama bu köprüden çok su akar.
Sel suyunu kimse durduramaz, diğil mi?

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık