• 26 Eylül 2018, Çarşamba 8:59
ErolKonal

Erol Konal

Sürrealist
 Güneşli bir eylül sabahı mıydı yoksa yağmurlu bir haziran günü mü? Belki de soğuk bir aralık gecesiydi yahut hüzünlü bir nisan akşamı?
Yeşildi gök, maviydi yer. Filler uçuyordu semada, balıklar otluyordu karada. Vurmuştu gölgesi kuyunun göğe ve arzdan dökülüyordu yağmurlar boşluğa. Uçuşuyordu yaprakları ağaçların gökyüzünde ve yürüyordu kuşlar yeryüzünde başları önlerinde kanatları üzgünce…
Bir fıkrasındaydık belki Nasrettin Hocanın belki de uzaylılar çalmıştı oyuncaklarımızı? Güvercin yılının serçe ayında kırlangıç günleri yaşıyorduk belki de! Belki de cevaplar olmuştu soru, sorular olmuştu cevap! Belki de Tolkien'in fantastik Orta Dünyasındaydık belki de nükleer kıyametin uğramadığı fütüristtik bir çağda!
Mevsimlerden kedi, günlerden yine papağanken menekşeli saat laleyi vurduğunda akrebin siyah, yelkovanın beyaz olması dijital kıyametin sonunda koptuğunu mu yoksa zamanda yolculuğun geçmişe doğru yapılabildiğini mi imlemekteydi?
Vefasız olan kuşlar mıydı ve nankör müydü kediler yaygın kanaatçe? Kelebeklerin ömrü bir gündüyse kaç kelebek yılı yaşamış olurdu yetmiş beş yıl alı ay üç gün dokuz saat yirmi yedi dakika kırk üç saniye yaşamış bir âdemoğlu?
Bulutların şarkısına eşlik eden rüzgârın insafından kaç yağmur damlası düşerse bahtımıza, muradımız çiçeğe dururdu? Denizdeki dalgalar mı daha hırçındı yoksa sıkışan trafikte ortalığı birbirine katan arabesk ruhlu yurdum şoförleri mi?
Bir bilmecenin zorluk derecesi en az kaç olmalıdır ve ninniler sadece bebekler için midir? Ağır olan bir kilo demir mi yoksa bir kilo pamuk mu ve hala toplanmaz mı elmalarla armutlar bir hesapta?
Günah bir kelime, masum bir cümleyi ifsat etmeye yeter mi ya da günahkâr birinin diyeti için kaç masum kelime gereklidir? Gündüz, gecenin düşmanı mı yoksa kardeşi mi? Ay ile Güneş dost mu düşman mı? Karanlık mı ışığa, ışık mı karanlığa muhtaç?
Düz bir çizgi izlemediğini defalarca kanıtlayan yaşamı, düz bir mantıkla izaha kalkışmaktan yorulmayanlara ph yüksek kaynak sularının plastikle tanışmamış olanlarından bolca içmelerini; 'Karlı dağların başında/ Salkım salkım olan bulut/Saçın çözüp benim içün/ Yaşın yaşın ağlar mısın' mısraları eşliğinde günde kırk bir doz tavsiye ederiz.
Sözüm kırmızıya çalar, yüzüm buluta. Gülüşümü yağmur sonrası toprak kokusundan almışım, duruşumu yapraklarından soyunmuş ulu çınarlardan. Saçlarım deniz mavisidir, gözlerim buğday sarısı. Rüzgârlardan almışım sesimi ve ırmaklardır en iyi sırdaşım. Nehirlerle söyleşirim çoğunca ve ağaçlarla ederim yarenlik boyuna.
Bilirim, her gün akşamlıdır ve ben her akşamı diğer akşamlardan farklı kılmaya özen gösteririm. Şimdi menekşeli saatime bakıyorum da kızıla adım adım yaklaşan akreple sarıya koşan yelkovanın karanfili vurmasına şunun şurasında kaç gül yaprağı dakikası kalmış kestiremiyorum…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık