• 01 Şubat 2017, Çarşamba 8:07
ErolKonal

Erol Konal

KAR VE MASUMİYET
 Karla ilgili ne yazılsa eksik, ne söylense yetersiz, ne konuşulsa tamam değil! Bu, ne ilk ne de son yazı karla ilgili. Ne ilk kez yağıyor ne de son kez yağacak. 
Lapa lapa yağan karda birkaç dakikalığına göğe bakmanızı salık ederim. Faniliğin bundan daha muhteşem, bundan daha estetik, bundan daha şiirsel bir betimlemesi olamaz!
İlk cümle, ilk kar tanesi, ilk hata, ilk affediş…
Karda insanı kendine hayran bırakan öylesine tarif edilemez bir şefkat, ele avuca sığmaz bir merhamet, bütün sesleri bastıran gizemli bir kuvvet, tüm renkleri kendisine benzeten eşsiz bir kudret saklıdır desek, sezadır.
Şefkatli, çünkü hiç acıtmıyor, korkutmuyor, ürkütmüyor… Şefkatiyle sarıp sarmalıyor bütün kâinatı. İyi bakın bana diyor, iyi anlayın ne yaptığımı. 
Merhametli, çünkü her derdin devasını gelirken yanında getiriyor. Merhametli, çünkü ayrım yapmıyor. Merhametli, çünkü herkesi, her şeyi kucaklıyor, sarıyor sımsıkı. Merhametli, çünkü içinde bin bir baharı saklıyor.
Gazap aynı zamanda da. Yumuşak yüzüyle, ipeksi dokunuşuyla, naifliğiyle Allah'ın rahmetini, üşütmesiyle, buza dönüşmesiyle gazabını hatırlatıyor. 
Hakikaten tüm sesleri absorbe ederek sükûnetin, huzurun, dinginliğin sesini ruhlarımıza üflüyor. Hatırlayın diyor sessizliği. Duyalım istiyor karmaşada yitirdiğimiz sessizliğin sesini. İstiyor ki dinleyelim birbirimizi. Eşlik edelim istiyor büyük orkestraya. 
Beyaz. Bembeyaz. Apak. Bildiğin tüm manalarıyla beyaz. Bildiğin bütün tonlarıyla bembeyaz. Karanlığa inat, kötülüğe inat, kirliliğe inat tertemiz, bembeyaz, apak bir sonsuzluk…
İlmek ilmek dokunan muhteşem bir örtüsün, sen. Dokunduğun her şeyi değiştiren, farklılaştıran onları daha bir güzel daha bir yaşanası daha bir munis kılan. Uğradığın her yere naifliğini bırakan, letafetini tattıran, zarafetini kuşandıran.
Masumiyetin rengi beyaz olmalı. Saflığın, temizliğin, dürüstlüğün renkleri de. Nasıl ki her bir kar tanesi nakış nakış yeryüzünü beyaza boyuyor ve en ufak bir müdahaleye tahammül göstermiyorsa; masumiyet de tıpkı beyaz bir kâğıt gibi üzerine düşen en ufak bir lekeyi, sürçmeyi, hatayı hemencecik belli ediyor, gösteriyor, dışa vuruyor. 
Aslında kar bulunmaz bir nimet, eşsiz bir lütuf. Dünyanın nasıl temizleneceğini, nasıl düzeleceğinin işaretlerini içinde taşıyor. Sessizce geliyor, konuşuyor, gidiyor. Temizliyor değdiği her şeyi ve yeri. Dokunduğu yerde bırakmıyor hiçbir hastalık, kötülük, olumsuzluk. Olabilir diyor, hatalar, yanlışlar, sürçmeler, yanlış anlaşılmalar… Her şeyin üzerine tertemiz bir sayfa çekmek mümkün. Mümkün diyor yalvarmakla, yakarmakla, af dilemekle, özür dilemekle taze başlangıçlar, güzel yarınlar.
Kar, bir bebek gülümsemesi kadar cennet kokulu. Kar, bir çocuk gibi kırılgan, utangaç, ürkek. Kar, bir ergen gibi zaman zaman göz gözü görmeyen, kabına sığmayan, kuralları yok sayan. Kar, bir anne gibi kucaklayıcı, müşfik, anlayışlı. Kar, bir baba gibi kollayıcı, heybetli…
Kar, misafirlerin en sessizi, en erken kalkanı, en bereketlisi. Kar, âşıkların en masumu, en içteni, en şirini. Kar, yolu dört gözle en beklenileni, en sevileni, en özlenileni.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık