• 18 Ekim 2017, Çarşamba 8:52
ErolKonal

Erol Konal

Yağmur Yağmıyordu
 Bir yazı nasıl başlamazsa öyle başlasın, bu yazı. Ve bir yazı nasıl bitmezse öyle bitsin, bu yazı.
Hep aynı şarkı çalsın fonda ve hiç durmasın yağmur şarkı çaldıkça. Biz yine dünyayı kurtaralım! Konuşalım sabahlara dek havadan sudan. Açık kalsın demliğin altı söz uzadıkça.
Bizler basit, küçük, sıradan insanlar olsak da hayallerimiz büyük olsun!
Zaman zaman dalıp gidelim çaylarımızı yudumlarken karanlığın içinde. Zaman zaman kaybolalım birbirimizin yüzünde.
Yağmuru, şarkıyı, çayı, dostu ezber edelim ha bire. Ne hüzünlü yağıyor diyelim, ne içli çalıyor diyelim, hiç böylesini içmemiştim diyelim, iyi ki varsın diyelim, her zaman ol diyelim…
Bitmesin muhabbet, tazelensin çaylar ve uzasın gece. Bir şiirden açılsın kapı bir romandan. Gâh Fuzuli olalım aşkın şiirini söyleyelim biraz Türkçe biraz Arapça biraz Farsça, gâh Cervantes olup Don Kişot'la hayaletlerle konuşalım İspanyolca. Gâh Hafız olalım efsaneler anlatalım, gâh Goethe olup şeytanla kapışalım. Gâh Baki gibi hoş bir sada bırakalım gök kubbede, gâh Sadi gibi kıssalar söyleyelim asırlarca.
Nedim olalım şarkılarla coşalım kayıklarda, köşklerde, Puşkin olup düello tutuşalım çayırlarda, kırlarda. Hüsn ü Aşk'ında Şey Galip'in ateşten denizlerde mumdan gemiler yürütelim, Üç Silahşörler'inde Dumas'ın maceradan maceraya koşalım.
Hürriyet Kasidesi'nden Sefiller'e, Kemal'den Hugo'ya bağ kuralım. Ağır ağır çıkarken 'Merdiven'lerinden Haşim'in, Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sından vicdanımıza pay çıkaralım.
Akif'in Çanakkale Şehitleri'yle, dünyayı titretirken, Savaş ve Barış'la Tolstoy'u selamlayalım. İkinci Yeniciler'in dizelerine bir mana vermeye uğraşırken, Proust'un Kayıp Zamanının İzinde'sinde geçmişe büyülü bir yolculuğa çıkalım.
Cahit Sıtkı'nın Otuzbeş Yaş'ı Ahmet Hamdi'nin Huzur'u derken zaman genişledikçe genişlesin ve şairin; “Ne içindeyim zamanın,//Ne de büsbütün dışında;//Yekpare, geniş bir anın//Parçalanmaz akışında.”* mısralarıyla anın büyüsüne şahitlik edelim.
Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül sohbet ister kahve bahane meşrebince fasıl üstüne fasıllar açılsın, edebiyattan tarihe, tarihten felsefeye, felsefeden bilime açıldıkça açılsın pencereler, sürdükçe sürsün muhabbet.
Zihinler bilgiye, gönüller sevgiye, yürekler dostluğa kansın. Toprak yağmura doysun, insanlar huzura. Dertler şifaya, matemler sefaya dönsün.
Gece sabaha kavuştuğunda, bulutlar güneşe yol verdiğinde, yağmurlar toprak kokusuna döndüğünde tazelenen günün ilk ışıklarıyla gözlerini açanlara şimdiden selam olsun.
Ne şarkı çalıyordu arka fonda ne yağmur serpiştiriyordu dışarıda ne çaydanlık fokurduyordu ateşin üzerinde ne sen vardın ne de yüzünde yüzümü bulduğun yüzün vardı gecede.
Ve şarkı çalmıyordu. Ve yağmur yağmıyordu. Ve sadece bardakların birinin dibindeki çay tortularına göre sen de gelmemiştin!
* Ne İçindeyim Zamanın, Bütün Şiirleri, Ahmet Hamdi Tanpınar, Dergah Yay. 12. Bsk., Sh: 19

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık