• 24 Mart 2016, Perşembe 8:50
ErolKonal

Erol Konal

İyi Kalabilmek…
 Bu yazıyı yazmaktaki maksadımı baştan belirteyim ki okuma zahmetine katlanacaklar yol yakınken mesailerini daha faydalı işlere taksim edebilsinler. Bu yazı, yukarıdan aşağıya teşekkür, soldan sağa bir özür yazısı olmak iddiasındadır. İddiası kendi çapının çarpanlarıyla sınırlı olup haddini bilen, uslu mu uslu bir yazıcık olma niyetindedir.
Çok kelime öğrenmeli insan, çok kelime bilmeli. Çokça söylemeli sevdiğini, çok, çok kelimelerle söylemeli… Çok kelime öğrenmeli çok. Çokça da özür dilemeli, bolca da teşekkür etmeli…
Hangi savaş küçüktür ki benim savaşım da küçük olsun. Hangi sevgi önemsizdir ki benim sevgim de kıymetsiz olsun. Kavgam sizinle değil ki kendimle. Öfkem size değil kendime. 
İnsanlar öldüğü için ben ölmüyorum; ben ölmediğim için, ölemediğim için insanlar ölüyor. İnsanlar ağladığı için ben ağlamıyorum; ben çok güldüğüm için insanlar hep ağlıyor. 
İnsanın şu hayattaki en büyük şansı etrafının iyi insanlarla çevrili olmasıdır. Siz ne kadar kötü olursanız olun, iyi dostlara, güzel arkadaşlara sahipseniz değmeyin keyfinize. Yıldızlarla dolu bir semada sizin için yıldız yok mu sanıyorsunuz? Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur hangimize değmez ki? İyi dostlar, güzel arkadaşlar biriktirmeli insan, biriktirebildiğince ve kıymet bilmeli insanoğlu, kıymet.
Sevgi… Sevgi bazen bir telefonun diğer ucunda, bazen bir kitapçının uzayıp giden raflarında, bazen sahilde adımlarınızı adımlarınıza eklerken, bazen bir bardak çayın huzurunda, bazen bir bankın çevresinde, bazen defter- kitap aralarında, bazen de yağan yağmurda, esen rüzgârda, uçan kuşlarda… Anlayacağınız sevgi her yerde, her şeyde… Bir bakışta gizli bazen, bir gülüşte saklı kimi zaman da. Bazen bir dokunuşken sevgi, kimi vakit de bir sesleniş, çokça da bir susuş…
Ne çok üzdük sevdiklerimizi. Ne çok kırdık üzerine titrediklerimizi. Ne çok yaraladık kıymetlilerimizi. Ne çok, ne çok…
Ne kadar uzadı mesafeler kısaltmak isterken. Ne kadar büyüdü meseleler azaltmayı dilerken. Ne kadar çoğaldı sorunlar çözmeyi beklerken. Ne kadar hızlı eksildi günler konuşulacak onca şey varken. 
Gerçek zenginlik, ruhunuzu, ruhlarında yıkadığınız sevenlerinizin çokluğuyla doğru orantılıyken. Gerçek mutluluk, bakışlarınızı, bakışlarına ekleyebildiklerinizin gözlerindeki ışıltıda saklıyken. Gerçek sevgi, hiç geçmesin diye zamanı, zamana şikâyet edenlerin kalplerinde sürgünken. Hayat, yapabildiklerimizin toplamı, yapamadıklarımızın toplamından fazlayken, güzelken. 
Hani hafif bir rüzgâr okşar da yanağınızı… Hani tatlı bir rüzgâr dolaşır da saçlarınızda… Hani hercai bir rüzgâr dokunur da teninize… Hani ılık bir meltemdir rüzgâr bazen, bazen de sert bir poyraz. Hani ansızın çıkar bir lodos da darmadağın eder sizi..
Vardır hani her düştüğünde bir elinden tutan. Hani olur ya her ağladığında sığınabileceğin bir liman. Vardır hani kapansa da tüm kapılar, kapanmayan bir kapı. Hani bilirsin bekler hep ne olursa olsun biri. 
Giz tebessümde sırlıyken. Esrar derununda saklıyken. Yüz kalbe aynayken. Yürek ateşlerde pişerken. Sevgi gönüllerde nihanken. 
Kelimelerin arasından bakmak gibi. Kelimelere saklanmak gibi. Kelimelerde yaşamak gibi. Kelimelerden doğmak gibi. 
Uzar gider de bu yazı, uzayıp gitmesin bu yazı. Dursun ve desin ki tüm gür sesiyle teşekkür ederim yaptıklarınız ve yapamadıklarınız için. Ve özür dilerim her şeye rağmen çok ama çok sevemediğim ve dokunamadığım için yüreklerinize…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık