• 20 Temmuz 2016, Çarşamba 9:03
ErolKonal

Erol Konal

Keşke Anlatabilseydim Seni
 Bir ressam olsaydım keşke. Çizebilir miydim bilmem seni yine böylesine güzel, böylesine benzersiz, böylesine harikulade… Ama çizebilmek isterdim görsün diye herkes senin bu dünyaya fazla geldiğini, bizlere bir lütuf olduğunu. Mesela rengârenk ruhuna renkler kâfi gelir miydi? Mümkün olur muydu hüzün bulaşığı bakışlarının her seferinde kalbimde ilk defa görüyormuşçasına yaptığı etkiyi anlatabilmek, tuale sığdırabilmek? 
Bir müzisyen olsaydım keşke. Konuştuğun zaman yüreğinden kanatlanan kuşların kanat çırpışlarını dökebilseydim notalara mesela. Mesela gülüşünün atmosfere yaydığı ezgilerle süsleseydim bütün şarkıları. Bütün melodilerde senden bir parça olsaydı dünya adeta cennet olurdu, bir düşünsene. 
Susuşun bile manalıyken, güzelken, hüzünlüyken. Gülüşün dahi ferahlandırıken, sarıp sarmalarken. Sözlerin canken, cananken, dostken, yarenken. Varlığın güvenken, huzurken…
Bir yağmur bulutundan kopup saçlarına değen ilk yağmur tanesi olsaydım keşke. Süzülürken saçlarından yanaklarına doğru henüz sen bilmesen de melekleri kıskandıran merhametinde yeniden hayat bulsam. Ve sonra gözyaşlarına karışıp gönülleri yıkayışına ortak olsam. Dokunsam seninle ben de yüreklere ve alsam senin gibi onların bütün kederlerini, sıkıntılarını, elemlerini…
Bir kuş cıvıltısı  olsaydım keşke. Dolsaydım seherle odandan içeri. Ben uyandırsaydım en tatlı hülyalarından seni. Ben aydınlatsaydım nağmelerimle kalbinin en mahrem köşelerini. Okusaydım durup dinlenmeden en güzel şarkılarımı sana. Okusam, okusam, hiç bitmeseydi gün, hiç geçmeseydi zaman…
Yaz sıcağında ansızın beliren ve nereden geldiği belli olmayan saçlarında dalgalanan bir rüzgâr olsaydım keşke. Dokunup geçerken tenine sende serinleseydim, sükûnet bulsaydım, dinlenseydim gölgende. Rayihaların en güzelini senden alıp başka diyarlara, başka mekânlara baharlar taşısaydım.
Bir teşekkür olsaydım keşke. Özelde sana ait olsa da aslında ben muhtacın daha çok, daha sık etmesi gereken bir “teşekkür”, bin “teşekkür” olsaydım dilinden dökülen, yüreğinden kopan..
Sımsıkı, yumuşacık bir sarılma olsaydım keşke. Unutturabilseydim bütün olumsuzlukları, hafifletebilseydim bütün kederleri, dindirebilseydim bütün acıları ve silebilseydim kalplerden bütün nefretleri…
Kalabilseydim seninle hep keşke. Hiç ayrılmasaydım yanından. Dokunabilseydim yüreğine. Sarabilseydim bir anne gibi, sımsıcak olanca şefkatimle. Bir liman olabilseydim her fırtınada sığınabildiğin bir baba gibi. 
Duyabilseydim söyleyemediklerini, anlayabilseydim söylediklerini. Olabilseydim her mutlu anında ve yok edebilseydim her kederi daha ufukta belirmeden. 
Gözlerinden süzülen sıcaklığıyla dünyanın bütün buz dağlarını eritebilen gözyaşların olabilseydim keşke. Samimiyetin olabilseydim, dürüstlüğün, masumiyetin…
Dilinden hiç düşürmediğin kelimen olsaydım, gönlünden eksik olmayan şarkın. Sen varken kahramana gerek yok. Sen varsan gam yok. Kabul olan dua mısın sen, söylesene, sen ne güzel, ne tatlı şeysin böyle. Su gibi aziz, ekmek kadar kutsalsın. Kıymetlisin, kıymetlimsin. Üzülme sen. Üzülme ki gündüzümüz gece olmasın. Eğme kaşını sakın. Eğme ki fırtınalar esmesin tepemizde. 
Sen hep gül. Ya da hep hüzünle sarıp sarmala b… 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık