• 07 Aralık 2016, Çarşamba 7:55
ErolKonal

Erol Konal

OYNAMIYORUM BEN
 “Ben pişmanım hayat, sorguya çekme
Dilersen infaz et, kar etmez dil'me
Sözlerim ağırdır, dokunur kalbe
Şu suskun ağzımı açtırma benim”*
Yorulmadık koşuşturmaktan. Usanmadık kovalamaktan. Bıkmadık ısrardan. Vazgeçmedik karalamadan. Utanmadık yalandan. 
Karamsarlık üzerine değil bu yazı. Bitmişlik, tükenmişlik üstüne olmadığı gibi. Kaçıp saklanmak da değil maksadı. Ki artık kelimeler de yeterli değil saklanmak için! Uzun ve dolambaçlı cümleler bile kâfi gelmiyor artık kaybolmaya!
Kötümserlikten de bahsedecek değilim. Hele hele bugün hiç değil. Ansızın kararan gökyüzünden, birdenbire bastıran ahmakıslatandan ya da her şeyi bir yere saçıp savuran rüzgârdan bile şikâyetçi olmayacağım. Uslu bir çocuk gibi köşemde, hiç sesimi çıkarmadan büyüklerin dedikodularını dinleyeceğim rahatsız etmeden onları! Rahatsız etmeyeceğim ki rahatsız olmasınlar, zaten çocuklar ne anlar ki büyüklerin işlerinden!   
Umutsuz değilim. Mutsuz değilim. Ama sanırım mutlu da değilim. Kırgın, belki. Üzgün, biraz. Dargın, olabilir. İncinmiş, fazlasıyla. Sıkkın, ihtimal dâhilinde. 
Hüzünlüyüm galiba. Kederli biraz da. Elemli de olabilirim. Olmayabilirim de. Bir küs bir barışık belki de. Hani şimdilerde pek bir moda 'Gelgitlerim var benim.' modunda takılı kalmış olabilirim! 
Pesimist damarım kabardı yine. Buluttan nem kapıyorsun sen de azizim dediğinizi duyar gibiyim. Var, var bir uğultu kulağımda, yok değil. Mübalağa yapmıyorum, tariz hiç, kinaye asla değil! Duymuyor musunuz siz de. Çınlamıyor mu sizin de kulaklarınız ya da yanmıyor mu?
Ayol yoksa hafiften çıldırıyor muyumdur, nedir? Üstüme iyilik sağlık. Bir iyi saatte olsunumuz eksikti, o da oldu tam oldu, yani. Burası sizce de sıcak olmadı mı? Açsak mı acaba kapıyı ya da aralasak mı pencereyi hafiften?  Yok, yok cereyan yapmaz, korkmayın. Üşütmezsiniz de. Yoğuşmalı mı diyorum kombiniz? Biz mi meşe odunu kullanıyoruz kalorisi yüksek oluyor, zira zahmeti de!   Efendim, ısı kaybı mı oluyor? Aile ekonomisi, diyorsunuz. Tabii, tabii tasarruf şart canım şu vakitte. 
Havalar diyorum. Havalarda bir karar tutturamadı gitti. Neydi azizim birkaç gün önceki havalar? Değil mi efendim, adeta insanın ruhunu galeyana getiren, tabiri caizse gıdıklayan, kanını kaynatan, nabzını arttıran…
Bak işte kalmadı bir şeyim. Candan bir muhabbet, mütebessim çehreler, maziden sayfalar, atiden müjdeler, halden havadislerdi derken vakit ne de çabuk akşam oluvermiş! Ayol, nasıl da lafa daldık, tüh başımıza geleni görüyor musun? Aç evladım aç şu televizyonu da Hanife ile Bayhan ayrılmışlar mı barışmışlar mı görelim. Nasıl da unuttuk!!! Ya, ya nasıl da unuttunuz, çok ayıp çok, hatta büyük günah!
Yoktu belki de hiçbir şeyim! Fazla mı kuruntuluyum bugünlerde fazla mı vesveseli? Sanırım kendimi çok dinler oldum. Belli ki onca evham bundan! 
Durduk yere düşüyor zaten ağaçlardan yapraklar ve nedensiz göçüyor göçmen kuşlar! Sebepsiz ayrılıyor insanlar vatanlarından ve azaltıyor her savaş çoğaltmak yerine umudu! Bakmayın geçiyor dediklerine siz, geçmiyor hiçbir şey, kalıyor her şey yerli yerinde.
Bir yenisini daha ekleniyor hayal kırıklıklarına. Kaybedenler kulübünde kuyruklar uzuyor. Mevsimlerin eski tadı tuzu yoksa da günler, yine yılın bu mevsiminde geceye devrediyor. 
Relax olamıyorum bir türlü! Bilemedim ki şimdi bir yoga kursuna mı kaydolsam, spa merkezine mi başvursam, hiç olmadı ……. Turdan erken rezervasyon yaptırıp atlayıp bir uçağa Maldivlerde kumlara mı uzansam? 
Tam düzeldim, hiçbir şeyciklerim kalmadı diyorum, birden karabasanlar kaplıyor dört bir yanımı, hafakanlar basıyor. Elim ayağım boşalıyor, ne yapacağımı bilemiyorum? Sürü sürü keçiler mi istersiniz, ardı arkası kesilmeyen atlar mı zihnimde cirit atmıyor! Sımsıkı yumsam da gözlerimi, ellerimle kapasam da kulaklarımı gürültü azalmak yerine dalga dalga bütün ruhumu kaplıyor! İşgale uğruyorum talana hazırlanırken. Gözüne ışık tutulmuş tavşanlardan bir farkım kalmıyor, resmen! 
Biliyorum, bize ne bunlardan diyorsunuz. İşimiz gücümüz kalmadı da böylesi deli saçması budalalıkları mı dinleyeceğiz? Varsa daha keyifli bir işiniz hay hay, tutmayalım sizleri. 
Mesela gidip dünyayı kurtarabilirsiniz uzaylılardan ya da dünyayı, insanlardan! Dindirebilirsiniz belki bir çocuğun gözyaşlarını eğer kaldıysa hala adına merhamet denilen şey vicdanınızda! Ya da saklanabilirsiniz perdelerinizin arkasına ve de kapatabilirsiniz ışıklarınızı gölgelerinizden tanınmamak için! Ya da indirebilirsiniz ellerinizi!  
Evet, iyi değilim, bu sıralar, hem de hiç iyi değilim! Doğrudur eksildiğim bazı gönüllerden ve yerine koyamadığım da doğrudur eksilttiğimce… İşte bu yüzden: “Ben yanıldım hayat, vurma yüzüme//Yol verdim sevdanın en delisine//O yüzden ömrümden giden gidene//Şu yalnız başımı eğdirme benim”**
*//**Ben Yoruldum Hayat, Mümin Sarıkaya…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık