• 12 Nisan 2017, Çarşamba 9:08
ErolKonal

Erol Konal

YAZMAK ÜSTÜNE...
 "Denize atılan bir şişe her kitap.
Asırlar, kumsalda oynayan birer çocuk.
İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar,
belki açmazlar."*


Yazmak, bir doğum sancısı. Yazmak, bir sorumluluk. Yazmak, bir aşkınlık hali. Yazmak, bir hal tercümesi.
Yazmak, içindeki müziğin dağ dağ yankılanması, ova ova yayılması, vadi vadi dolaşması, nehir nehir çağlaması.
Yazmak, sürekli bir devinim. Yazmak, amansız bir kavga kendinle. Yazmak, sonsuz bir okuma. Yazmak, hem yıkmak hem inşa etmek. Yazmak, hem iz sürmek hem iz bırakmak.
Yazmak, gölgelerden kurtulmak. Yazmak, bulutlardan sıyrılmak. Yazmak, dalgalara meydan okumak. Yazmak, fırtınaya karşı durmak.
Yazmak, bir anlama çabası kendini ve ötekini. Bir arayış, yazmak. Belki de yazmak, kaybolmak.
Yazmak, bir rahatsızlık hali. Sürekli bir tedirginlik durumu, yazmak. Yazmak, geleceğe seslenmek en çok da. Hali anlamlandırma uğraşı bir de. Geçmişe şerh düşmek çoğunca.
İtiraz etmek, yazmak. Önemsemek, özen göstermek, dikkat çekmek, yazmak.
Yazmak, altını çizmek düşüncelerin. Yazmak, rengini belli etmek duyguların. Yazmak, gönlünü açmak kelimelere. Yazmak, yüreğini dökmek sözcüklere.
Yazmak, yağmur olmak düşlere. Yazmak, güneş olmak yarınlara. Yazmak, el sallamak martıya.
Yazmak, konuşmak gizliden gizliye. Yazmak, sevmek uzaktan uzağa. Yazmak, özlemek içten içe.
Yazmak, sakla(n)mak kimi zaman. Gizle(n)mek cümlelerin arasında. Gitmek olduğu kadar gelmek, yazmak. Yazmak, gülümsemek en çok da gülümsetebilmek belki de.
Yazmak, sığınmak tanımadığın limanlara. Yazmak, demir alması günü geldiğinde bilinçaltındakilerin yeni yeni ufuklara. Yazmak, rüzgârını bulunca semalarda süzülen bir uçurtma kimince.
Yazmak, bir iç dökümü. Yazmak, bir davet. Yazmak, bir tavır. Yazmak, bir tutum. Yazmak, dokunmak.
Yazmak, tarihe not düşmek. Yazmak, çağın tanıklığını yaparken düşüncenin namusunu da korumak!
Yazmak, gökyüzünün rengini, toprağın kokusunu, denizin köpüğünü, ağacın yeşilini kayda geçirmek…
Yazmak, duygulara kanat takmak, düşüncelere yol vermek belki de. Belki de vicdanın sesine kulak kesilmek. Beynini kemiren sorulara cevap aramak, yazmak. Yüreğini kanatan yaralara dermen aramak en çok da yazmak.
Yazmak, hayata tutunmak, yaşadığını hissetmek, var olabilmek…
Yazmak, hesaplaşmak kendinle. Yazmak, yüzleşmek vicdanınla. Yazmak, ayna tutmak kadar ayna olabilmek çokça.
Yazmak, en az yaptığımız şey belki de…
* Cemil Meriç, Bu Ülke, İletişim yayınları, 51. Bas., sh:267

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık