• 13 Aralık 2017, Çarşamba 7:58
ErolKonal

Erol Konal

İYİ İNSANLARA…
 “Kimsesiz hiç kimse yok her kimsenin var kimsesi
Kimsesiz kaldım yetiş ey Kimsesizler Kimsesi”*


Bu sıralar pek el sallamıyorum martılara. Denize, sahile, kumsala, dalgalara uzun uzun bakmıyorum. Bir de çok geçmiyorum okul önlerinden. Bir de bakmıyorum telefonlara. Bir de saymıyorum gelip geçen uçakları.
Dikkatim çabuk dağılıyor. Çabuk hüzünleniyor, çabuk kederleniyorum.
Her defasında soğumuş oluyor bardaktaki çay. Televizyonu kendi kendine bir şeyler anlatıyor buluyorum çoğunlukla. Yağmur dahi bin bir tereddütle vuruyor cama. Rüzgarlar bile sessiz sedasız yankılanıyor çatı aralarında.
Dökülüyor yapraklar ağaçlardan birer ikişer. Soyunuyor yüklerinden ağaçlar usul usul. Bir hazırlık var, bir gidiş, bir değişim var gözle görünür. Tanpınar'ın; dünya gömlek değiştireceği zaman hadiseler kaçınılmaz olur, deyişini hatırlıyorum. Yanılmıyorsam 'Huzur' romanında geçiyordu. Yanılıyor olabilirim de!
Doğru hatırlayıp hatırlamadığımı hemencecik internet vasıtasıyla test edebilirim lakin hafızama güvenmeyi ve hatıralarıma sarılmayı tercih ediyorum bu seferlik.
Gün ne zaman akşama kavuşuyor, geceler sabahla neden bu kadar arayı açıyor anlamazdan geliyorum.
Dilimden düşmeyen şarkılara, gönlümden eksik olmayan nakaratlar eşlik ediyor. Dudağımdaki yarım ıslığı, yüzümdeki buruk tebessüm tamamlıyor. Şikâyetçi değilim hiç kimseden ve hiçbir şeyden. Bu ne bir sitem ne bir serzeniş. Bu olsa olsa samimi bir hasbihal ancak.
Mustafa Kutlu'nun 'Rüzgarlı Pazar'ındaki Duran'ı anımsayıveriyorum birden. Hani, meleklerin koruduğu Duran. Hani, semt pazarlarında pazarcılık yapan Duran. Hani, canı muz çektiğinde o gün gündeliğe giden annesinin yorgun argın eve dönerken akşam pazarından aldığı çürük çarık muzları kapının önünde yerken gözyaşlarına boğulan Duran.
Dünya hala dönüyorsa, hala günler günlere eklenip gidiyorsa, hala yağmurlar ıslatmaya devam ediyorsa toprağı, güneş hala ısıtabiliyorsa yürekleri, çocuklar hala çimenlerin üstünde koşabiliyorlarsa hep o iyi insanlar sayesinde.
Gök kubbe yıkılmıyorsa üstümüze, yerküre kükremiyorsa altımızda hep o iyi insanların hatrına. İyi ki varsınız, iyi ki aramızdasınız, iyi ki Duran'ı koruduğunuz gibi bizleri de koruyor ve kolluyorsunuz, ne mutlu bize, ne mutlu bizlere, sağ olun sizler de.
Velhasıl, hayat bir yolunu bulup bizim sokağa çıkıyor. Zaman bütün yaraları sarıp sarmalıyor. Kuşlar; rüzgâra, yağmura, fırtınaya aldırmadan kül rengi semanın altında süzülüyor.
Çaylar demini alırken köşedeki bakkal kepengini kaldırıyor. Fırından az önce çıktığı belli olan ekmeğin sıcaklığı bütün bir mahalleyi kaplıyor. Sokaklarda insanlar akın akın bir yerlere koşuşturuyor. Muhtemelen sokak lambasının altında bu yağmura ve soğuğa rağmen dikilen şu delikanlı, yolun karşısında kaç defadır önünden geçen dolmuşlara el kaldırmayan kızı seviyor. Belli ki kız da onu. Oluyor cancağızım güzel şeyle oluyor.
Oluyor, bütün olumsuzluklara inat güzel şeyler oluyor. Hayat bu yolu hep bizim sokağa çıkıyor…
* Ruşeni

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık