• 04 Ekim 2016, Salı 8:54
ErolKonal

Erol Konal

Kaptanın Seyir Defteri
 Şimdi oturup bir kenara ya da çekilip bir köşeye alsak elimize kâğıdı kalemi ve başlasak hesap kitap işlerine. Düşsek kaydını hayatımızın. Saçsak ortalığa yaşanmamışlıkları, pişmanlıkları… 
Başlasak sağdan saymaya. Sıranın sonundaki bağırsa mesela yirmi sekiz son diye. Sevinsek şehrimizin plaka numarası kadarmış mevcudumuz. Sonra bir kuş huzuru bozanlara isabet ettirmiş olsa bıraktığı hamulesini. Biz yine gülsek gayri ihtiyari ilahi adalet buldu yerini diye. 
Sonra nasıl olmuşsa geçmiş onca sene ve biz büyümüşüz çocuk kalsa da yüreğimiz. Farklı farklı yollara savrulmuşuz sanki hiç ayrılmayacağız dememişçesine. Kırılmışız belki de kırmışız pek çok kez. İncinmişiz değilken amaç incitmek. Yıllar, yollar girmiş araya. Mesafeler katlanmış, kısalmak yerine. 
Tutsak bir çetele. Açsak kara kaplı defteri. Bir hasar tespit raporu sunsak yahut durum güncellemesi yapsak. 
Yılın kazananları, kaybedenleri; çıkanları, düşenleri. Yerinde sayanları, camdan bakanları, damdan düşenleri. 
Moda olanlar, demode kalanlar, modası hiçbir zaman geçmeyenler, bir türlü trendi tutturamayanlar.
Öndekiler, arkadakiler. Göze batanlar, gözden düşenler. 
Takım tutanlar, tutmayanlar. Hayata tutunanlar, yaşamı ıskalayanlar. Meşhur “TUTUNAMAYANLAR”,  “Korkuyu Bekleyenler” ve biz korkmayız ondan bundancılar…
 Unutulanlar, hatırlananlar, anılarda kalanlar, raflarda kaybolanlar, üzeri toz tutanlar, yaraları bir türlü kabuk bağlamayanlar. Paslananlar, küflenenler…
Yeniler, eskiler. Dostlar, arkadaşlar. Hısımlar, akrabalar. Komşular, tanıdıklar.
Diziler, filmler. Yerliler, yabancılar. Bu yıl başlayanlar, geçen yıldan devam edenler, senelere meydan okuyanlar. 
Haberler. Arkası yarınlar. Yarını hiç bitmeyenler. Pembe olup kararanlar. Maksadı izdivaç olup da hiç kavuşamayanlar. Reytingi bol olanlar, kavgası gürültüsü hiç eksik olmayanlar. 
Off çok sıkıldım. Hadi sessiz sinema oynayalım. Yerli mi yabancı mı? Yerli. Kaç kelime? Yirmi sekiz! Harf demedim kelime, kelime. İyi ya işte numarası yirmi sekiz olan şehir. Öyle film mi olur? Olur. Hem de fındık gibi olur, masmavi deniz gibi olur, yemyeşil yamaçlar gibi olur, ada gibi olur, martı gibi olur, olur hem de güpgüzel olur, tastamam olur…
Az satıp çok okunanlar, çok satıp hiç okunmayanlar. 
Galada umutlanıp, gişede hüsrana uğrayanlar. 
Tıklanma rekorları kırıp, izlenme şoku yaşayanlar. 
Gelenler, gidenler. Çıkanlar, inenler.  
Yolda kalanlar. Yolunu şaşıranlar. Yoldan çıkanlar. Yolsuz kalanlar. En fenası da arafta kalanlar. 
Kazananlar, kaybedenler. Gülenler, ağlayanlar. Sevinenler, üzülenler. 
Tansiyonu fırlayanlar, şekeri düşenler, gözü kararanlar, beyni sulananlar, kalbi tekleyenler. 
İnce eleyip sık dokuyanlar. Rüzgâra göre yelken biçenler. Evdeki hesabı çarşıya uyduramayanlar. Hop oturup, hop kalkanlar. Vakti şaşırıp eşeği elinde kalanlar. Gölgesi asıllarından uzun olanlar. Aba altından değnek gösterenler. Saman altından su yürütenler. 
Eğri oturup doğru konuşmayanlar. Çok bilip hep yanılanlar. Sürekli sistemi eleştirip hiç kendini düzeltmeyenler. Her taşın altından çıkanlar. Kenarda yatıp ortada bulunanlar. Kurunun yanında yaş yakanlar, her yüze güleni dost sananlar.
Teknolojik görünüp ilkel kalanlar. Gerçek olmayıp sanal olanlar.  
Ağa olanlar, paşa olanlar. Plates yapıp köşeyi tutanlar. Rezidansları yükseltip insanları küçültenler. Karanfili yerip, gülü incitenler. 
Değişenler, aynı kalanlar. Sağcılar, solcular, muhafazakârlar. İlericiler, gericiler. Popçular, topçular. Beyazlar, daha bir beyazlar. 
Diyet yapanlar. Trip atanlar. Şov yapanlar. Gelinler, damatlar.    
El sallayanlar, el bağlayanlar. El ele tutuşup horon tepenler, ellerini semaya açıp dua edenler. 
Açıklar, kapalılar. İnananlar, inanmayanlar. Safları sıklaştıranlar, saf değiştirenler. 
Evetçiler, hayırcılar, kararsızlar. 
Kralcılar. Kraldan kralcılar. Durumdan vazife çıkaranlar. Görevden kaçanlar. Görürken görmez, duyarken duymaz olanlar. Topu taca atanlar. Hem korner hem penaltı hem gol yapanlar. 
Küçülenler, büyüyenler. Batanlar, çıkanlar. Düşenler, kalkanlar.
Yazarlar, çizerler. Okuyanlar, anlamayanlar. Bakanlar, görmeyenler. Duyanlar, duvar kesilenler. İzleyenler, seyirci kalanlar.
Velhasılı şimdilik bir virgül koyalım. Sürç-i lisan ettiysek affola…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık