• 24 Ocak 2018, Çarşamba 8:02
ErolKonal

Erol Konal

YALNIZLIĞIN YALIN HALİ
 “…her kimliğe doğuştan yazılı
tek uğraşıdır insanın bir yaşama sırasında
tek sermayesi, sahip olduğu tek şeydir
kıymetini bilmelidir, dedi.
yalnızdır insan
hep kalabalıklara karışma telaşı bundandır…”*


Hakkında söz söylenecek, yorum yapılacak, değerlendirmelerde bulunulacak en çetrefilli meselelerin biri de yalnızlıktır desek yanılmış olmayız sanırım.
Yalnızlığın bizatihi netameli bir alanda duruyor olması, hakkında konuşacakları, yazacakları bir hayli tedirgin etmeye yetip de artıyor bile.
Her ne kadar uzaktan albenisi yüksek ve imrenilecek bir hayat tarzıymış gibi dursa da yalnızlık, üzerinde iyice kafa yorulması, derinlemesine tahlil ve tetkik edilmesi gereken bir mefhum olarak irdelemeyi, vuzuha kavuşturulmayı ziyadesiyle hak ediyor.
Yalnızlık, vaat ettikleri ve farkında olmadan bizden götürdükleriyle bilhassa son iki yüzyılın en problemli sahalarından birini teşkil ediyor.
Herkes yalnızlığı, yalnız kalmayı ister, özler ancak hiç kimse en iyi yalnızlık benimkisi, en yalnız benim diye övünemeye, gururlanamaya kalkışmaz, yeltenmez. Böylesi bir kalkışma yahut yeltenme başlamışsa bilin ki orada tehlike çanları çoktan çalmaya başlamıştır!
Ne kalabalıklar içinde tek başına kalmak ne yürüdüğün yolları şaşırmak ne de tanıdık yüzlerin azalmasıdır, yalnızlık. Asıl yalnızlık kalp kırmaktır, gönül yıkmaktır, hayal çalmaktır, umut karartmaktır…
Yalnızlık, aykırı olmaktır, inandığın yolda tek başına yürümektir bazen de. Akıntıya karşı kürek çekmek, kalabalığı yarıp geçmektir kimi zaman da yalnızlık.
Yalnızlık, yanlış anlaşılmak değil, anlaşılmamaktır. Yalnızlık, öteki olmak değil, ötekileştirilmektir. Yalnızlık uzakta olmak değil gönülde olmamaktır.
Mevsiminden önce açan çiçeğin kaderini yaşamaktır bir bakıma yalnızlık. İçindeki şarkının susmasıdır yalnızlık, gönlündeki şiirin. Gölgenin aslından uzun olmasıdır, yalnızlık. Sesin yankısından cılız kalmasıdır, yalnızlık.
Sanıldığının aksine kısa cümleler değil uzun cümleler kuranlardır, yalnız! Tıpkı yaygın kanının aksine sesi çok çıkanların, sesi az duyulanlardan daha yalnız olması gibi.
İçine içine ağlamaktır, yalnızlık. Buruk buruk gülmektir, yalnızlık. Soracak sorusu olmamaktır, yalnızlık, verecek sevgisi kalmayandır. Yalancılar kadar dürüst olmayanlar da yalnızdır…
En nihayetinde insan ne kadar kalabalıklar içinde olsa da bir yönüyle hep yalnızdır. Ve İsa olmaktır, yalnızlık. İnsan tek başına çarmıha gerilir, çünkü.
* Bana Bir Şeyhler Oluyor adlı oyunda Altan Erkekli'nin repliğinden…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık