• 04 Ekim 2017, Çarşamba 9:47
ErolKonal

Erol Konal

Üzgünüz Bugün
“Gezdim seni sokak sokak//
Valla yok hesap kitap//
İçimde avaz avaz yan yan yan benimle//
Uzun yola gider gibi//
Bakma öyle yüzüme//
Aman can cazım etme”*
Kalem kâğıda her dediğinde tükenmek yerine sürekli artan bir hasret. Kelime kelime çoğalan, cümle cümle büyüyen, sayfa sayfa katlanan bir özlem. Ne yaparsan yap, bir türlü sönmeyen, en ufak bir kıvılcımda küllerinden tutuşan bir sevda…
Bir yanı cennet bir yanı cehennem bir adam. Bir bakmışsın kasırga bir bakmışsın süt liman bir çehre. Anı anına, günü gününe uymayan bir ruh. 
Gecesi gündüze, gündüzü geceye karışmış bir yaşam! Sonu başından, başı sonundan belli bir hayat! Anlatsan anlaşılmaz, anlaşılsa anlatılamaz bir kader!
Doğruyla yanlışın cenderesinde sıkışan bir gönül. Güzelle çirkinin kavgasında tarafsız bir yürek. İyiyle kötünün ortasında kırık bir kalp. Varla yok tenakuzunda hayalet bir can. 
Artısı eksisine mağlup, siyahı beyazına galip… Aklı gönlüne, kalbi fikrine yenik… Adı kendine el, yüreği başkasına. Gözü herkese kör, kulağı her sese sağır.  Eli dosta hasret, ayağı yardan aşağı. Nereden baksan karmaşa, nereden baksan kaos, nereden baksan netameli. 
Ufuklar kül rengi, denizler gri. Bulutlar gücenik, dalgalar küskün. Ağaçlar devrilmiş, kuşlar yaralı. Mevsimler şaşırmış, günler hercai. Zaman çıldırmış, insanlar haddinden fazla sakin. 
Şarkılar yarım, şarkılar eksik, şarkılar susmuş. Hepimizde bir vurgun izi, hepimizde bir yangın sonrası perişanlığı. 
Evlerin kapılarından insanlar yerine arabalar geçiyor.  Açılmıyor sokaklar çocukların hayallerine ve her köşe başını bir servis tutmuş nicedir. 
Haber bültenlerinde gülmüyor çocuklar, hep ağlıyor kadınlar! Haber bültenlerine düşmüyor yolları göçmen kuşların. Ama düşüvermesin bir kere insanın içine bir serçe ürkekliği. Kuşatmasın bir kere etrafını insanın yalnızlığın kalesi. 
Soğuyor bardaklarda çaylar. Ölüyor saksılarda çiçekler, ölüyor kafeslerde kuşlar. Ve ölüyor insanlar topraktan kesildikçe ayakları. Ve Günler düşerken takvimlerden birer birer, adamlar eksiliyor mahallelerden.
Biliyorum karmakarışık ilerliyor yazı, daldan dala atlıyor durmaksızın. Savruluyor bir sağa sola; handiyse gitti gidecek yardan aşağı. 
“Bilmem ki nasıl anlatsam;//Nasıl, nasıl, size derdimi!//Bir dert ki yürekler acısı,//Bir dert ki düşman başına.//Gönül yarası desem...//Değil!//Ekmek parası desem...//Değil!//Bir dert ki...//Dayanılır şey değil.”**
Defterlere değil kitapların üstüne alınıyor artık notlar. Yağmurlar dindirmiyor susuzluğumuzu. Bulutlar gölgelemiyor başlarımızı.  Havalar bir o kadar hercai bir o kadar laubali. 
Ya çok biliyoruz ya hiç. Ya hep susuyoruz ya nedensiz konuşuyoruz. Ortası yok sevgimizin. Sonu yok güvenimizin. 
Dağın haberi yok tavşanlardan, bundan rahatsız değiller ki kıl aldırmazlar burunlarından.  
Telafiler aslı gibi olmuyor. Aynı odada farklı hayatlar yaşanıyor. Dokunmatik oldukça telefonlar kalpler katılaşıyor.
Dönmüyor işte dünya dönmüyor, doğudan batıya. Akmıyor nehirler istisnaları hariç terse. Geçmiyor hayat AVM'lerde. Geçse de günler, silinmiyor izleri mazinin. Ne bitiyor, ne geçiyor, ne de son buluyor yürek sızısı. Mış gibi, miş gibi, yara bantlarıyla, pansuman çözümlerle, düşe kalka yarım ağız gülüşlerle gidiyor gidebildiği yere kadar.Ne kadar toprak atarsan at, ne kadar derin kazarsan kaz, ne kadar beton dökersen dök, ne kadar uzağa gidersen git, bir yolunu bulup çıkıyor karşına vicdanının sesi. 
Sessizliğiniz bir fırtına öncesi mi, yoksa bir tufan sonrası mı..?
*  Bir Sıla şarkısından…
** Değil, Bütün Şiirleri, Orhan Veli, YKY, 30. Baskı, sh: 76

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık