• 15 Haziran 2016, Çarşamba 9:02
ErolKonal

Erol Konal

YANIK DEFTERLER
 Rivayetler havada uçuşuyor. O kadar çok ki hangi birini dillendireyim bilemedim, şimdi. Kim dedi, kime dedi, niçin dedi, nerede dedi ve nasıl yayıldı kimse bilmiyor. 
Rivayet o ki çok ama çok gizli bir defterim varmış ve her şeyi oraya kaydediyormuşum! Bak, bak, bak. Kim inanır ki buna? Nefsine dur diyemeyip tabii de Kadir inanır diye espri patlatacakları şimdiden uyaralım da günah bizden gitsin, hiç komik değil! 
İlahi, Kiramen Kâtibin miyiz ki insanların yapıp ettiklerinin çetelesini tutalım ya da top secret birisi miyiz ki gizli bir ajandamız(!) olsun. Sizin gibi, herkes gibi sıradan, alelade bir ademiz biz de. 
Şimdi diyeceksiniz ki ateş olmayan yerden duman mı çıkarmış? Hani haksız da sayılmazsınız. Ancak az önce de ifade buyurduğumuz gibi adı sanı belli olmayan, havasça hiçbir protokolde esamisi okunmayan,  avamca zurnanın zırt dediği bir beni âdemin olup olmadığı dahi belli olmayan bir defterciğiyle sizin gibi pek kıymetli karileri meşgul eylemekten ar ettiğimi tüm samimiyetimle bilmenizi isterim, efendim. 
Eee, amma da uzattın be adam çıkar artık ağzından şu baklayı diye illa diretiyorsanız bu fakir neylesin? 
İtiraf ediyorum. Evet. Var. Gizli, hiçbir faninin ulaşamayacağı kadar derinlerde 'deli köşemde' bir defterim var. Kimselerin görmediği, göremeyeceği çok gizli bir yerde sonsuzluğa ısmarlanmış bir defter… Kalbimde herkese ve her şeye, herkesi ve her şeyi sığdırabilecek büyük mü büyük, geniş mi geniş, her sayfasında sevdiklerimin olduğu, her yaprağında, gözü gözüme değmiş, yüzü yüzüme dönmüş, gönlü gönlüme akmış güzel yüreklerin bulunduğu, her satırında söyleyemediklerimin vücut bulduğu kocaman, sonsuz bir defterim var.
Cümlesi orada aşina olduklarımın. Tamamı satır aralarında gözden kaçtı sandıklarınızın. Hepsi tastamam ne eksik ne de fazla silinmemecesine kayıtlı ve mühürlü bir halde: Namahrem ellere yasaklı, kem gözlere kapalı, taş kalplilere perdeli…
Öyle bir defter ki bu, her harfinde ayrı bir sevda düğümlü. Her hecesinde farklı dünyalar saklı. Her kelimesi nakış nakış dokunmuş, her cümlesi ilmek ilmek örülmüş, her bir satırı mutluluk gözyaşlarıyla yoğrulmuş. 
Her cildine ne hikâyeler sığdırılmış, her fasikülüne ne hatıralar emanet edilmiş, her bir konu başlığına nice destanlar yazılmış, her köşesine sayısız mutluluklar serpiştirilmiş…
Değil elbette ki içindekilerin hepsi toz pembe. Elbette var içlerinde kırgınlıklar, yaşanmamışlıklar, geç kalınmışlıklar, yanlış anlaşılmışlıklar, karasızlıklar… Yok değil eksik kalanlar, tamam olmayanlar, gölgesi öne çıkanlar, silueti flu olanlar… 
Ama bu demek değil ki onların da yoktu güzel yanları. Uymadı diye kalp ritimlerimiz onlar sanmayın ki kötüydü. Belki de uyumsuz olan bizdik, çokça! Uymak da zorunda değildi hani. Aslolan yaşamaktı farklılıklarımızla bir ve beraber. Uzlaşmaktı esas olan çoğulculuğumuzu yitirmeden. Konuşabilmekti önemli olan anlaşamasak da kin büyütmemekti içimizde, nefret tohumları ekmemekti, kötülük yeşertmemekti.
Sanmayın ki unutulur her şey. Bilin ki unutulmuyor hiçbir şey. Mış/miş gibi yapılıyor en fazla. Ha, öyle miymiş deniliyor biraz da. Ama unutulmuyor, silinmiyor, kaybolmuyor hiçbir şey asla. Zaman en büyük çaredir dediklerine de bakmayın siz fazla. Ateş düştüğü yeri yakar derler ki doğrudur. Bil ki dokunduğu yerleri de kanatır boyuna. 
Uzun lafın kısası var herkesin bir defteri kalbinin en mahreminde. Kimi belli ki kilit vurmuş üstüne kimiyse açıp karıştırmamış hiç sayfalarını. Kimine hüzün bulanmış çokça kimine mutluluk. Kimi unutulmuş sağda solda kimiyse saçılmış ortalığa. 
Eski defterleri karıştırmak da nereden çıktı dediğinizi duyar gibiyim. Bir bilsem ben de ahhh bir bilebilsem…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık