• 29 Aralık 2011, Perşembe 20:12
ErolKonal

Erol Konal

Şikâyetim var
Hangi yöne dönersek dönelim bir şikâyettir gidiyor. Söz birliği etmişçesine her şeyden dert yanıyor, yaka silkiyoruz.
Sabah gözlerimizi açar açmaz başladığımız şikâyet etme hastalığı, gece gözümüzü yumuncaya değin devam ediyor. Hatta bu da yetmiyormuş gibi rüyamızda bile kâbuslarla cebelleşip duruyoruz. Tuhaf bir durumla karşı karşıya olduğumuz muhakkak. Tuhaflık karşı karşıya olduğumuz durumlarda mı; yoksa her şeye bir tuhaflık payesi veren bizlerde mi?
Daha çayına attığı şekerin tepkimeye girmesine fırsat vermeden şikâyet basamaklarını son sürat çıkan ülkem insanının, karşısına çıkıveren hadiselere yaklaşım tarzı, sizin de takdir edeceğiniz gibi, pek sağduyulu olamayacağından meselelerin çözümü daha da girift bir hal alıp arapsaçına dönüşmektedir, kaçınılmaz olarak. Hal böyle olunca da dert üstüne dert, sabah şikâyet, akşam şikâyet, hep şikâyet, hep şikâyet…
A'dan Z'ye, hemen hemen aklınıza gelebilecek her türlü nesneden, cisimden, durumdan, olaydan, fikirden, zikirden şikâyet eden bir toplumuz vesselam. Liste öyle kabarık ki…
Ankara Ankara güzel Ankara / Seni görmek ister her bahtı kara, balığın kılçığı varmış, cam kırılır, çivi batarmış, dünya bir günmüş o da bugünmüş, Ergenekon meğerse bir çeteymiş destan değil, ev kredisinin faizi çok yüksekmiş, gülün dikeni varmış, hastalık hastası olanlarımız artmış da artmış, ışıkları bir kapayıp bir açınca bütün dertler bitermiş, iğneyle kuyu kazılmaz, JİTEM aslında bir yalanmış, kelebekler bir gün yaşar, leyleğin ömrü laklakla geçermiş, masallar masal olarak kalsaymış, naylon faturalardan kim yakalanmış, Ordu'nun dereleri yukarı akaymış, ölümden başkası yalanmış, paparazziler hiç bitmese, Rize ligden düşmeseymiş, sevgi savaşlara üstün geleymiş, şehirler kirli havadan kurtulsaymış, top yuvarlak, uçaklar bedava olsaymış,  ünlüler kameraya yakalanmasa,  vaatler gerçek olsaymış, yağmurlar barajları doldursa, herkesin elinde zeytin dalı olsaymış… Mış mış da mış mış…
Bu listeyi beğenmedinizse başkasını verelim, efendim.
Arabalar suyla çalışsa, belediyeler çukurları kapatsa, cinler önce cinci hocaları çarpsa, çaylar eski tadında olsaymış, dereler kurumasa, ehliyetsiz kimse kalmasa, fallarımız çıksa, havuz problemleri artık sorulmasaymış, Iğdır ovasında altın bulunsa, İstanbul'un nüfusu yüz elli bin olsa, jakuzisiz ve jalûzisiz ev kalmasa, kelaynakların nesli tükenmeseymiş, lütfensiz cümleler başlamasa, mayosuz kimse kalmasa, keşke her olaya 5N1K objektifliği ile profesyonelce yaklaşabilseymiş, öğleden sonraları tatil olsaymış, peynir diyince gülünse, referandum diyince gerilim olmasaymış, sağlığımız bozulmasa, şekerimiz çıkmasa, tansiyonumuz fırlamasaymış, ufkumuza sınır, ümidimize bir son olmasaymış, vergiler kaldırılsa, yazlar sıcak olmasa, zamlar hiç yapılmasaymış… 
Bu da yetmez diyorsanız…
Analar alsan doğursa, başına devlet kuşu konsa, ciğeri beş para etse, çorbada tuzu bulunsa, dinden imandan çıkarmasa, eski köye yeni adet getirmese, fare gibi kaçacak delik aramasa, güvendiği dallar elinde kalmasa, hikmetinden sual olunmasa, ıcığını cıcığını çıkarmasa, iki arada bir derede kalmasa, jetonu geç düşmese, kabul olunmayacak duaya âmin demese, leb demeden leblebiyi anlasa, mevsimli mevsimsiz konuşmasa, nimeti ayağıyla tepmese, orası senin burası benim gezmese, öküz altında buzağı aramasa, pabucu dama atılmasa, rezil rüsva olmasa, saman altından su yürütmese, şeytana külahı ters giydirmese, tükürdüğünü yalamasa, uluorta konuşmasa, üzümün çöpü armudun sapıyla uğraşmasa, vur deyince öldürmese, yağmurdan kaçarken doluya tutulmasa, zeytinyağı gibi üste çıkmasaymış…
Latife bir yana hayat mantalitesini şikâyet üzerine kurgulayan bir toplumun önüne çıkan engellere serinkanlılıkla yaklaşıp, soğukkanlılığını muhafaza ederek gerçekçi çözümler üretebilmesi mümkün olamayacağından enerjimizi boş yere heba etmemiz hangi aklın karıdır anlayabilmek mümkün değil.
Karşı karşıya olduğumuz durumun vahamet arz eden kısmı, şikâyet ediyor olmak değil, şikâyet etmenin bir yaşam biçimi, bir hayat tarzı gibi toplumumuzun dinamiklerini aşındırır hale gelerek kronikleşmesidir.
Ömrü boyunca bir kez olsun elini taşın altına koymayanların, herhangi bir işin ucundan tutmayanların, bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de utanıp sıkılmadan ahkâm kesmeleri, kamuoyunda tarifi kabil olmayan yaralar açmaktadır.  Kendi sorumsuzluklarını milletin sırtına yüklemekte beis görmeyenlerin toplumda yaptığı tahribatı gördükçe çıldırmamak elde mi?
Leyleğin ömrü laklakla geçermiş. Siz, insanlara balık tutmayı öğreteceğinize, onlara her gün taze bir balık verirseniz,  sorunu çözmüş olmaz bilakis büyük sorunlara zemin hazırlamış olursunuz; tabiî ki amacınız bu değilse.
Durmadan şikâyet eden bir yığını mı kontrol etmek, yönlendirmek, maniple etmek kolaydır; yoksa çalışan, üreten aklı başında bir kitleyi mi? Yoksa; insanların durmadan şikayet etmesi mi isteniyor..?

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık