• 21 Haziran 2016, Salı 9:00
ErolKonal

Erol Konal

İstatistiklere Sığmayanlara…
 “Kimseyi görmedim ben/Senden daha güzel/
Kimseyi tanımadım ben/Senden daha özel 
Kimselere de bakmadım/Aklımdan geçen/
Kimseyi tanımadım ben/Senden daha güzel/ 
Sana nerden rastladım/Oldum derbeder/
Kendimi sana sakladım/Senden daha güzel 
Kimseleri de takmadım/Ölsem değişmem/
Kimseyi tanımadım ben/Senden daha güzel”*
Henüz bilmeseler de bu kelimeler öylesine şanslı ve öylesine özeller ki… Bir bilseler neleri ve kimleri anlatacaklarını heyecandan düşeyazarlardı.
“Örümcek ne havada/Ne suda/Ne de mağaradaydı…” Örümcek sizleri göremeyenlerin gözündeydi. Tıpkı çarpıklığın, yanlışlığın, çirkinliğin sizlerde olmadığı gibi. Güneşe bakamayanların yoluydu çamur at izi kalsın. Ama bilmiyorlardı ki güneşi balçıkla sıvamak ne mümkün. Varsın gölgesinden korkanlar mağaralarında güneşle evcilik oynamaya devam ededursunlar, sizin yolunuz da bahtınız da açık olsun.
Dik tutun başınızı, dik de tutmalısınız. Eğilmesin hiçbir şartta ve durumda da. Yürüyün sizden öncekiler gibi zira ziyadesiyle hak ettiniz. Belli ki en çok da siz hak ettiniz. Ağır ağır yükselen bir ivmenin zirvesiydiniz, siz. Ki kaderin kesin hükmüdür ki düşüşler hep zirveden başlar. 
Ne zamandır ki başarıyı istatistiklere mahkûm ettik iflah olmaz bir aymazlığın pençesinde can çekişiyoruz. Ne zamandır ki rakamlara insanlardan daha çok önem verir olduk gidebildiğimiz yer ortada.  Ne zamandır ki gözlerine, kalplerine bakmak yerine netlerine bakar olduk insanların, iflas bayrağını çekmiş olduk insanlığın. 
Sayılarla hiçbir zaman aram iyi olmadı. Sevemedik birbirimizi. Isınamadık birbirimize. Görünen manzaraysa kendi kazdığı kuyuya hızla yuvarlanmakta olan bir toplumdan fazlası değil maalesef. Kötümser oluşumuz sizleri korkutmasın. Kötümseriz lakin asla karamsar değiliz. Karamsar değiliz çünkü biliyor ve inanıyoruz ki umut gençlerdedir, umut yarınlardadır. Bu gençlerse yarınımızın teminatıdır.
Hep dendiği gibi illaki gözlerden yaş mı akması lazım ağlamak için. Çok şükür ki ağlanmadan gülünemeyeceğini bilenlerdeniz. Gülüşü değerli kılan neden sonra olduğu gibi niçin ve kim(ler) için ağladığımız da gözyaşımıza kıymet biçer, değer katar. En nihayetinde ağlayabilmek bir insanlık alametidir, vesselam. 
Diyorsunuz ya hatırlayın bizi. Hatırlamak mı? Unutmayacağız ki hatırlayalım. Her nereye dönsek izleriniz var. Artık bütün yollar Roma'ya değil size çıkıyor.  Yanlış hesap Bağdat'tan değil sizden dönüyor. 
Dünya üzerinde hangi pankart bu kadar anlamlı, bu kadar yerinde, bu kadar içten, bu kadar samimi olmuş olabilir ki? Hep dediğimiz gibi ayırt etmediniz, ayırt edilseniz de! Uzak durmadınız, uzak kalınsanız da! Kırmadınız, kırılsanız da! Gocunmadınız, gocunulsanız da!
İspatsa bütün mesele burası ne yeri ne de şimdi zamanı. Bu makalenin de zaten böyle bir derdi yok. 
Destan yazmak mı dense sezadır destan yapmak mı karar veremedim şimdi. Aslında en doğrusu her ikisi de. Şimdi bize düşense bu gerçek destanı sınırlı kelimelerle, daracık ufkumuzla ifade sadedinden fazlası değildir. 
Biliyorum ne söylenilse az. Biliyorum ne denilirse eksik. Biliyorum ne yazılırsa tamam değil. Lakin bir hadise var ortada ve az da olsa bir vicdan taşıyoruz biz de. Durum bu minvaldeyken susmak hakka hürmetsizlik, tarihe saygısızlık, insanlık onuruna onulmaz bir yük, yapılan işe, çıkarılan ürüne, üretilen değere, miras bırakılan emanete toptan edepsizlik!
Daha iyisi olur muymuş, olurmuş. Daha fazlası mümkün müymüş, mümkünmüş. Yapılabilirmiş. Olabilirmiş. Sevilebilirmiş. Sevililebilinirmiş. En nihayetinde bitti demeden, bitmezmiş. 
Bir eğitim- öğretim dönemi daha kapanırken Gfl'de tarihe not düşülmesi gerekenler, yazıcının boyunu aşsa da, yüreğini yaksa da, gönlünü kanatıp, kalbine sığmasa da susmanın ne yeri ne de zamanıdır, şimdi. 
Mademki sevdik, sevildik. Mademki saydık, sayıldık. Mademki yüzümüz yüzümüze, gözümüz gözümüze, yüreğimiz yüreğimize dokundu. Mademki 'bir insanı sevmekle başlıyordu her şey.' Mademki vefa henüz sözlüklerde aranılanların liste başı değildi henüz.  
  “Mademki” ifadesi her ne kadar bir şeyin karşılığıymış gibi bir anlam barındırsa da tanıyanlar ve bu yazının birinci derecede muhatapları bu açıklamanın ne kadar abes ve manasız olduğunu bileceklerinden, biz yolumuza devam edelim. “Sebepsiz de sever insan mevzuya uyandın mı?” diyen şarkıcı kadar da mı olamıyoruz?
Hayat yaşanandır. Kader olandır. Zaman emanettir. Yol köprüdür. Han araçtır. Yolcu armağandır. Hancı aklı gönlüne, gönlü aklına sığamayandır. Gözyaşı kutsaldır, idareli kullanmalıdır. Yağmur berekettir, kıymetini bilmelidir. Çay bahanedir, maksat muhabbettir. İntegral küçüktür, sevgi büyüktür.  İntegral cüzdür, sevgi küldür. İntegral hiçbir şeydir, sevgi her şeydir. Bundan sonrası laf- ı güzaftır. 
Anlatılanlar ne bir ütopya ne bir temenni ne de 'Beyaz Zambaklar Ülkesi'nde protoplazması çizilen fantastik olamayacak kadar güzel bir dünya tasavvurudur. İnanmak. Güvenmek. Sevmek. Değer vermek. Önemsemek. Dinlemek…
Bütün mesele, uygun rasatı yaratabilme meselesidir. Fırsat vermektir. Rehber olmaktır. Sırtını sıvazlamaktır. Her zaman yanında olduğunuzu hissettirmektir. Tek yürek, tek yumruk olabilmektir. Birlikte ağlayıp, birlikte gülebilmektir. Bütün muhalif seslere rağmen bir olabilmek, birlik kalabilmektir.
Tohumdur aslolan. Hüner ekmesini bilmede, serpilip boy attığında koruyup kollamasını unutmamada, hasat vakti geldiğinde de sapla samanı birbirinden ayırabilmektedir. 
Tohum kalitelidir, ama tarla çoraktır; tohum mümbittir ama çiftçi tembeldir yazıktır umuda. Tohum kalitelidir, toprak verimlidir, çitçi mahirdir gülümse yarına.  
Bilmek yeterli değildir, çokça. Oldum demekle, olunmaz. Durmaksızın koşulmaz. Yorulmadan öğrenilmez. Zahmetsiz olan unutulur, gönülsüz yapılan hatırlanmaz. Ve paylaştıkça büyür güzellikler, paylaştıkça eksilir hüzünler…
Cevabı özel kılan, sorunun anlamlı olmasıdır. Denklemin doğru olması, bakış açısının da doğru oluğunu göstermez.-Tıpkı bir doğrunun dört yanlışa feda edilmesi gibi- Huzurun bozulmaması sadece eşitliğin bir tarafındakinin sorumluluğu değildir.  
Hiçbir tablo güllük gülistanlık değildir elbet. Vardır şüphesiz eksiği gediği herkesin. Olmuştur ve olacaktır da bazı olumsuzluklar, hayal kırıklıkları. Halis olan niyettir. Zafer muratsa da aslolan seferdir. Kutsal olan mücadeledir, gayrettir, pes etmemektir… Baki olansa bu kubbede(GFL) hoş bir sada bırakmaktır. Tarihe silinmez harflerle not düşmektir. Sada bırakılmıştır, kayıt düşülmüştür, hüküm verilmiştir, mühür vurulmuştur. 
Günün sonunda kaybeden; önyargılar, çarpık bakışlar, haset gönüler, olurken; kazanansa sevgidir, saygıdır, tebessümdür… 
Mahcup olmamak ve mahcup etmemek niyazıyla…
*Zamirleri lütfen çoğul düşünelim.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık