• 29 Ağustos 2018, Çarşamba 9:12
ErolKonal

Erol Konal

Person Of Interest
 “….. -Sizin psikiyatra, destek gruplarına, haplara ihtiyacınız yok.
-Neye ihtiyacım var?
- Bir amaca.” *


Tolstoy, İnsan Ne İle Yaşar adlı kitabında 'Üç Soru' adını verdiği hikâyelerinden birinde, en doğru zaman, en doğru kişi ve en doğru şeyin ne olduğunun cevabını aratır hikâyesinin kahramanına.
Hikâye; “Bir zamanlar bir kralın aklına şöyle bir düşünce geldi: 'Eğer bir işe ne zaman başlayacağımı; kimi dinleyeceğimi ve yapmam gereken en önemli şeyin ne olduğunu bilseydim, girdiğim her işi başarırdım.” şeklinde başlıyor ve “… tek önemli vakit vardır; içinde bulunduğunuz an. O an en önemli vakittir çünkü sadece o zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi, kiminle beraberseniz odur, zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp görüşemeyeceğini bilemez ve en önemli iş iyilik yapmaktır, çünkü insanın bu dünyaya gönderilmesinin tek sebebi budur.” diye bitiyor.
Kitaptaki hikâyelerin uzunluklarına bakılınca Tolstoy'un 'Üç Soru' hikâyesine diğer hikâyelerin aksine çok az bir sayfa(5) ayırdığını görürüz. Zira 'İnsan Ne İle Yaşar'(31), 'İnsana Ne Kadar Toprak Lazım'(22) ve 'Efendi İle Uşak'(58) hikâyeleri onlarca sayfadan oluşurken 'Üç Soru' sadece beş(5) sayfadan oluşmaktadır.
Tolstoy'un bunu bilinçli olarak yaptığını düşünüyorum. Lafı eğip bükmeden, sözü uzatmadan demek istiyor ki Tolstoy, sanıldığının aksine öyle geniş zamanlara, süslü püslü laflara, şatafatlı tabirlere, eksantrik olaylara gerek yok. Elinizde bir an var ve o anı en iyi şekilde kullanabilenlere ne mutlu.
Hani bazı duvarlarda karşımıza çıkar ya dünya üç gündür o da bugündür, diye. İşte tam da böyle bir şey! Ya da dünya üç gündür; dün, bugün, yarın. Dün gitti, yarının olup olmayacağı yahut ne getireceği meçhul, elimizde sadece bugün var diyen hadis-i kutsi gibi.
Nereye mi varmak istiyorum? Aslında hiçbir yere! Ne mi demek istiyorum? Aslında hiçbir şey! Çünkü herkesin hayatı kendine ve herkes hayatını istediği gibi tasarruf etme yahut çarçur etme hakkına ve salahiyetine sahip. Hele hele ki bu devirde kendinize dahi söz geçiremezken başkalarına tavsiyelerde bulunmak, şunu şöyle şöyle yahut böyle böyle yaparsan daha iyi olur demek için hem çok cesur olmaya hem de işiteceğiniz azarları kaldırabilecek sağlam bir bünyeye sahip olmayı ziyadesiyle gerektiriyor. Acı tecrübelerle sınanmadan, yürüdüğü yollarda kaybolmadan, birtakım şeyleri kaybetmeden be birilerini yitirmeden insan/lar öğütlere pek de kulak asmıyorlar, maalesef.
“-Kimsin sen?
-Güzel bir soru. Uzun zamandır cevabını bilmiyorum…… Seni hayata bağlayan birini(bir şeyi) bulduğunda başka biri olursun. Daha iyi biri. Ama o insan(o şey) elinden alındığında, o zaman kim olursun?....”**
Alıntılar Person Of Interest dizisinden. Dizide(Person Of Interest), başı dertte olan yahut bir şekilde başı derde girmek üzere olan insanlara yardım ediliyor. Dizinin yapımcılarının Tolstoy'un adı geçen hikâyesinden mi yola çıktıklarını bilemiyorum ama diziyle hikâye birebir örtüşüyor, aynı düzlemde akıyor, aynı paralelde ilerliyor. İtiraf etmeliyim ki birkaç yıl önce final yapan diziyi seyrederken hikâyeyle dizi arasında bir koşutluk kurmak aklımdan geçmemişti.
Hayat da böyle değil mi zaten? Çoğu şeyin kıymetini de kaybedince anlamıyor muyuz? Şimdi burada yitirdiklerimize ve değerini bilemediklerimize dair uzun mu uzun bir liste yaparak ne sizi ne de kendimi lüzumsuz yere kedere boğmak istemem. Zaten bu yazı da böyle bir amaçla yola çıkmadı.
Biliyorum, değişmek zor. Biliyorum, bazı kararları alıp uygulamak güç. Biliyorum, yeni şartlara ve durumlara uyum sağlayabilmek hayli çaba gerektiriyor.
“- Anlamıyorum, sen kimsin? Bana ne yapacaksın?
- Henüz karar vermedim. Sana bir soru soracağım. Sence insanlar değişir mi? Örneğin sen masum insanlara zarar veriyorsun. Ben ise uzun zamandır senin gibileri ………...
- Sandığın kişi değilim. Bir hata var. Bekle. Tamam. Bazı şeyler yaptım. Bazı çizgileri aştım. Ama bir daha yapmayacağım. Lütfen beni bırak.
- Seni bırakabilirim. Çünkü hayatının sonuna kadar gözüm üzerinde olacak. Eğer birine zara verirsen seni durduracağım. Ya da belki sen değişebilirsin. Belki ben de değişebilirim. Gerçek şu ki insanlar gerçekten değişmez, değil mi?
- Değişirler. Ben değişebilirim. Sen de öyle. Bence sen beni …......
- Öyle mi?
- Evet, çünkü aslında çok iyi bir insan olduğun anlaşılıyor. Sen iyi bir insansın.
- İyi mi? benliğimden o parçayı uzun zaman önce yitirdim. Bir daha bulabilir miyim bilmiyorum. Atık önemi de yok sanırım. Belki böylesi daha iyi. Belki iyi insanların yapamadıklarını ben yapmalıyım. Belki de iyi insan yoktur. Belki sadece iyi kararlar vardır …”***
Her gün yaşanan bunca kötü şeye ve olan çok az şeye rağmen hepimizin, herkesin, her insanın hatta en kötülerin kalbinde bile hala iyilik, güzellik, doğruluk namına bir şeylerin kaldığını biliyorum. Nereden bildiğimi, nasıl bildiğimi söyleyemem ama biliyorum işte!
İnanması güç ama dünyayı kötülerin gürültüleri değil, iyilerin sessizliği yok edecek eğer bir an önce konuşmaya başlamazlarsa…

* Person Of Interest, 1.Sezon 1. Bölüm
** Person Of Interest, 1.Sezon 21. Bölüm
*** Person Of Interest, 1.Sezon 4. Bölüm

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık