• 02 Aralık 2014, Salı 8:58
ErolKonal

Erol Konal

Konuşmak Üstüne
 Kronik bir hastalık olarak tanımlardı sorsalardı kendisine konuşmak nedir, diye. Müzmin, iflah olmaz gibi sıfatları da eklerdi mutlaka. 
 Konuşmak. Ne kadar da lüzumsuz diyemedi; çünkü lüzumlu olduğu anlar da vardı muhakkak. Muhakkak olansa lüzumsuzundan sakınmak gerektiğiydi. 
Sustu sonra. Bilmiyordu ki susmak en çok da konuşmak demekti. Durdu sonra. Yürümek de bir konuşmak değil miydi? Uzaklaştı. Döndü de neden sonra baktı ardında bıraktığı, adım adım arşınladığı, her bir kıvrımını zihnine kazıdığı yollara. Gitmek de bir konuşma olabilirdi pekâlâ. Öyleyse kalmak da diye, düşündü.  Hatta yazmak da.
Yazdı, çizdi, sildi, karaladı, buruşturdu, yırttı, attı; yeniden, yeniden yazdı, çizdi, karaladı, buruşturdu, attı, savurdu, sakladı.
Saydı sonra kelimeleri. Yetmedi kokladı, derin bir nefesmişçesine içine çekti sonra. Hem ne çok hem ne azdılar. Bazen konuşuyorlar bazen küsüyorlardı en çok da. Hele hele gündüzleri terk- i diyar ediyorlardı. Saklanıyorlardı hiç bulunmamacasına. Sonra apansız karşısına çıkıyorlardı hiç olmayacak yerlerde ve zamanlarda. Tekin değillerdi anlayacağınız. At sahibine göre kişnermiş diyecek oldu fazla klişe, Karadeniz gibi hırçın mı hırçın diyecek oldu aşırı sıradan, sussa gönlü razı değil, serde bir delişmenlik…
Anımsadı sonra. Kelimelerim vardı benim, boynu bükük sahipsiz, yitik cümlelerim. Yarım kalan diyaloglarım. Ne yaparsam yapayım tamamlanamayan paragraflarım. Bir türlü başlığıyla uyum gösteremeyen yazılarım.  Söylemek istediklerimi anlatamayan/ anlatmayan metinlerim. 
Konuşmak mı demiştiniz? Sustuklarım var ziyadesiyle. Yutkunduklarım mesela. Dilimin ucuna gelip gelip de yokluğa mahkûm ettiklerim. Henüz daha doğmadan öldürdüklerim, kökünü kazıdıklarımdan hiç söz açmış mıydım size? Sürgüne yolladıklarım, darağacına layık gördüklerim, üstlerine beton döküp yerin yedi kat altına gömdüklerim ve kalbimin en kuytu, zihnimin en bakir bölgelerine emanet ettiklerim.
Sonra üstünü çizmeye kıyamadıklarım, silmeye güç yetiremediklerim, atmaya elimin varmadıkları, açıklamaya gönlümün razı olmadıkları, okumaya katlanamayacaklarınız…
Altını çizdiklerim, parantez içine aldıklarım, yanına yöresine notlar düştüklerim, dipnotlarında kaybolduklarım. Dönüp dönüp tekrar baktıklarım, bir o kadar unuttuklarım, yollarda kalanlarım, yollarını şaşıranlarım.
Kelimelerim. Cümlelerim. Yazılarım. Nasıl da bencil nasıl da egoist nasıl da narsistim bu aralar. Nasıl da kendine deli divane meftun, körkütük sevdalı, sırılsıklam âşık. Bir o kadar melankolik, nadan, küstah, kendini beğenmiş.  
Her yerde ben. Her şeyde ben. Gündüzde, gecede ben. Bulutta, rüzgârda, yağmurda ben. Sabah ben akşam ben. Ne yana dönsem ben. Açıp kapıyorum gözümü ben. Sinemalarda, TV'lerde, billboardlarda, gazetelerde ben. Çat kapı ben. Telefonlarda, mesajlarda, you tube'da, facebook'ta, tiwitter miwitter'da ben. Satır başlarında ben, satır sonlarında ben.Satır aralarında ben, tavan aralarında ben. Annenizin kekinde, komşunuzun gününde ben. Akrep de ben yelkovan da ben. Rüyalarınızda ben, az sonralarınızda ben. Şarkılarda, türkülerde ben, ben, ben.
Kim söyledi ki size bütün yolların Roma'ya çıktığını ya da yanlış hesabın Bağdat'tan döndüğünü? Sözün kısası da ben uzunu da. Büyük harf de ben noktada ben. Sağ açık da ben sol açık da ben. 
Ben istemedim ki konuşmayı. Neden şimdi susturmaya çalışıyorsunuz ki konuştuğum için beni? Küserim ve bir daha hiç konuşmam sizinle. Hem iyi düşünün top kimin diye. Ya alır gidersem topumu, n'olur topunuzun hali, hiç düşündünüz mü?
Diyorlar ki özür dilemek de bir erdemdir. Özür diliyorum öyleyse cümlenizden. Bildiğim ve bilmediğim, öğrendiğim yahut öğrendiğimi zannettiğim cümle kamuslardan, lügatlerden, sözlüklerden ve olmazsa olmaz kelimelerden özür diliyor, af dileniyorum huzurlarınızda en çok da onları bölük pörçük duygularıma, saçma sapan düşüncelerime, ipe sapa gelmez davranışlarıma alet ettiğim için de. 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık