• 07 Şubat 2013, Perşembe 9:32
ErolKonal

Erol Konal

Şair Dediğin*
 Yazıyoooorrrrrrrrrrr! Yazıyoooorrrrrrrrrrr! Şairlerin birbirinden ilginç hayatlarını Yazıyoooorrrrrrrrrrr!
Hep merak etmişizdir edebiyatçıların hayatını. Romanlarını okuduğumuz, hikayelerini anlattığımız, şiirlerini ezberlediğimiz bu insanlar gerçekte kimdirler? Nasıl bir hayat telakkileri vardır? 
Kıskandığımız, içten içe imrendiğimiz ve günün birinde onlardan biri olmak hayaliyle yaşadığımız bu insanlar,  gündelik hayatlarında nasıl bir yaşam sürmüşler, acaba?
Sevdiğimiz bir yazarın yazılarını nasıl kaleme aldığını bilmek, neleri sevip nelerden korktuğunu öğrenmek onlar hakkındaki düşüncelerimizi etkiler miydi mesela? Eminim hayranlıkla takip ettiğimiz onca edebiyatçının  hayatlarına dair minik anekdotları öğrenmek  ilginç olurdu. 
Hangi yazar yazılarını ayakta, hangisi yürürken yazmaktadır?
Hangi şair şiirlerini çıplakken kaleme almakta, hangisi geceyi, hangisi sabahın seherini,  hangileri ise günün herhangi bir saatini beklemektedir yazmak için?
Boğazına düşkünlüğüyle meşhur olanları  mı istersiniz, şairliği başına bela olanları mı yoksa evlilikten yana muzdarip olanlarını mı?
Yazıp çizmekten zengin olana pek rastlanmasa da yazmakla gönül eğlendirenler de az değildir hani.  
Yazmaya bir hobi olarak başlayanlar mı tercihiniz; yoksa okul sıralarında muallimlerce yönlendirilenler mi ? Ya da aileden yazar doğanlar mı? 
Şiirle başlayıp nesirde karar kılanlar mı, düzyazıdan nasipsiz manzumeden yana talihi rast gidenler mi dikkatinizi daha çok çeker?
Yazmasaydım, delirirdim,  ölürdüm, yaşayamazdım diyenler hiç de az değilken; hayatlarına oldukça trajik şekilde son verenlerinin çetelesinin de hayli kabarık olmadığını hatırlatmak isteriz. 
Hangi kadın şair ki bütün erkekleri parmağında oynatmış ve hangi şair ki bütün kadın-erkek edebiyatçıların  gözünde ulaşılamaz olmuş?
Gerçekten doğru mu her şairin biraz takıntılı olduğu ve doğru mu şairlerin yazarlardan daha erken öldüğü?
Şairlik babadan oğla geçer mi? Aşktan bahsetmeyene şair denir mi? Şairlerin dostu olur mu? Şair olup da tiryaki olmayanı olur mu?
Edebiyatçıların meslekleri nelerdir mesela?  Milletvekili olmanın şartlarından biri midir yazar-çizer olmak?  Şairin cömerdi  mi makbuldür; yoksa cimrisi mi?  Sahi edebiyat karın doyurur mu?
Edebiyatçıların okulla ve derslerle araları nasıldır, acaba? 
Tolstoy'un romanları mı daha çoktur; yoksa çocukları mı? 
Hayatları birbirine hocalık-talebelik bağıyla bağlananlar, boynuz kulağı geçenler, bir küsüp bir barışanlar...
Evlerini herkese açanlar, adaları mesken tutanlar, pastaneleri, cafeleri mekan belleyenler...
Dahası ve fazlası için Ali Çolak'ın "Şair Dediğin" adlı eseri sizleri eşsiz bir edebiyat yolculuğuna davet ediyor. 
* Ali ÇOLAK, Şair Dediğin, Kapı yayınları,2012

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık