• 29 Mart 2017, Çarşamba 8:57
ErolKonal

Erol Konal

Mutluluğun Formülü
 Formül çok basit. Bir bisiklet, bir sırt çantası, bir şapka.
Sonrası mı gökyüzünün olduğu her yer emrine amade. Arzın bütün güzellikleri önünde pervane. Sana düşense pedal basmak hayallerinin peşinde, düşlerinin ardında, yüreğinin sesinde, gönlünün yolunda, aklının ışığında…
Burada kilit rol sırt çantasında. Nasıl ki midenizin üçte birini yemekle, üçte birini suyla geri kalanını ise havayla doldurun diyen bir peygamberin ümmetine de sırt çantasını aynı felsefeyle donatması düşer.
Mevsimine göre birkaç tişört, yedek bir eşofman altı, zorunlu haller için her yerden çekebilecek bir telefon ve tabi ki de birçok kitap.
Son paragraftakilerin dışında çantasına aklına gelen lüzumlu lüzumsuz her şeyi dolduran/lar hiç zahmete girişmesinler ve evlerinde oturakalsınlar!
Olur olmaz her şeyi kendilerine yük edinenlerin sırt çantalarını yeniden ve yeniden tekrar be tekrar gözden geçirmeleri kendi menfaatlerine olacaktır.
Kendilerine yolcu değil de hancı muamelesini reva görenlerin sırt çantalarındaki fazlalıklardan kurtulmaları lazım ki kendilerine sunulan şu güzelim yolculuğu çile ve eziyet haline getirmesinler, bu maceranın tadını çıkarmaya baksınlar; zira hayat bizlere verilmiş en değerli hazinedir, biline.
Burada durup mutluluktan ne anladığımıza, ondan ne umduğumuza bakmanın da tam sırası. Mutluluk kıymetli, mutluluk değerli, mutluluk…
Belli ki mutluluk iyi hissetmek, güzel hissetmekle ilgili. Huzur bulmak, kıvanç duymakla alakalı. En önemlisi de göreceli bir mefhum mutluluk. Değişken, sayısız ihtimallere bağlı ya da yaşanılan her anı nimet bilip hakkını vermekle ilgili.
Aslında şimdi düşünüyorum da formülde bisiklet ve şapka olmasa da olur. Tek başına sırt çantası, ama saydığımız şartlara haiz bir sırt çantası, kâfi.
Git nereye istersen. Otur ne kadar dilersen. Seyret şaşırıncaya dek. Gül gözünden yaşlar gelinceye kadar. Ağla hıçkırıkların martıların çığlıklarında kaybolsun. Zıpla ilk defa ayaklarını hissedercesine. Bağır sesini göklerden işitsinler. Kulak ver dalgaların sesine. Söyle rüzgârla birlikte ağaçların şarkısını.
Kokla toprağı. Yuvarlan toprakta. Deşele, karıştır, yoğur toprağı. Dokun toprağa. Otur toprakta, konuş, dertleş onunla. İste topraktan.
Güneşin ışıklarıyla yıkan. Islan bulutla. Uç martıyla. Dans et yakamozla. Sek sek oyna yıldızlarla.
Yoruldun mu otur bir ağacın altında boylu boyunca. Uzan çimlere sere serpe. Yaslan bir kayaya ve hatırla güvenmenin emniyetini. Koş sahilde korkma bozulurmuş diye ütüsü kumsalın. Ve anla ve gör ve bil ve hatırla denizyıldızlarının hikâyesini. Denizyıldızının hikâyesini. Hikâyeni…
Çevir sayfalarını kitabın. Çiz satırları. Didik didik et anlamı. Yorumla yeni baştan yazılanları.
Hakkını ver günün her anının. Bütün enerjini yansıt yaptığın her işe. Hürmet göster tabiata. Saygı duy canlılara. Dinle kendini. İşit gönlünü. Duy kalbini.
Varsın fark etmesinler. Varsın anlamasınlar. Varsın görmesinler. Sen biliyor, görüyor ve anlıyorsun ya…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık