• 28 Aralık 2016, Çarşamba 8:04
ErolKonal

Erol Konal

YALNIZLIK GÜZELLEMESİ
 “Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz.” diyen şaire nispet yaparcasına arşınladım kaldırımları. Kendi gölgemden başkası değildi ardımdaki. Ne devler kesmişti yolu ne de sisler kaplamıştı bulvarları. 
Birkaç teknoloji mağazasına girdim amaçsızcasına. Alıcı olmadığım belli ki hiçbir satış elamanı yanıma bile yaklaşmadı.-Halbuki ayın hatta yılın satış temsilcisi bile olabilirlerdi, fırsatı kaçırdılar.- 
Gelip geçen insanlardan tanıdık simalara rastlasam da çoğunlukla yabancı yüzlerdi sokakları, caddeleri, meydanları dolduranlar! Hem günün erken saatleri olması hem havanın bir nebze soğukluğundan olsa gerek ortalık tenhaca bile sayılabilirdi. Zira Atapark sadece güvercinlere tahsis edilmiş gibiydi. 
Bazı tesadüfler de olmadı değil. Hanidir görmediğim ama hep aklımda ve gönlümde olan çehrelere rastlamak güzeldi, mesela. Ancak işbu yazının teması yalnızlık üstüne olduğundan detaya girip mutluymuş gibi görünmek istemem! Latife bir yana mesafeler arttıkça ve meşgaleler değiştikçe ister istemez tesadüfi karşılaşmalarda konuşulan kelimelerin adedi de azalıveriyor! 
Sinema afişlerine baktım sonra yine içimde herhangi bir filme gitme isteği olmadan. Vitrin önlerinde oyalandım. Camekânlarda yalnızlığımı çoğalttım. Bir öğle namazı ertesinde geleceğimi seyrettim, Çınarlar camiinden çıkan amcaların, dedelerin suretinde. Az ötedeki tavuk dönercide mutat olduğu üzere odun ateşinde ekmek aramı yedim, büyük bir hazır ayranın eşliğinde. Kulak kabartım konuşulanlara istemsizcesine. Öğretmen evine uğradım belki akranlardan birkaçını görürüm ümidiyle. Yine emekliler ve emekliliğe gün sayanların lokali lebaleb doldurduklarına tanıklık ettim. 
Ellerim ceplerimde, dudağımda yarım bir ıslık caddeyi turladım yabancı bir şehirdeymişçesine. 
 Ve yine bugün de karışamadım kalabalığa. Baktım öylece bir köşede durup gelip geçen yığınlara. Yürüdüm içlerinde, takıldım peşlerine, bulundum yakınlarında, ama bir türlü eklemlenemedim onlara. Oysaki elimi uzatsam orada, ellerini uzatsalar buradaydım! 
Uzun uzun seyrettim insanları, uzun uzun. Kimi zaman bir meydanda, kimi zaman bir cami çıkışında, kimi zaman bir caddenin hengâmesinde. Kah sahil boyu yürüyorlardı, kah bir AVM'de koşuşturuyorlardı, kah bir miting alanında alkışlıyorlardı, kah bir düğün salonunda oynuyorlardı, kah bir ekran başında seyrediyorlardı. 
Değillerdi hep mesut, değillerdi hep bahtiyar; tıpkı her zaman güleç yüzlü olmadıkları gibi. Konuşuyorlardı sürekli lakin hiç dinlemiyorlardı. Sarılıyorlardı, fakat sımsıkı değildi. Tebessüm ediyorlardı ancak samimi görünmüyorlardı.  
Belli ki modern çağın getirdikleri kadar götürdükleri de var. Ucuz bir matematiksel işlemle artısı eksisinden fazlaymış, karı zararından çokmuş deyip işin içinden sıyrılmaya çalışmak da modernitenin okkalı kazıklarından birisi olmalıydı! 
Ne zamanki her şeyi toplar çıkarır olduk yalnızlığımıza bir çentik daha eklendi. Ne zamanki kar zarar skalasında ivme kardan yana döndü yalnızlığımız katlanmaya başladı! Ne zamanki köyden indim şehre furyasının önlenemez yükselişi baş gösterdi yalnızlıktan yalnızlık beğenir olduk! Ne zamanki şehirler enine değil dikine büyür oldu arttı yalnızlığımız.
Bütün bunlara bir de sanatsal ve fikirsel bazda yüceltilen ve övülen bohemi yalnızlığı da ekledik miydi yandığımız gündü! Bireyselleşmenin toplumlara hediyesi olan bu, Batı menşeli nur topu gibi yalnızlık hiç de bizim bir zamanlar ruhumuzu arındırmak için hayatın koşuşturmacasından sığındığımız yalnızlığa benzemiyordu. Sanki bu yalnızlıktan ziyade bir yabancılaşma daha da fenası bir köksüzlüktü! 
Tam bir sonuca varacakken yalnızlık mıydı, yabancılaşma mıydı, yoksa kök salamama, aidiyet hissedememe miydi gibi felsefi problematiklerle meseleyi içinden çıkılmaz bir mahiyede büründürmeden başladığımız gibi bitirmekte fayda var. “Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz.”*
*Özdemir Asaf 
** İyi ve güzel bir yıl dileğiyle…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık