• 09 Ağustos 2017, Çarşamba 9:04
ErolKonal

Erol Konal

Rüyalardan Rüya Beğen
 “Bir yaz günü uyuya kalmışım. Kendimi, rüyamda önceleri epey vakit geçirmiş olduğum Nev-York şehrinde buldum. Aradan uzun yıllar geçmiş, 2050'li yıllara gelmişiz. Broadway'den aşağı yürüyüp meşhur Times meydanına vardım. Gözlerim âşina olduğum koskoca Amerikan ……., Amerikan arabası reklâmlarını arıyordu. Evet gene o kocaman, dev bina büyüklüğünde reklâmlar vardı. Fakat hayret, gözlerime inanamayıp bir daha baktım. Bir ulu binanın tüm yüzünü kaplamış dev levhada, Türkçe olarak (!) Nefis Rize Çayı. İşte Hakiki Çay yazıyor. Yazının yanında lâle biçimli, ince belli, cam bardakta tavşan kanı bir çay resmediliyordu. Sadece en dipte küçücük harflerle İngilizce olarak Drink Real Tea eklenmişti.
Caddede sağıma soluma bakınarak biraz daha ilerledim. Dükkânların isimleri dikkatimi çekti. Rahat Shoes, Dilber Giyim Fashions, Sultan Ahmet Leather, World Gezim gibi yarısı Türkçe yarısı İngilizce isimler çoğunluktaydı. Bir de Türkçe Merkez lâfı, iyiden iyiye İngilizce Center sözcüğünün yerini almış görünüyordu. Büyük görkemli bir binanın üzerinde yanıp sönen ışıklarla Türkçe olarak Alışveriş Merkezi yazılıydı. Car merkezi, Flower Merkezi, Furniture Merkezi, Hair Merkezi,... merkezi de merkezi... Amerika'da her yanı bir merkez lâfıdır kaplamış gidiyordu…”*
Sabah kalmış bakmışsın ki herkes işinde gücünde. Kaç gündür akmayan sular gelmiş. Bir düşüp bir yükselen elektriğin voltajı düzelmiş. Hiçbir dolmuş haddinden fazla yolcu almadığı gibi diğer hatlarla da amansız ve anlamsız bir yarışın içine girmemiş. İnsanlar gayet güler yüzlü birbirleriyle selamlaşıp şakalaşıyor. Hiç kimse bir diğerinin ne giydiğine, ne yediğine karışıyor…
Yerlerde bırakın plastik şişeydi, naylon poşetti, teneke kutuydu bir tek sigara izmariti bile yok. Bir tanesi bile olsun klaksona basmaz mı onca gelip geçen arabadan? Ne yerlere tüküren var ne bir başkasının yolunu kesen. Herkes o kadar saygılı, herkes o kadar nazik ki küçük dilinizi yutsanız sezadır.
Ne balkonlardan halı silkeleyenler, ne pencerelerden başınıza düşen saksılar, ne kapıdan kapıya muhabbeti koyulaştıranlar, ne asansörü gereksiz yere işgal edenler, ne gelip geçerken size çarpanlar…
Dört bir yan rengârenk çiçeklerle bezenmiş, soluklanabileceğiniz adım başı serpiştirilmiş banklar, kaldırımlarda rahat rahat yürüyebiliyor, karşıdan karşıya gönül rahatlığıyla geçebiliyor, hiçbir olumsuzlukla karşılaşmadan yeşilin ve mavinin tadını çıkarabiliyorsunuz.
Trafik su gibi akıyor, ışıklarda kimse kimseyi taciz etmiyor, kadın sürücüler erkek sürücülerce sıkıştırılmıyor, alt ve üst geçitler amacına uygun kullanılıyor, adı üstünde güvenlik şeridi tam bir güvenlik sağlıyor(!), önceliğe sahip araçlar sirenlerini keyfice kullanmıyor, park yerleri araç sayısına fazla geliyor…
Ne dediği bir türlü anlaşılamayan şehir hoparlöründen ölüm, kayıp, acil kan ve belediyemiz tam da aracınızı park etmiş bulunduğunuz yerde çalışma yapacağından aracınızı lütfen bir an önce kaldırmanız gerekiyor ilanları yerine, kulakları tırmalamayan, ruhlarımızı dinlendiren müzikler yayılıyor.
Yediden yetmişe hemen hemen herkes asla ve asla ulu orta küfürlü, galiz, kaba saba konuşmuyor, başta sigara olmak üzere her türlü olumsuz ve sağlığa zararlı alışkanlıklar toplumca özellikle de gençlerce ve öğrencilerce iğreti bulunup, uzak duruluyor.
Kitap ve gazete okuma oranları Japonları dahi imrendirir halde, herhangi bir sanat ve spor dalıyla ilgilenmeyen neredeyse hiç kimse yok, kütüphane sayıları kahvehaneleri açık ara geride bırakmış, okuma yazma bilmeyen hiç kalmamış…
Cep telefonunu doğru kullanmak nihayet başarılmış, meclislerde, sohbetlerde, cami ve toplantılarda herkes telefonunu sessize alma erdemini özümsemiş ve bangır bangır ortalığı velveleye vermesinin önüne geçmiş, sosyal medya ötekine berikine hakaret maksadıyla yahut da en mahrem sırlarımızı bile gönüllü olarak ifşa etme platformu olmaktan çıkıp, hızlı ve doğru bilgilenmek için kullanılmaya başlanmış…
Sporun bir oyun ve eğlence olduğu nihayet fark edilmiş ve tribünlerde her renkten, her yaştan ve her cinsten insanlar bir arada sahada oynanan oyunu seyredip keyif almaya, kazananı alkışlayıp kaybedeni teselli etme olgunluğuna erişmiş, el ele kol kola aynı tribünde, aynı otobüste ve aynı yolda huzur ve barış içinde evlerine dönebilme güvenliğine kavuşmuş…
Şiddetin ve istismarın her türlüsü bilhassa kadına şiddet ve çocuk istismarları hiç olmaması gerektiği gibi toplumun bünyesinden tamamen temizlenmiş, yaşlılara, hastalara saygı, hürmet hat safhaya varmış, gençleri/ergenleri ötelemek yerine, onları anlamaya, onlarla empati yapmaya ısrarla ve özenle devam edilmiş, çocuklara şefkat ve merhamet noktasında herkesçe kucak açılmış, kol kanat gerilmiş…
Özürler, teşekkürler havada uçuşuyor, sevgi saygı kol kanat geriyor, hatalar, yanlışlar hemen düzeltiliyor, haksızlıklar anında telafi ediliyor, kimse kimseyi kayırmıyor, herkes herkesi kolluyor ve küçük büyük demeden, kadın erkek demeden herkes herkesi dinliyor…
Umarım bu, bir rüya değildir!

*Bir Nev-York rüyası, "Bye bye" Türkçe, Oktay Sinanoğlu





MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık