• 30 Ocak 2018, Salı 16:15
ErolKonal

Erol Konal

SEVDA SÖZLERİ
 “…hayat bilgisi kırık çocukların
yani hangi ırmağın hangi denize döküldüğünü
bir türlü sökemeyen
ve yağmurlu günlerde
bisikletleri aşklara toslayan çocukların
şarkısını sen söylemezsin.
ırmak yolunu şaşırıp bizim sokağa
çıkacaktır nasıl olsa
o halde gel biz de çıkalım
içine yağmurlar yağan bu şarkıdan
henüz okyanusa varmadan
inelim bu trenden …”*
Oturup sevda sözleri söylemenin tam zamanı cama vuran yağmur damlalarına dalmışken. Şehrin tepelerine kadar teşrif edip de şehir merkezine inmeyi reddeden saf beyazlığa uzaktan bakarken.
Ürkek bir serçe kalbi kadar nazik ve narin, bir martı kanadı kadar beyaz ve parlak, bir deniz köpüğü kadar zarif ve naif olunca sevda sözleri, yazan el titriyor, söyleyen dil dolaşıyor…
Gönüldekileri dile, dildekileri kelimelere dökmek öyle sanıldığının aksine kolay olmuyor çoğu zaman. Neticede sevginin olduğu yerde özen devreye giriyor, ihtimam bir kat daha artıyor kelime seçimlerinde. Hatta kelimelerin yerleri, aldıkları ekler, yükleme yakınlıkları ve uzaklıkları bile önem arz ediyor.
Nasıl ki her bir kar tanesi birbirine değmeden o büyük ve büyülü resmi sessizce tamamlıyor, konu sevgi olunca kelimeler, heceler, sesler de özel bir dokunuşu, farklı bir itinayı gerektiriyor. 
Kimilerince yazması kolay söylemesi zor, kimilerince de yazması zor söylemesi kolay olan sevgi, paylaşıldıkça anlam kazanan, paylaşıldıkça büyüyen ve paylaşıldıkça çoğalan…
Niyet sevda sözleri söylemekti hâlbuki sevda dersi değil!
Yeniden ve yeniden camda süzülen yağmur damlacıklarına dönecek olursak, gözyaşlarının yanaklardaki sıcaklığını hangimiz tatmamıştır ki?
Bir kere açılmayagörsün göz pınarlarının kapakları. Gözyaşının insanoğlu için ne büyük bir nimet, nasıl bulunmaz bir lütuf olduğunu gerek kutsal kitaplar gerek bütün o kült metinler sayısız örnek ve yaşanmışlıkla ortaya koymaktadır. Bütün bunlara ek olarak hangimiz gözyaşının az önce sıralanan özelliklerini bizzat tecrübe etmemiştir ki? 
Farkındayım bir türlü didaktiklikten sıyrılıp lirik bir damara inemiyor yazı. Bilginin şüpheciliğinden, hissin şiirselliğine kavuşamıyor. Analitik düşüncenin pervazlarından sevdanın kanatlarıyla havalanamıyor. Rüzgârını bulamayan uçurtma gibi ne sahibini ne de seyredenleri heyecanlandıramıyor. Yelkenini rüzgârla doldurup açık denizlere fora diyemiyor.
Maksat sevda sözleri söylemekken kısmette yöntem ve tekniklerden fazlası gözükmüyor! 
Yine hep söyledikleri gibi aslolan varmak değil yola çıkmak, kavuşmak değil adım atmak, sarılmak değil kollarını açmak. Kim bilir bakarsın onlar da olur bir gün!

*  Asya İçin Henüz Vakit Var, Bütün Şiirleri, Kemal Sayar, Timaş Yayınları, Sh: 170

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık