• 12 Kasım 2019, Salı 16:09
ErolKonal

Erol Konal

Sonbahar Sarısı

Portakalı soydum, başucuma koydum, ben bir yazı uydurdum. Duma duma dum. Kırmızı mum, gel bizim gazetenin 'Söyleyemediklerim' köşesine kon.
Sarı sonbahar. Sonbahar sarısı. Sonbaharın renkleri. Renkler cümbüşü. Renklerin tayfı. Renkler altındayken güzeldir sonbahar. Bana sonbaharını söyle sana rengini söyleyeyim… 
Mavi ne kadar denizin ve göğün rengiyse, sarı da kesinlikle sonbaharın rengi. Sonbahar, baştan ayağa bir renk cümbüşünden başka nedir ki? Sarı ve tonlarının fonda olduğu bu hazan mevsimi, anlatıcılardan ziyade fotoğrafçılar ve ressamlara daha çok göz kırpıyor, sanki!
Rengarenk ağaçlarıyla ormanları pekâlâ bir açık hava müzesine benzetebiliriz. Birbirinden harikulade tabloların her köşe başından üstünüze üstünüze fışkırdığı güzelim ülkemde sonbahar, en egzotik şairleri şaşırtmaya, en sıra dışı yazarları kışkırtmaya, en yetenekli ressamları kıskandırmaya, en kalburüstü kompozitörleri lal bırakmaya devam ediyor.
Bir sonbahar açık hava müzesi, sizi öncelikle çok uzaklardan avlar. Ama bazen de bir köşeyi döndüğünüzde ya da kıvrıldığınızda bir virajdan usul usul ansızın neye uğradığınızı şaşırırsınız da küçük dilinizi yutayazarsınız ben gibi. Panoramik bir manzara ne kadar şaşaalı ise ufacık bir peyzajdaki teferruat da o nispette fevkaladedir. Bu öyle bir sonbahar açık hava müzesidir ki gözünün görüp görebileceği en güzel doğa manzaralarının biri bitmeden diğeri başlar canım yurdumda. 
Girişlerin çoğunlukla ücretsiz olduğu bu doğal sanat müzelerini doya doya dolaşmak ve bıkıp usanmadan seyretmek bedavadır. Ancak her yerde ve her durumda olduğu gibi insanoğluna karşılıksız sunulan bu eşsiz sanat köşelerinin, bu huzur saçan mesire alanlarının kıymetini bilebildiğimizi söyleyebilmek oldukça güç!
Bulduğunu, bulduğu gibi bırakmayan insanoğlunun hışmından ne onlara kollarını açan ormanlar ne başlarını gölgeleyen ağaçlar ne de rüzgarların kendilerini oradan oraya savurup durduğu yapraklar kurtulabilmektedirler! 
Klişe olacak ama her mevsimin kendine göre bir güzelliğinin, bir renginin, bir kokusunun olduğu yadsınamaz. Sanırım burada önemli olan insanın içinde bulunduğu anı hissederek yaşaması ve bir sonraki güne keşkelerle uyanmaması. 
Tabiat nasıl ki kendini her mevsim yeni baştan büyük bir heyecanla yeniliyorsa insan da kendini kusurlarından, noksanlıklarından, hatalarından arındırarak, ruhunu rengarenk boyayabilmeli. Sonbaharın tıpkı gizli bir dilmişçesine ruhuna dolmasına izin vermeli.
Sonbaharın bu güzelim günlerinde karşımızdaki benzersiz renk cümbüşünün gözlerimize sunduğu tabloya, her biri ayrı bir melodiye dönüşen rüzgarların önüne kattığı kurumuş yapraklarla birlikte kulaklarımıza fısıldadığı ezgilere ruhumuzu demlerken kendimizin de özel bir renk, farklı bir ses olarak muhteşem tabiat konçertosunun vazgeçilmez bir parçası olduğumuzu unutmayalım.
Sonbahar sarısıyla henüz tanışmayanlar için kışın beyazı, baharın yeşili, yazın mavisi ne kadar anlamlıdır bilinmez ama kasımda sonbaharı şehirlerin kasvetli havasından biraz uzakta geçirmekte fayda olduğu da bir gerçek. Hazır pastırma yazı da geçmeden..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık