• 10 Kasım 2016, Perşembe 7:51
ErolKonal

Erol Konal

KASIMPATILAR BOYNU BÜKÜK KALDI
 “1881'de bir bebek doğdu
Annesi adını Mustafa koydu
Sarı saçlı, mavi gözlü o güzel bebek
Büyüdü, büyüdü Atatürk oldu”
Maviyi düşleyen pembe. Siyahı kovalayan beyaz. Kırmızıya yoldaş yeşil. Renklerin hikâyesiydi, bu. Milletinin kaderini renkler üzerinden okuyan bir liderin yolculuğuydu, bu. 
Beyazdı her şey: Sarıldığı kundak, annesinin başörtüsü, narin teni. Saf, tertemiz ve masumdu tüm bebekler gibi. 
Açacaktı bembeyaz bir sayfa. Pespembe hayalleri meyveye duracaktı. Kovalayacaktı simsiyah bulutları geri dönmemecesine. 
Pembeydi hayalleri hepimiz gibi. Asker olacaktı. Kurtaracaktı ülkesini, dağıtacaktı kara bulutları, küllerinden inşa edecekti. Pespembeydi düşleri. Yurdunu karış karış dolaşırken geleceğe ait notlar düşüyordu zihninin her köşesine. Rüyaları vardı siyahtan sakındığı. Rüyaları vardı duyanların inanmadığı, inanamadığı. Rüyaları vardı adım adım gerçeğe dönüşen. Rüyaları vardı anlattıkça hayra yorulan. 
Yeşildi şimdi rengi cepheden cepheye koştururken. Ne de çok yakışırdı üniforması kendisine. Nasıl da güven telkin ederdi mahiyetine. Emri altındaki Mehmetçikler şehadeti yudumlarken ancak bu kadar yakışabilirdi al kanlara bürünmüş yeşil elbiseler cennet namzetlerine. 
Allı yeşilli binlerce Mehmetçik sanki yemyeşil çimenlerde yuvarlanırmışçasına düşman saflarına en güleç halleriyle Allah Allah nidalarıyla hücum ederken ufukta tüllenen zaferin de muştusunu veriyorlardı dosta düşmana. 
Varsın kapkara bulutlar kaplasındı gökyüzünü. Varsın simsiyah kesilsindi ufuklar. Varsın vatanın dört bir yanında karalar bağlasındı zaferden ümidini kesenler. Varsın siyaha çalsındı umudun rengi. Varsın matemler, yaslar kaplasındı yürekleri. Varsın zifiri bir karanlık kuşatsındı dört bir yanımızı. 
Değil mi ki biz tarihin akışını değiştirmiştik. Değil mi ki biz çağ açıp çağ kapatmıştık. Değil mi ki biz,  bitti demeden bitmezdi. Değil mi ki vatanın her karış toprağı şehit kanıyla karılmıştı. Değil mi ki sınırlarımızı al kanlarla çizmiştik. Değil mi ki önümüzde 'sarışın bir kurda benzeyen” liderimiz vardı. 
Kırmızıydı tutkunun rengi. Kırmızıydı sancağımızın rengi. Kan kırmızısıydı vatanı sevmenin bedeli.
Bir meşaleydin Samsun'da, Amasya'da, Sivas'ta, Erzurum'da en nihayet Ankara'da yolumuzu aydınlatan. Bir kıvılcım çaktın Eskişehir'de. Afyon boylarında ateşe dönüştün. Yangındın İzmir'e vardığında. Şimdi de sıra geldikleri gibi gitmelerindeydi.
Dalgalanıyorsa şimdi al bayrağımız nazlı bir gelin gibi ve süzülüyorsa bir kartal gibi hür ve korkusuz, uğruna dökülen kanlar sayesindedir. Şafak aydınlığından akşam kızıllığına değin cepheden cepheye koşan şanlı Mehmetçiklerimizin damla damla kanlarıyla abideleşen ve dalgalandığı her yerde barışın, kahramanlığın, bağımsızlığın nişanesi olan kan kırmızı bayrağım, şehitlerimizden emanetsin sen, bize. 
Kolay olmadı maviye ulaşmak. Zorlukları aşa aşa, güçlükleri yene yene, şartları zorlaya zorlaya, her anı mücadele dolu, her dakikası azimle örülü, her saniyesi ölümle yaşam arasında geçen çileli bir yolculuktu, bu.
Özgürlük demekti cumhuriyet, bağımsızlık demekti. Hürriyet demekti cumhuriyet, mutluluk demekti. Yıllarca cepheden cepheye koşuşturmakla tükenen hayatların zaferle taçlananması demekti cumhuriyet. 
Ve cumhuriyet tıpkı sonsuz gökyüzü gibi, engin masmavi denizler gibi, tıpkı o delici, yırtıcı, kuşatıcı, mavi gözleri gibi Türkiye demekti. 
“Başarılı bir asker, devrimci bir devlet adamı… Kendi kaderini ulusuyla birleştiren bir adam. 1915'te Çanakkale'de İngilizlere tarihlerinin en büyük yenilgilerinden birini yaşattı. 1918 yılında 1. Dünya Savaşı'ndan yenilgi yüzü görmeden çıkan tek Osmanlı komutanıydı. Dört yıl sonra halkını etrafına toplayarak, emperyalist güçlerin desteklediği işgalci Yunan güçlerini yendi ve ulusal bağımsızlık yolunu açtı. 1923 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkıntıları üzerinde Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu ve ilk cumhurbaşkanı oldu. Ektiği demokrasi tohumları sayesinde Türk Ulusu içeride ve dışarıda birçok zorluğa göğüs gerdi. 
Stalin O'nu faşist olarak niteledi. Hitler ve Mussolini komünist olarak gördü. Bazıları da diktatör dedi. Halkıysa ona “Atatürk” dedi.” *
*Bir İnsan, Bir Asker, Bir Lider Atatürk Belgeseli, Tolga Örnek

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık