• 17 Ekim 2018, Çarşamba 9:08
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

3 MÜHİM ADAM
 Hulusi Güngör.
Benim sevgili ağabeyim. Şehrimin ''Hüzünlü'' yazarı. Edebiyatçı deyince aklıma en çok o gelirdi bizim buralarda.
Biraz deli doludur da hem, pek sever idim her huylarını.
Zaman zaman yerel gazetedeki köşesinde ''Babama Mektuplar'' başlığıyla yazılar döktürür, türlü-çeşitli konularda rahmetli babasıyla dertleşirdi.
Aynı derelerde çimmişiz sonuçta, o yazıları yazarken gözlerinin nasıl da nemli olduğunu santim santim hissederdim bense…
Heç işte, iyilik sağlık, haberiğiz olsun dedimidi.
****
Belgin Tuncer.
Benim güzide ağabeyim. Şehrimin ''Eski'' futbolcusu. Giresunspor'un ''İmparator'' lakaplı efsane liberosuydu.
Büyük şehirdeki pek meşhur topçu eskilerinin arkadaşıydı da hem, pek severdim her hallarını.
Laf ustasıydı. Görmüş geçirmiş adamların önde gideniydi. Asil bi ailenin çocuğu olup, bu şehrin nerelerden gelip de bu sefil vaziyete nasıl düştüğünü gayet iyi bilirdi.
Gecelerden bi gece, komşumuz Ordu'nun övüldüğü bi ortamda rakısına ara verme gereği duyup;
-''Susun lan, Giresun Paris'ken Ordu'yu her gece sel basıyordu'' diyebilmişlerden idi.
Aynı meyhanelerde içmişiz sonuçta, o gonuşukları ederken kalbinden neler geçtiğini milim milim duyumsardım bense.
Heç işte, iyilik sağlık, haberiğiz olsun dedimidi.
****
Melih Demirel.
Benim tatlı ağabeyim. Şehrimin ''Cem Yılmaz'ı''. Kâinatın tartışmasız en komik adamıydı.
Kapısında; ''Prof Dr Melih Demirel Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı'' tabelası bulunan dünyanın yegâne içki evi sahibiydi de hem, pek sever idim varlığını.
Biz müdavimleri üçün tımarhane işlevi görürdü mekânı. Gider, orada tedavimizi olur, sonra işimize gücümüze bakardık her akşam.
Nerden bulur, o anda nasıl tedarik eder, bi an gözden kaybolur, geri döndüğünde mekândaki muhabbete göre; kafasında beyaz bi takke, kucağında bi vitrin mankeni veya elinde bi baston?
Meddahlık buydu. Tuluat tiyatrosu buydu. Gülmekten yerlere düşer idik.
Aynı dergâhlardan geçmişiz sonuçta, o esprileri patlatırken beyninde neler dolandığını hücre hücre bilirdim bense.
Heç işte, iyilik sağlık, haberiğiz olsun dedimidi.
****
Ölümlü dünyadır.
Melih Abi'nin babası sevgili Özmen Amca'mız vefat ettiydi yıllar önce.
Cami avlusu hınca hınç olurdu hep. Giresun cenazesidir bu, başka memleketlere nasip olmaz, gözlerimizden ne denli keder aksa bile, gülmekten de kırılırdık bi yandan.
Sağımızdaki solumuzdaki herkes mizah dehasıydı çünkü. Gülmece mevzuunda dünyanın en ince herifleriydi hepbir.
Nasıl gülmeyecen, kimse rahat durmazdı ki?
Dinleyin bakın.
Musallanın yanındalar tam da. Belgin Abi seslenir hafiften;
-''Hulusi oolum, bak Özmen Abin gidiyo, mektup yazmayı boşver, babana bişey söyliyceksen git kulağına söyle''.
Gönüller aydınlanırdı birden. Bu kederli ortamda, delirmek işten diğildir, espri denen okyanus anca bu kadar derin'dir.
Ama… Ayıp olacak rahmetliye de, aileye de, orada hazır bulunan insanlara da…
Dudaklarımız patlar idi ısırmaktan.
Haberiğiz olsun dedimidi.
(Adı geçen abilerime selam, Özmen Amca'ma rahmet olsun)

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık