• 06 Eylül 2017, Çarşamba 8:56
ErolKonal

Erol Konal

Nefes Almak
 Saklanmak yok. Kaçmak da. Uzaklardan, gitmekten, dönmemekten bahsetmek hiç mi yok dedi, kendisinin bile duyamayacağı bir fısıltıyla.
Tanıdık bir ses duymayalı, bildik bir yüz görmeyeli kaç mevsim geçmişti hatırlayamadı. Hatırlayamadığı mevsimler miydi; yoksa mevsimine göre sandıktan çıkardığı eski yaşanmamışlıkları mıydı?
Doğruydu her şeyin bir ömrünün olduğu. Çiçeğe durmuş bir ağacın ömrüyle meyveye teşne çiçeğin ömrünün bir olmadığı da doğruydu. Güneşin bir vakti olduğu gibi yıldızların da zamanı vardı arz ı endam etmek için. Ve vardı herkesin, hepimizin bir sırası…
Soluk alıp vermekti aslolan, soluk alıp vermek. Bir nefes kadar kısa, bir nefes kadar sonsuz anın her zerresinde hissetmekti nefesteki eşsizliği, harikuladeliği, muhteşemliği. Nefes alıp veriyordu ya şimdilik, olsundu, düzelirdi her şey merkezini bulurdu. Hem illaki her şey dört dörtlük mü olacaktı? O zaman ne anlamı kalırdı ki yaşamasının, mücadele etmesinin?
Bak işte yeni bir gün daha başlıyordu. Bak hayat beni, seni, bizi, hepimizi çağırıyordu. Bak gök kubbe işi gücü bırakmış yine bizi selamlıyordu. Baksanıza balıkçılar ağlarını doldurmuş halde heyemolalarla dönüyorlardı. Taşınalı çok olsa da o mahalleden köşedeki bakkal amca keyif çayını yudumluyor olmalıydı tam da bu saatlerde. İşte yine sokak sokak, cadde cadde bir şehir uykudan uyanıyordu. Hayat kaldığı yerden, bıraktığımız yerden akmaya devam ediyordu.
Bir yolunu bulup devam ediyordu hayat. Dalgalar sahilden vazgeçmiyorlardı, güneş dünyadan. Göçmen kuşlar dönüyorlardı gittikleri yerlerden. Takvimler bir yıl yaşlansa da yine aynı günü gösteriyordu. Hem hangimiz ömrümüzün sonuna kadar lise fotoğrafımızdaki kadar güzel kalabiliyordu ki?
Hepimiz yaralıyız, hepimiz sevdalı. Hepimiz yorgunuz, hepimiz umutlu. Hepimiz güzeliz, hepimiz çiçek…
Hepimizin vardı kendimizden bile sakladığımız düşleri. Hepimizin vardı en yakınlarımıza bile söylemekten kaçındığımız yanları. Hepimizin vardı kimselere gösteremediğimiz kırıklıkları.
Öyleyse cancağızım, az daha gayret, az daha çaba. Az daha istek, az daha tutku.
Bir formülü, reçetesi yok ki yaşamın birebir tatbik edelim hayatımıza. Bir zamanı yok ki sevmenin, aşka düşmenin hazırda bekleyelim. Engel değil ki hiçbir şey sevmeye, sevilmeye bahanelere, mazeretlere sarılmayalım.
Marifeti hayatın kendi ayakların üstünde durabilmek. Yük olmadan başkasına kendi yolundan gidebilmek. Güzelliği hayatın her düştüğünde elinden tutan dostlarının çokluğu.
Nefes alıp verdikçe umut var. Umut oldukça dünyanın bir şansı var…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık