• 25 Şubat 2020, Salı 16:58
ErolKonal

Erol Konal

Türk Gençliğinin Paragraf Sorularıyla Bitmek Bilmeyen İmtihanı

Hayatı bir paragrafa pekâlâ benzetebiliriz. Hayat, küçük bir paragraf; paragraf, büyük bir hayat! 
Teşbihte hata olmaz demişler, eskiler, büyükler, akiller… Alegorisi bol olunca hayatın fantastik yaşamlara özlemin de bir sonu, bir sınırı olmuyor haliyle!
Hem biçimce hem de anlamca olumsuz cümleler gibi hayatlarımız neresinden bakarsanız, bakınız! Murat edilen her ne kadar biçimce olumsuz olsa bile anlamca olumlu yaşamlar sürmekse de eldekileri alt alta sıraladıkça ya da yan yana dizdikçe sonuçların bizleri pek de memnun ettiği söylenemez! 
Hayatı bir paragrafa benzetince aşağıdaki sorular da kaçınılmaz olarak cevaplandırılmayı bekliyor. Aşağıdakilerden hangisi bu paragraftan kesinlikle çıkarılabilir yahut çıkarılabilemez?  Yukarıdaki paragrafın ana düşüncesi nedir? Bu paragraftan aşağıdakilerden hangisine kesinlikle ulaşılabilir yahut ulaşılamaz? Bu paragrafa getirilebilecek en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir? Nokta. Nokta. Nokta. 
Tabii bir de paragrafın devamı aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülebilir yahut bu paragraf aşağıdakilerden hangisiyle kesinlikle başlamaz ya da hangi cümle paragraftan çıkarılırsa paragraf bir çil yavrusu gibi dağılmaz türünden sorularla ne moralinizi bozmak ne yaşam felsefenize karışmak ne de yaşam konforunuzu eleştirmek değildir niyetimiz? Maksadımız içerikleri ve adları ortalama üç- dört yılda bir değişen TYT, AYT, LGS gibi sınavlarda çocuklarımızın, gençlerimizin sıkça karşı karşıya geldiği paragraf sorularıyla aralarında bir ünsiyet bağı kurabilmek!
Kim istemez ki hayatı şiir tadında yaşamak? Birkaç satır hikâye, birkaç satır roman, belki birkaç satır da masal. Hayatın toplamı üç aşağı beş yukarı böyle değil mi? 
İtiraz edenler için birkaç satır günce, çokça hatırat, bir o kadar da teferruat! 
Kimimiz lirik yaşamak isteriz hayatı, kimimiz epik. Şimdilerdeyse moda pastoral renkler ve pastoral yaşamlar. Kahrolsun inorganik, yaşasın organik! Ancak pastoral yaşam düşleyenlerin umdukları değil de karşılaştıkları sonuçlar, hayli ironik çokça da dramatik!  
Yalınlık, açıklık, duruluk, sadelik, doğruluk, özgünlük, özlülük, yoğunluk, kalıcılık, evrensellik sadece cümlelerde olması gereken özellikler olarak kaldıkça hayatımızın bir düzene girmesini beklemek de birazcık abesle iştigal olmuyor mu?
Bir fıkraya(köşe yazısı) malzeme olmamak için okuduğumuz denemelerden özellikle de makalelerden gerekli dersleri çıkarmalıyız ki yarın bir gün hatıralarımızı kaleme alırken pişmanlıklarımız sevinçlerimizi, yanlışlarımız doğrularımızı gölgelemesin,! Hatta hasbelkader birileri günün birinde biyografimizi yazmak için yaşamımızı bir tartıya koyduğunda, terazinin iyi, doğru, güzel, başarı gibi kalemlerin konulduğu kefesi ağır gelebilsin!
Yine paragraf metaforu üzerinden ilerlemeye devam edersek; hayatımızı birkaç paragrafa bölecek olanlar için ayrım noktalarının net ve belirgin olması oluşabilecek kafa karışıklıklarının önlenmesinde yadsınamaz bir öneme haizmiş gibi geliyor bize.  Öyküleyici bir anlatımın betimleyici bir üslupla desteklenmesi nasıl ki anlatılmakta olan hikâyenin inandırıcılığını arttırır; tıpkı bunun gibi açıklayıcı bir anlatımın da tartışmacı bir yönteme başvurarak ilerlemesinin de hakikatin açık seçik ortaya çıkmasına vesile olacağı unutulmamalıdır!
Bu yolda ister tanık göstermekten yaralanın, isterseniz sayısal verilerden. İster örneklendirmelerden, benzetmelerden, tanımlamalardan faydalanın; isterseniz karşılaştırmalardan, ilgiler kurmaktan, özetlemelerden. 
Kendinizi daha iyi ifade edebilmek için ister atasözü ve deyimlerin mecazlarla dolu dünyalarında dolaşın, isterseniz kelimelerin temel, yan, mecaz ve terim anlamlarını imdadınıza çağırın. 
Duygu ve düşüncelerinizi doğrudan anlatabileceğiniz gibi dolaylı yollarla da anlatabileceğinizi unutmayın. Öznel olmakla nesnel olmak arasındaki çizginin sürekli yer değiştirdiği zemin ve şartlarda eleştirilere maruz kalmamak için özeleştirinizi iyi yapın. Koşullu cümleler kurdukça önyargı cümlelerinin azalmasını beklemek, amaç-sonuç ilgisi kurmadan neden- sonuç beklemek, varsayımlarla olasılıkların gerçekleşmesini ummak, hiçbir öneriyi, yorumu, değerlendirmeyi dikkate almayıp sonrasında beğeni, takdir cümleleri beklemek, cümlede anlam konusuna pek çalışmadığımızın apaçık bir delili değil de ya nedir?
Hayat mademki düz bir çizgi halinde ilerlemiyor; cümlelerimiz kurallı olmuş, devrik olmuş ne fark eder ki? Harekette bereket vardır, erken kalkan yol alır diyenlerin hayatında onunçün fiil cümleleri çoğunlukta. Eşyalar çoğaldıkça isim cümlelerinin artmasını isim soylu kelimeler yüklem olabilmek için ek-eylemleri sever repliğinin trajikomik retoriğine sığınarak mı izah edeceğiz? Sıfatları, zarfları, edatları, bağlaçları ve ünlemleri hayatımızdan kovup duygusuz robotlara mı dönüşeceğiz?  
Bu denemenin(!) bir sohbet tadında olması en büyük dileğimizken dozu tutturamayıp eleştiri sınırlarına taşsak da niyetimiz üzüm yemek olduğundan affınıza sığınmaktan fazlası gelmez elimizden! Yazılanları daha sarih ve daha anlaşılabilir kılmak adına bir mülakat yahut bir röportaj da aslında hiç fena olmaz! Ama derseniz ki bütün bunları münakaşası az bir münazara ortamında etrafını cami, ağyarını mâni olacak şekilde, bir hasbihal sıcaklığında mütalaa edelim, gerekirse açık oturumlar, paneller, sempozyumlar, forumlar, konferanslar tertip ederek vuzuha kavuşturalım, hay hay neden olmasın ki? 
Değil mi ki insanlar konuşa…Hem danışan dağ aşmış danışmayan düz yolda şarampole yuvarlanmış. Hem ne demişler; 'Müsademe- i efkardan barika -i hakikat doğar/çıkar.'(Fikirlerin çarpışmasından hakikatin ışığı doğar.) 
Epigraf kullanmayı -özellikle de yazının başında- nicedir yapmıyorum. Ancak bu yazıyı yazarken zihnimin içinde Sezai KARAKOÇ'a  Kar şiiri sürekli yağdı durdu. Ben de son dörtlüğüyle bari yazıyı bitireyim dedim: “… Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi/Öyle kar yağdı ki elim üşüdü/Ruhum seni düşününce ışıdı/Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın”


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık