• 21 Haziran 2017, Çarşamba 9:01
ErolKonal

Erol Konal

Kıymetlimiz…
 “İftardan önce gittim Atik-Valde semtine,
…………
Tenhâ sokakta kaldım oruçsuz ve neş'esiz.
Yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı
Hadsiz yaşattı rûhuma bir gurbet akşamı.
Bir tek düşünce oldu tesellî bu derdime;
Az çok ferahladım ve dedim kendi kendime:
'Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür;
Madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür.”


Bir bayram daha ufukta belirmişken, her geceyi kadir her gördüğünü Hızır bil inancıyla yetişmişken, bir ramazan daha vedaya hazırlanırken…
Bu kaçıncı fırsat kadrini bilemediğim? Bu kaçıncı bir sonraki seneye inşallah nasipse dediğim?
Zaman durmaz akar, gün geceye kavuşur, her nefis bir gün ölümü tadar, eyvallah, lakin zamanı durdurmak, hiç olmazsa zamanı yavaşlatabilmek, zamana hükmedebilmek insanoğlunun elindeyken, önüne serilen bunca fırsatı hoyratça heba etmekte yine insanoğluna has bir maraz olsa gerek!
Başlangıcı olanın bir sonunun olacağı muhakkak. Gün akşamlıdır diyen Şeyh Edebali'den önce de sonra da niceleri gelip geçti şu fani âlemden. Bunca devri daimden hatırladıklarımız ise vakte imzasını atanlar, zamana mührünü basanlar ve anları sonsuz kılanlar.
Bayrama buruk giriyoruz/m. Zira hakkıyla ifa edemedik/m ramazanı. Mesele oruç tutmak, zekât vermek, fitre(fidye)/fıtır sadakası vermek, teravih kılmak olmasa gerek!
Yine kırdık ve üzdükse insanları. Yine dedikodudan, gıybetten, alamadıksa kendimizi. Yine tefekküre, empatiye, hoşgörüye yer veremedikse hayatımızda. Yine arındıramadıysak ruhumuzu orucun rahmetinde. Yine rızıklandıramadıysak kalbimizi ramazanın bereketinde. Yine eğitemediysek fikrimizi sahurun dinginliğinde. Yine terbiye edemediysek bedenimizi iftarın sofrasında.
Yine yenemedim nefsimi. Yine kovamadım karanlığı. Yine kalamadım iyi tarafta. Yine uzaklaştım doğrudan. Yine bahanelere sarıldım usanmadan. Yine mazeretler ürettim bıkmadan. Yine işime geldiği gibi davrandım utanmadan.
Nefis krallığında ben gönüllü bir köle! Ben aciz, ben iradesine sözü geçmez, ben naçar, ben kayıp… Ben noksan, ben hadsiz, ben aymaz…Ben kötü, ben eğri, ben himmete muhtaç…
Hal böyleyken. Yani insan önce kendiyle hesaplaşmadan, kendi muhasebesini tutmadan, kendi falsolarını düzeltmeden, kendi kusur ve günahlarına bakmadan; hangi hak ve mantıkla ötekini berikini eleştirme hakkını kendisinde bulabiliyor, anlayabilmek mümkün değil!
Başkasını tenkit etmek kolay! Onun bunun yanlışını, eksiğini bulmak daha da kolay! Yiğitlik hedef tahtasına kendini koyabilmekte. Yiğitlik önce kendi nefsini dizginleyebilmekte. Yiğitlik sözle değil davranışla vücut bulabilmekte.
Herkes kendi kaderini yaşıyor. Hayatımızı tercihlerimiz belirliyor. Tercihlerimizse yaşam biçimimizi şekillendiriyor. Bu da demek oluyor ki ne kadar insan o kadar farklı yaşam tarzı, dünya görüşü, hayat felsefesi, inanç örgüsü.
Değilken beş parmağın beşi bile aynı. Farklıyken aynı ana babadan olan çocukların tamamı. Benzemezken hiç kimse birbirine. Ve her yağmur tanesini ayrı bir melek indirirken yeryüzüne.
Kıymetini bilemesek de sen yine uğra bize. Kadrini anlayamasak da sen unutma bizi. Bizi bize bırakma. Bizi sensiz bırakma. Bizim kusurumuza bakma. Bizi hoş gör. Bizi terk etme.
Biz tutunamasak da sana, sen, sımsıkı sar bizleri. Biz duyamasak da seni, sen, işittir kendini. Biz göremesek de seni, sen, hissettir kendini. Biz unutsak da seni, sen, hatırla bizleri.
Uzattığımı biliyorum sözü. Dönüp dolaşıp aynı şeyleri tekrarladığımın farkındayım. Öyleyse şairin dediği gibi derim ben de; “…Bütün şiirlerde söylediğim sensin//Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin//Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın//Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin//Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için//Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini//Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini//Ey gönüllerin en yumuşağı en derini//Sevgili//En sevgili//Ey sevgili//Uzatma dünya sürgünümü benim..”**
* Atik-Valde'den İnen Sokakta, Kendi Gök Kubbemiz, Yahya Kemal Beyatlı, İstanbul Fetih Cemiyeti Yay., 40. Bs., sh: 19
** Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine IV, Zamana Adanmış Sözler, Sezai Karakoç, Diriliş Yay., 9. Bs., sh:54




MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık