• 18 Nisan 2018, Çarşamba 8:58
ErolKonal

Erol Konal

KIRK
 “…Kırk yıl bir yastıkta tam kırk yıl
Anlat babaanne ölümsüz aşkını
Bir yastıkta tam kırk yıl kırk yıl kırk yıl kırk yıl…”*


Kırk yılın başı oturup iki lafın belini kıralım dersin, kırk yılın çarşambası bir araya gelir!
Üçlere mi, yedilere mi, kırklara mı karışmalı; yoksa kırk gün kırk gece bir düğünde kırk bir buçuk maşallah vur patlasın çal oynasın modunda felekten Binbir Gece Masalları'ndan kırk basmasına aldırmadan kırkı çıkana değin kırkları mı karıştırmalı?
Kırk evin kedisi misali kırk kapının ipini çekip kırk yılda bir de olsa kırk yıllık dostlarla iman mı tazelemeli?
Kırk tarakta bezi bulanmasına mı kızmalı, yoksa kırk dereden su getirmesine mi? Kırk öküzle bir mağarada mı kaldın be adam, yoksa kırkından sonra saz çalmaya mı başladın?
Bütün bunlara bir de kırk para etmemeyi ekleyelim de muradımız tam olsun!
Oysaki bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır, diye öğrenmişizdir hayat okulunda. Kırk yıl! Kırk, koskocaman yıl. Muhtemeldir ki buradaki kırk sayısı, diğer çoğu sayılar gibi çokluktan kinaye manasınadır. Hani o malum sittin senedeki altmış yılın imkânsız anlamında kullanılması gibi.
Güzelim Türkçemiz deyim ve atasözleri bakımından oldukça zengin ve bir o kadar da- deyim yerindeyse-taşı gediğine koyma noktasında fazlasıyla mahir. Az sözle çok şey anlatmak bir yerde ata sporumuz! Zira sanal âlem, klavye delikanlılarından geçilmiyor! Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmakta üstümüze tanımadığımızdan kopyala yapıştır mantığıyla oradan buradan kendi fikrinmiş gibi tak takıştır, sahte nickname kullanarak ötekine berikine en ağır hakaretlerde bulun, ne oku ne araştır ne özür dile, sonra da göğsünü gere gere hiç utanmadan büyük bir iş başarmış gibi dolaş..! Ohh ne ala memleket, ohh ne ala adamlık!
Cetlerimizin söze hükmetmekteki maharetlerini gündelik hayatlarını yüz bilemedin iki yüz kelimeye hapsetmiş bizlerin anlaması pek olası durmasa da yaşamakta olduğumuz bu yozlaşmaya da bir dur demenin sırası geldi de geçiyor, artık!
Halk arasında kırk defa söylersen deli olur, diye şöhret bulmuş bir söz vardır, hani. Bir de kırk kere de söylesen dinlemeyenler de az değildir ya tıpkı kırkından sonra at olup da kuyruk mu sallayacağız edasındakiler gibi!
Kırk katır mı kırk satır mı bilemem ama kırkambar olmak için kırk fırın ekmek yemek olmazsa olmaz. Durumdan vazife çıkarıp fırınların önünde kuyruk oluşturmayalım, lütfen!
Bazısına yeter de kırk gün bazısına yetmez kırk yıl. Kırk gün, aynı zamanda vücuda alınan istenmeyen herhangi bir gıdanın vücuttan atılma süresi tıp bilimine göre. Keza çile dolduranların da kırk günlük inzivaya çekilmesi de mistisizm ile modern tıbbın aynı frekansı yakalaması bir yerde!
Kırk. Kamil yaşı değil belki ama kemal yaşı. Her ne kadar şairin yolun yarısı dediği yaştan beş fazlası olsa da! Muhtemel ki muhtemel olmadığını ve hesabı tutmayanın şair olduğunu bize edebiyat tarihi kesin ve şaşmaz bir nesnellikle haber veriyor.
Kırkından sonra azmak var ki bir de ondan Rabbim korusun cümlemizi…
Hala gelmediyse uykunuz bir de kırka kadar koyun saymayı deneyin derim ben de…

* Süper Babaanne, Barış Manço

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık