• 27 Eylül 2017, Çarşamba 8:55
ErolKonal

Erol Konal

OKUMAK ÜSTÜNE
 Okumak.
Biteviye okumak. Gözleri kanatırcasına okumak. Yemeden içmeden kesilir gibi okumak. Kendini unuturcasına okumak. Dünyadan vazgeçercesine okumak…
Bir hayat ki okumakla geçmiş, bir ömür ki okumaya adanmış, bir yaşam ki adı okumakla özdeşleşmiş olsun. Ne mutlu o kişiye. Ve ne talihsizdir okumadan nasibi olmayan!
Okumak. Okumak. Okumak.
Okumak, bir meydan okuma mı yoksa bir kaçış mı? Bir zorunluluk mu okumak, yoksa bir tercih mi? Yoksa okumak, tanımlanamaz bir dürtü, tarifsiz bir his mi ruhu gizliden gizliye tahrik eden çözümsüz bir muamma mı?
Bir arayıştır belki de okumak. Belki de realiteden hayallerin, ideaların dünyasına kaçıştır, okumak. Kim bilir belki de varlığının bir ispatıdır, okumak.
Düşüncelerimize çeki düzen vermenin, onları zapt u rapt altına almanın bir yöntemi de pekâlâ olabilir okumak. Tıpkı duygularımıza kement vurmanın bir yolu olduğu gibi…
Rutinin dışına çıkmak olarak da görebilirsiniz okumayı çoğu kez. Monotonluğu yıkmanın, tekdüzeliğe son vermenin, sıradanlığı aşmanın, yeknesaklığı yok etmenin çarelerinden biri de olması nihayetinde mümkündür, okumanın.
Bir anahtar olur bazen okumak, kapıları açmada. Bazen de bir kilittir, sırları saklamada. Kimi zaman kapalı kapılar ardında yaşananların tanığı olur, çeker bizi kendine; kimi zamansa göz önündekilerin açık bir yorumu olur, katılırız kendine.
An gelir diyar diyar gezmenin adı olur okumak, an olur buram buram özlemenin. Gün gelir başkalarını tanımaktır okumak, gün olur kendini bilmektir, okumak.
Zaman geçer izi kalır, devran döner kiri kalır, söz biter namı kalır, yaşamaktır okumak.
Okumak, sabretmektir. Okumak, öğrenmektir. Okumak, had bilmektir. Okumak, beklemektir. Okumak, günü güne eklemek, günü günden düşmektir. Ve okumak tanımaktır, kendini.
Irmağa karışmak için sabırla olgunlaşan bir damladan farksızdır, okumak. Delicesine akıp giden bir nehirde başını taştan taşa vurarak bütünün ahengine ayak uyduran bir tamamlanıştır, okumak.
Dağlardan tepelerden, ovalardan vadilerden, derelerden çaylardan, köylerden kasabalardan, ağaçlardan kuşlardan, çiçeklerden böceklerden deryaya ulaşan su gibidir, okumak.
Yeri gelir susmaktır adı okumak, yeri gelir haykırmaktır adı okumak.
Yeri ve zamanı olmayan okumanın, bir sonu olmadığı gibi herkese göre bir şekli şemali de yoktur!
Okumak ki aldanıştır bazı kez, okumak ki uyanıştır çoğu kez.
Bilineni tekrar etmek gibi gözükse de okumak, söyleneni ezber yapmak sanılsa da okumak, toplumları yükselten bir manivela, insanları yücelten bir kaldıraç olma hüviyetiyle paha biçilemeyen altın bir bilezikten farksızdır.
İşbu nedenledir ki okumak, hele hele hadiselerin dilini, dünyanın işleyişini, insanın mukadderatını okuyabilmek ve ona göre bir projeksiyon oluşturabilmek elzem mi elzem, olmazsa olmazıdır artık insanoğlunun.
Yarına kalacak olanlar eşyanın sırrını çözenler değil eşyanın dilini doğru okuyanlar olacaktır, vesselam…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık