• 17 Ağustos 2014, Pazar 9:43
ErolKonal

Erol Konal

Yemin…
 “Bir yemin ettim ki dönemem…” bir Kayahan şarkısıydı sanırım, ilk gençlik yıllarımda sıkça dinlerdik.  Yemin etmek, ant vermek, sözleşmek…
Bilinen en meşhur yemin doktorların Hipokrat yemini olsa gerek. Askerlerin ve polislerin yeminleri de ziyadesiyle görülmeye değerdir bu arada. Her mesleğin kendine ait bir yemini var mı bilemiyorum. Mesela biz öğretmenler mesleğimizin ikinci yılında eğer ki stajyer öğretmenliğimiz kalkmış ise yemin ediyoruz öğretmenler gününde Türk milli eğitiminin temel doktrinleri doğrultusunda. Az önce de belirttiğim gibi her mesleğin böyle bir ritüeli var mı bilemiyorum.
Mimarlar nasıl yemin etmeli ya da inşaat mühendisleri? Dolmuşçuların yahut taksicilerin yemin etmeleri gerekseydi, bu yemin nasıl olurdu mesela hiç düşündünüz mü? Ben düşündüm. Nasılsa tatildeyiz, iş güç de yok.(Hep öyle bir algı vardır ya bu öğretmenler de çok tatil yapıyorlar diye. Kendimizle değil de başkalarının hayatlarıyla daha çok ilgiliyiz her nedense!)
İki kattan fazla ev planı çizmeyeceğime, çizdiğim her planın içinde insanların yaşayacağını unutmayacağıma, mimarinin orijinal ama aynı zamanda da gelenekle bağını kopartmayacağına, mutlaka evleri bahçeli ve bir diğerinin yaşam alanına müdahale etmeyecek şekilde planlayacağıma şu göğü deler gibi asi ve mağrur gökdelenler ve içlerinde kaybolduğumuz AVM'ler  altında kalayım ki … yemin ederim, diyecek eyy mimar neredesin?
Ben ki çizilen projelere sadık kalacağıma, hiçbir şart ve durumda malzemeden çalmayacağıma, emrimde çalışan işçilerin de birer insan olduklarını unutmayacağıma, yaptığım her binayı sanki kendim oturacakmışım gibi yapacağıma eğer bunlara riayet etmezsem demir ve çimento fiyatları öyle yükselsin öyle yükselsin ki sitelerim yarım kalsın ben de iflas edeyim ama onurumu kaybetmeyeyim diyecek inşaat mühendisleri nereyesinizdur da? 
Ayakta yolcu almayacağıma, aniden yolun ortasında durmayacağıma, tuhaf tuhaf müzikler çalmayacağıma, telsizle diğer dolmuş şoförleriyle belli bir nezaket çerçevesi içerisinde konuşacağıma, her yaştaki yolcunun farklı farklı özellikleri olduğunu hesap ederek herkese aynı biçimde davranmayacağıma, mutlaka ve mutlaka hız kurallarına dikkat ederek(ne çok yavaş ne çok hızlı) aracımı kullanacağıma ve kasislerde yolcuları hop oturtup hop kaldırmayacağıma, para üstü ve bozuk para meselelerinde hemen atarlanmayacağıma, akaryakıt fiyatları beni ezsin ki… söz veriyorum.
Listeyi uzatmak mümkün. Aslında meselenin dönüp dolaşıp geldiği yer mesleklerden ziyade o mesleği ifa eden insanların niteliğiyle ilgili. Biz ki ne zamandır insanlığımızın ayarını yitirdik gerisi kendiliğinden geldi. 
Hiç gocunmaya gerek yok. Takke düştü kel göründü. Geçerek hepimiz bir boy aynasının karşısına tepeden tırnağa kendimize iyice bir bakalım. Nüfuz edelim suretimize ve siretimizle bağ kurmaya çalışalım. Ne idik ne olduk? Gördüğümüz biz miyiz yoksa görünmek istediğimiz mi? Bırakın toplumsal tapuları ya da kamusal algoritmaları. Maskelerimizi çıkaralım koyalım önümüze. Ne zamandır koşuşturmaktan yapamadığımız hep erteleye geldiğimiz muhasebemizi yapalım. Uzun uzun düşünelim mesela. Etrafımıza ve etrafımızdakilere daha alıcı gözlerle bakalım. 
Sevelim, sevilelim. Güvenelim. Kendinden emin olunanlardan olmaya gayret sarf edelim. Her bakıştan ve her tebessümden değişik manalar devşirmeye çalışmayalım. Septisizmden kurtulalım. Beklemeyelim ilk adımı biz atan biz olalım…
Hayatımızı değiştirmek için bir yerlerden bir davetiye gelmeyecek yahut sihirli bir değnek değip de yaşamımız baştan ayağa farklılaşmayacak. Davetiye de sihirli değnek de kendimiziz, ah bir görebilsek ve inanabilsek kendimize. 
İnanmak. İnsanoğlunun en çetin imtihanı. Kendinden başka her şeye ve herkese inanır da insanoğlu sıra kendine geldi mi ipler kopuverir bir anda. Bilmezler ki kendine inanmayanların nasibine başka sevdalardan ve başka hayatlardan düşen birer gölgeden fazlası değildir aslında. 
Bir yemin ettim ki dönemem…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık