• 01 Ekim 2019, Salı 16:38
ErolKonal

Erol Konal

İlham Sağanakları

'Çalışkan sağanak', ifadesini geçenlerde Attila İlhan'dan okudum, 'Hangi Edebiyat' kitabından. Yağmurun bu biçimde betimlenişinden oldukça etkilenmiş olmalıyım ki hemen hemen girdiğim her sınıfta paylaştım beni hülyalara salan bu nitelemeyi.
Şu an şiddetli bir şekilde evin camlarını döven kısa süreli sağanağı oluşturan yağmur damlalarının camdaki süzülüşüne hayran hayran bakarken zihnimde yağmura dair uçuşan metaforların sayısı neredeyse metrekareye düşen yağmurla eşdeğerde!
Kül rengi bulutların ardındaki mavi gök, rüzgarların müsaade ettiğince ara sıra gülümserken bana bu yağmur sonrasında, aklımın gelgitlerine, gönlümün fırtınaları eşlik ediyor.
Yağmur kendisi gibi bereketli mi bereketli bir imgelem dünyasıyla birlikte geliyor geldi mi: Çepeçevre kuşatan, baştan ayağa yıkayan, baştan aşağı sulayan…
Amacım ne yağmura methiyeler düzmek ne de yağmursuzluğun ıstırabını dillendirmek!
Yağmur hiç kimseye ve hiçbir şeye aldırmaksızın kendi desenini ilmek ilmek dokumaya devam ediyor. Uğradığı her semte nakşını kazımayı ihmal etmiyor. Haberli habersiz çat kapı yapmayı pek seviyor! Bazen hiç gelmiyor bazense misafirliğin adabını bilmezden geliyor! 
Yağmur bu, kapıdan kovsan bacadan giriyor! Pencereyi açmasan, kapıdan sızıyor! Koymuşsa kafasına ne yaparsan yap seni bir sırılsıklam sarıyor!
Yazmak için nasıl ki biteviye okumak, okumak, okumak ille de okumak olmazsa olmaz ise yağmur da kendisini özleyenler için bir can suyu, bir yaşam pınarı, bir dölleyici bu zaviyeden bakınca. 
Hele ki eserleriyle toplumlara, hayatlarıyla insanlığa yağmur olanları burada ne kadar alkışlasak az ne kadar övsek eksik ne kadar selamlarsak selamlayalım noksan.
Her yağmur damlasını bir meleğin taşıdığına dair rivayetlere gelince ise kalem orada aciz, kalem orada nakıs, lisan orada lal.
Yağmurdan sığınmak kadar yağmura sığınmak da üzerinde çokça konuşulası bir alan olarak hala bakirliğini koruyor zannımca!
Ceketlerinin yakalarını kaldırmış oldukları halde sokaklarda akan insanların tablosunu seyretmek nasıl tarifsiz bir keyifse, yağmurun çisil çisil, yağmurun iğri iğri, yağmurun usul usul, yağmurun ince ince toprakla vuslatını izlemek de eşsiz bir mutluluk, tarifsiz bir lezzet, bambaşka bir haz, demiş miydim?
Ki zaten yağmur da en çok yağmurlu havaları seviyor olacak ki böylesi havalarda bir çalışkan, bir çalışkan ki …
Uçsuz bucaksız göğün dili olsa da konuşsa! Bulutları renkten renge boyayan güneş, biraz daha oyalansa ufukta! Ve yağmurlar, oldum olası kendilerini çok sevdiğim yağmurlar, taş kalplilerin yüreklerine de şarkılar söyletse, çiçekler açtırsa, baharlar getirse…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık