• 02 Nisan 2019, Salı 17:20
ErolKonal

Erol Konal

İTİRAF

Yoruldum her defasında iki adım ileri, üç adım geri gitmekten. Yoruldum tam buldum derken kaybetmekten. Yoruldum cevabını bildiğim sorular içinde cevapsız kalmaktan. 
Yoruldum dönüp dolaşıp aynı yere gelmekten. Yoruldum acımasız rüzgarların insafına terk edilmiş yaprak gibi oradan oraya savrulup durmaktan. 
Yoruldum yola çıkmaktan, yoruldum yolda kalmaktan, yoruldum yolu şaşır-maktan, yoruldum yolu bulamamaktan.
Yoruldum karanlıkta yürümekten. Yoruldum gölgelerle savaşmaktan. Yoruldum anlamsız uğraşlardan. Yoruldum tükenmek bilmeyen mazeretlerden, sonu gelmeyen bahanelerden.
Bu köşede gün geldi, 'Maksadını Aşan Sözler' söyledik, gün geldi, 'Suya Sabuna Dokunmayan'; an oldu 'Okunup Atılası Yazılar' yazdık, an oldu, 'Öylesine Bir Yazı'. Gah 'Ne İnciten Ol Ne İncinen' dedik, gah 'Masum Değiliz. Zaman zaman 'Muhatapsız Yazılar' kaleme aldık, zaman zaman 'Size Dair'.
'Armut Ağacı'nı yazarken de 'Bataklıktaki Ağaç'ı anlatırken de amacımız 'Bir Ağaç Gölgesi'nde serinlemekten fazlası değildi. Gerek 'Diren Hüzün' gerek 'Diren Türkiye' gerekse de 'Bayrak' derken ki maksadımız tarafımızın belli olmasıydı.
Ne 'Üstüste Sorular Soru İçinde', ne 'Burası Neresi?', ne 'Neden', ne 'Nereye Koşuyoruz', ne de 'Nerede Duruyorsunuz' gibi yazılarda niyetimiz sorular içinde kaybolmak olmayıp, yeni yeni çıkışlar aramaktı. 
Gün oldu 'Özledim', gün oldu 'Yanık Defterler'i açtım, gün oldu 'Şarkı Söylemeye Devam' ettik, gün oldu 'Üzgünüz Bugün' dedik. Bazen 'Suskun Kelimeler'i, 'Kelimelerle Yaşamak'lar, 'Kelimeler Vadisi', 'Kelime ve Ateş', 'Bir Kelime Dört İşlem'ler takip etti.
'Akşam Ezanında Evde Olmak'ta da, 'Ben Özledim Galiba'da da, 'Biz Küçükken'de de, 'Kaptanın Seyir Defteri'nde de, 'Çocuklara Gerçekler Büyüklere Masallar'da da ve 'İncir Ağacındaki Salıncak'ta da anlatmaya çalıştığımız, bir aile hikayesinin sıcaklığını herkese duyurabilmekti.
'Adını Bilen Yazsın' derken de 'Yine mi Keder'le efkarlanırken de 'Oynamıyorum Ben', 'Doktor Derdime Bir Çare', 'Gibi', İşte Böyle Bir Şey' derken de 'Kalp Çarpıntısı', 'Mecnun', 'Mıntıka Temizliği', 'Pembe Bahaneler', 'Sen Bu Yazıyı Okuyorken', vb. gayemiz hoş bir sada bırakmaktan ötesi değildi. 
Şimdi mazinin küllerini karıştırıp ortalığı dumana katmanın ne yeri ne zamanı ne de böylesi bir şeye gerek var. Benden sonrası tufan demekse hiçbir zaman bu köşenin yaslanmadığı ve asla da onaylamadığı bir bakış açısı olarak kayıtlara geçmelidir. Şimdi belki de Mevlâna gibi; yeni bir şeyler söylemenin tam zamanıdır ancak bunu söyleyebilmek için bile kendimizi yeni baştan inşa edebilecek cesareti ve erdemi sergileyebilmek gerekecek. 
Çünkü ne dünyayı değiştirebildik ne kendimizi bulabildik. Ne bir yüreğe dokunabildik ne bir gönle yerleşebildik. Ne bir kalbe sığabildik ne bir gözde ışık olabildik. Hakikat böylesine apaçık ortadayken istediğimiz kadar boyumuzdan büyük laflar edelim, istediğimiz kadar süslü cümleler kuralım. Hepsi laf ı güzaf, hepsi boş bir temenna! 
Belli ki soru da cevap da bunlar değildi. Belli ki Nasreddin Hoca gibi evde kaybettiğimizi dışarda aramamız gerekecekti! 
Belli ki en sevdiklerinden yahut en sevdiğinden vazgeçmedikçe yola çıkılamıyordu. Belli ki bildik sorularla bilinmedik cevaplara ulaşılamıyordu.  Belli ki kaybetmeden/kaybolmadan bulunamıyordu.
Öyleyse en sevdiklerinden vazgeçerek yola çıkmalıydı; kelimelerden. 

Düzeltme: Aslında bu yazıyı sırf geçen hafta bu köşede çıkan 'Avucunuzdaki Kelebek' adlı yazının birinci cümlesindeki fahiş anlatım bozukluğunu düzeltmek için kaleme aldığımı itiraf ediyorum. Zira internet sayfasını ziyaret edenlerin ilk görüp tıkladığı, resmin altındaki son yazı olduğundan böylesi bir anlatım bozukluğuyla hatırlanmak istememem bu yazıya vesile oldu, desem sezadır.
Cümlenin doğrusu şu şekilde olmalıydı; 'Taze bir günü nasıl bin bir heyecanla bekliyorsa insan, yorgun bir günü de öylece uğurlayabilmeli.' 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık