• 21 Aralık 2016, Çarşamba 8:25
ErolKonal

Erol Konal

Sihirli Değnek Yok!
 Bütün savaşları bitirecek sihirli değnek, bütün karanlıkları dağıtacak efsunlu tılsım, bütün küskünlükleri sonlandıracak gizemli formül, giden bütün gemileri geri döndürecek gizli karışım ve Alâeddin'in Sihirli Lambasından kaçan bütün cinleri hapsedecek esatiri iksiri buldum, desem!
Yok, öyle üç kuruşa beş köfte! Hazır, draje çözümlere gözümüz tok. Cevabı bilinen sorularla değil işimiz. Satır aralarında gizli detaylar. İşaret fişekleri her yerde. Bakmak görmek olmadığı gibi duymakla da işitmiş olmuyoruz, belli ki! 
Ameller niyetlere göre elbette, lakin her niyet güzel amellere çıkmıyor bazen! Hangimiz iyi niyetimizle sınanmadık ki? Bu demek değil ki güvenmeyelim, inanmayalım insanlara. 
Peki, ne yapalım? Önce teşhis ve tespit, sonra tedavi ve çözüm.
Dünyayı yaşanmaz kılanlar, dünyayı güzelleştirme iddiasında, bulunanlardır. Hayatı kolaylaştırmak savını taşıyanlardır, içinde bulunduğumuz kaostan sorumlu olanlar. Sistemi suçlayanlardır, ondan en çok nemalananlar. 
Sadece görmek istediğini görenler ile kulağını sadece kendi duymak istediklerine kabartanlar yüzünden değil mi bütün bu olup bitenler? Niyeti bağcıyı dövmek olanların talan olan üzümler ne zaman umurlarında olmuş ki? 
Oturup, ota, böceğe, kuşa, buluta bir yazı yazayım diyorsun, gündem izin vermiyor. Aşktan, sevgiden, iyiden, güzelden dem vurayım diyorsun, konjonktür müsaade etmiyor. Bilim, sanat, spor diye ağzını açmaya kalksan bin pişman oluyorsun. Siyasetmiş, politikaymış zaten herkes âlim, herkes uzman sıra gelmiyor. 
Bari aktüaliteyi takip edeyim diyorsun, hızına yetişemiyorsun. Sussan gönül razı değil. Konuşsan dinleyen yok, yazsan okuyan. 
Tekrar en başa dönecek olursak çizilen bütün bu olumsuz tabloların bertaraf edilmesi tek bir yolla mümkün. Öyle sihirli değnekti, formüldü gibi tozpembe, hayali argümanlarla değil. Ya da fantastik bir şekilde yahut eksantrik biçimlerle de değil. Tamamen insancıl yöntem ve uygulamalarla. Kısacası biz olmakla, kendimiz olmakla, kendimiz kalmakla. 
Sevginin egemen kılınması, bir. Saygının hükümran olması, iki. Merhametin hatırlanması, üç.. Şefkatin yayılması, dört. Güvenin sağlanması, beş. Huzurun temin edilmesi, altı. 
Bunlar nasıl mı olacak? Tarihle, edebiyatla, felsefeyle… Okuyacaksın, ama anlayarak. Yazacaksın, ama hissederek. Düşüneceksin, ama sorgulayarak. Tekrar ve tekrar aynı hataları, yanlışları yapmayarak.  Ruh köküne dönerek. Fikrin hassasiyetini ve namusu koruyarak.
Aklın yok mu senin? Gönlünü nerede unuttun? Hayallerine ne oldu? 
Sihirli değnek de sensin, formül de. Tılsım da sende, iksir de.  Geçmiş de sensin gelecek de. Ama dur, biraz. Düşün azıcık. Dinle herkesi. Tut elimizi. Bak gözlerimize. Sen ben, yok artık, biz varız. 
Biz varsak, korku yok. Biz varsak, endişe yok. Biz varsak, umut var.
Ne zamanki biz sen, ben diye ayrıldık, vurulduk. Ne zamanki ben, bizin önüne geçti, dağıldık. Ne zamanki ben, ben dedik parçalandık.
Sihirli değnek biziz. Sihirli değnek inancımız. Sihirli değnek sonsuz sevgimiz. Ve bu sevimizi yenebilecek hiçbir güç de  yeryüzünde yok…
Not: Yazıyı yazmak için bilgisayarın başına oturduğumda #Kayseri'deki melun saldırının haberiyle kahrolurken, şu dakikada( 23.27) yazıyı matbaaya gönderirken geceyi saran bembeyaz bir kar örtüsünün sessizliğinde şehitlerimize Allah'tan rahmet dilerken hepimizin başı sağ olsun.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık