• 20 Kasım 2013, Çarşamba 11:52
ErolKonal

Erol Konal

Pembe Bahaneler
 Bir bardak tavşankanı çay. Yanında Giresun simidi. Etrafında da hiç eskimeyen dostlar. 
Hayat ne uzun ne kısa. Sözü döndürüp dolaştırmak abesle iştigal. Maksat anın hakkını vermek. Sınırlıya sınırsızı sığdırmak başka bir tabirle. Edilen üç beş kelamı nakış nakış ruha işlemek. Zamanın çıldırtıcı etkisini minimuma indirmek. 
Marifet elindeyken kıymetini bilebilmekte. Yanındayken söyleyebilmekte içinden geçenleri. Keşkeleri azaltıp iyi kileri çoğaltabilmekte asıl hüner. Özünü muhafaza ederek dünü yarınlara, ertesi günlere taşıyabilmekte asıl meziyet. 
Mazeretler labirentinde kaybolmak için harcadığımız çabanın onda birini mesafeleri kısaltmak adına kullanabilsek bizden mutlusu olmazdı sanırım. Makbul olan bahanelere yaslanmak değil, pembe bahaneler bulabilmektir engelleri aşmak için. 
Meşguliyetlerimizin arkasına sığınmakla tehlikeyi görünce başını kuma sokan devekuşundan pek de farklı olduğumuz iddia edilemez. 
Zamanın önlenemez hızına ayak uyduramadığımız aşikâr. Mazi ile ati arasında gidip gelmekten anı ıskalayan insanoğlunun adına mukadderat denen sarkaçta oradan oraya savruluşunun kendi lehine sonuçlanacağının emareleri henüz ufukta belirmiş değil.  Hal böyleyken bütün mesaisini sevdiklerine değil de sevebilme ihtimali olabileceklere erteleyenlere acınmaz da ya ne yapılır, ey aklıselim kari? 
Hazır eski dostlar bir araya gelmişken vatan kurtarmak değildir meramımız. Hemen keskin bir u dönüşüyle muhabbetimize kaldığımız yerden devam ediverelim.
 Çaylar gibi hatıralar da tazelensin. Değişen birçok şeyle beraber değişmeyen pek çok şeyin kaldığını görmenin hazzını yudum yudum içimize çekelim. Unutulmuşluk girdabına mahkûm etmeden hatıraları bir bir temize çekelim. Suretlerimize değil siretlerimize yatırım yapalım. Ve şaire kulak kabartalım: “Karıştır çayını zaman erisin;//Köpük köpük, duman duman erisin!” 
Biz ne yaparsak yapalım hayat yine kendi bildiğini okumaya devam ediyor. Bir yerde evdeki hesabın çarşıya uymaması durumu. Bize her ne kadar elmalarla elmaların, amutlarla armutların aynı sepete konulması öğretilse de hayat karışık seviyor. Siz ne kadar tesadüfleri sevseniz de hayat tevafukları dayatıyor.  
İyi ki de dayatıyor. Yoksa dağılan tesbih tanelerinden bir farkımız kalmayacak. 
Bir masa. Birkaç bardak. Ufak tefek simit kırıntıları. Azalıp çoğalan sandalyeler. Yarına dair hayaller. Geçmişin muhasebesi. Halin hakkını vermiş olmanın yüzlere yansıyan mutluluğu. 
Sahi ne güzeldi yeniden bir simidi paylaşmak… İyi ki varsınız. İyi ki vardınız

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık