• 12 Temmuz 2015, Pazar 10:02
ErolKonal

Erol Konal

Voleybol Topuna Güzelleme (2)
Kâğıtlar, sayfalar, yapraklar… Kalemle kâğıt arasındaki ilişki nedense hep hüzünlü olagelmiş. Bilmez ki kalemden dökülenler kâğıdın canına minnet.  Bilmez ki hüzün sağanağı bayramıdır, kâğıdın. Bilmez ki kalem, yolu gözlenendir. Bilmez mi ki kalem, kederleri gibi kaderleri de ortaktır. 
“Namus işçisiyim yani//Yürek işçisi//Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş//Ne salkım bir bakış//Resmin çekeyim//Ne kınsız bir rüzgâr//Mısra dökeyim//Oy sevmişem ben seni...” Marifet senin gibi düşünenleri, sana benzeyenleri, senden olanları değil; senin gibi düşünmeyenleri, sana benzemeyenleri ve senden olmayanlarının da haklarını kendininmiş gibi görmekte, kabullenmekte, saygı duymakta hatta ve hatta onlar için mücadele edebilmektedir. Her düşünce özü itibariyle savunulmayı hak eder ve düşüncenin erdemine saygı bizatihi insanın kendi özüne hürmetinin bir tezahürü, varlığınaysa bir vicdan borcudur, ezcümle. 
Rotasını yitirmiş, pusulasını şaşırmış, deniz fenerlerine sırt çevirmiş bir gemiyi ancak ve ancak deyimdeki tabiriyle gemisini en son terk edecek inanmış bir kaptan sahili selamete çıkarabilir; o da sadece kaptanı seven bir mürettebatla değil onun hünerlerine ve tecrübelerine güvenen bir ekip ruhuyla gerçekleşebilir. Ki mademki burası bir tiyatro sahnesi ve mademki bizler de birer oyuncuyuz mademki rolün büyüğü küçüğü yok öyleyse kaptan olmak da bir mürettebat olmak da. Hem yetenek oyun kazandırır, şampiyonluğu getiren takım oyunudur, diye söylemezler mi hep. 
İmdi bu zor işte. Ev olunca mesele birazcık kalem titremiyor değil.  Biz ne aslanlar kaplanlar gördük eve varınca süt dökmüş kediye dönen. Ki bu değil ki eve ve evdeki reise(iç işleri bakanı) karşıyız. Latife bir yana kaptansız bir gemi nasıl düşünülemezse herkesin, ben buraların ağasıyım dediği bir yuva da yuva olmaktan çıkıp maskelerle dolu bir cangıla döner ki orada ne sevgi ne saygı ne de bunların türevleri barınıp ortaya güzel bir eser çıkabilemez.
Teknoloji iyidir, hastır da insanı mutlu kılabilmiş midir?(kendimi bir an bir münazaranın tam ortasında hissetim) Bilgisayarların, akıllı telefonların, yapay zekâların hegemonyasındaki bir çağda tek umudumuz insanın insan olduğunu hatırlaması, insan olarak kalması…
Her güzel anın hatırlanmaya ihtiyacı olduğuna kim itiraz edebilir ki? Hatırlanmak bilhassa güzel hatırlanmak, iyi hatırlanmak tarihin sürgit meselelerinden biri olarak hemen hemen bütün disiplinlerin ilgi odağı olmuştur. Temel ve büyük soru şu: Nasıl hatırlanmak istiyoruz? Elimizdeki kelebek sağ mı, ölü mü? Soru ortada cevapsa tercihlerimizde gizli. Karar sizin. İyice düşündünüz mü? Emin misiniz?
İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar, derken şairimiz bize, aslında sonsuzluğa giden yolu da işaret ediyor. Gerçeğe giden yol düşten geçiyor. Hayal etmekle başlıyor her şey ve hayallerini sırt çantalarına sığdırabilenlere gülümsüyor gelecek.
Bunca yazdık çizdik biraz da eğlenmek hakkımızdır, diyenler için hiçbir zaman daralmayan(!) ve eksilmeyen pastamızdan ikram etmek boynumuzun borcu, sevgimizin öşrü, saygımızın diyeti, inancımızın zekâtı, hukukumuzun sadakasıdır. 
Her sevenin bir sevene, her yolun bir rehbere, her kuşun bir bahara, her atarın bir gidere, her yazarın bir ilhama, her mutluluğun bir ritme, her çocuğun ilgiye ve sevgiye, her sonun bir başlangıca, herkaranlığın bir fenere, her müzminseyyahın bir çaya, her iktidarın muhalefete, her filmin bir yönetmene, her akrebin onu kovalayan bir yelkovana, her siyahın bir beyaza, her sahnenin bir yıldıza, her bülbülün bir güle, her gülşenin bir yağmura, her duygunun bir renge, her sorunun çözülmeye, her umudun bir zafere, her kalemin bir kağıda, her hakkın savunulmaya, her geminin bir kaptana, her evin bir reise, her bilgisayarın bir beyne, her güzel anın hatırlanmaya, her gerçeğin bir düşe, her pastanın daralmaya ihtiyacı varsa; her sınıfın da bir voleybol topunun neleri değiştirebildiğine şahit olmaya ihtiyacı vardır, vesselam…)) Ve bir voleybol topu sadece voleybol topu değildir!!!
(SON)

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık