• 22 Mart 2017, Çarşamba 7:50
ErolKonal

Erol Konal

İÇİNDEN GELDİĞİ GİBİ
 “…
uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair 
yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda 
oysa rüveyda 
baştanbaşa ben 
kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim
...”*
İçinden geldiği gibi. Rüzgâr nereden esiyorsa essin, hissettiğin gibi. Dünya nereye gidiyorsa gitsin, bildiğin gibi. Kim ne derse desin, kendin gibi. 
Kurallara, koyanlar uymuyor ki sen uyasın! Gidenler dönmüyor ki sen bekleyesin! Dönenler bulabilir mi bilmiyorsun! Sorularına cevaplar alamıyorsun. 
Hayat hataların toplamıymış diyorlar madem. Hayat doğrulardan yanlışların çıkarılmasıymış diyorlar madem. Hayat güzelliğin çirkinliğe bölümüymüş diyorlar madem. Hayat iyiyle kötünün çarpımıymış diyorlar madem. 
Gün geceye kavuşsa akşama ne kavuşmasa ne? Akşam sabaha varsa geceye ne varmasa ne? Su akıp yatağını bulacak da, günler haftayı tamamlayacak da,  haftalar ay, aylar yıl olacak da, ağaçlar çiçeğe, çiçekler meyveye duracak da, ekinler yeşerecek, ekinler biçilecek de…
Dertsiz başına dert mi lazım? Tasasız gönlüne elem mi lazım? Güleç çehrene keder mi lazım? Söylesene be adam sana ne lazım? 
Boşa koydun almadıysa, doluya koydun taşmadıysa; seslendin duymadıysa, çağırdın gelmediyse; sustun olmadıysa, konuştun hiç olmadıysa…
Baktın ki her şey yerli yerinde. Baktın ki hiçbir şey değişmiyor. Baktın ki ne yana dönsen ruhsuzlar korosu. Baktın ki ne ileri gidebiliyorsun ne geri. Baktın ki kuşlar susmuş, yağmur dinmiş. Baktın ki şarkılar unutulmuş, türküler terk edilmiş…
Bakmışsın ki kelimeler eksilmiş, cümleler kısalmış, manalar kaybolmuş. Bakmışsın ki sesler karışmış, sesler kısılmış, sesler değişmiş…
Okunacak daha binlerce kitap varken, seyredilecek daha yüzlerce film dururken, görülecek daha onca şehir sıradayken, yapılacak daha sayısız aktivite gün sayarken…
Değildir bu, bir isyan. Değildir bu, bir başkaldırı. Değildir bu, bir sitem. Değildir bu, bir serzeniş. Değildir bu, 
Ömrün kıymetini, dostun kadrini, sevginin gücünü, nimetin şükrünü, emeğin bereketini, suyun azizliğini bil ki mesut olasın, huzur bulasın, saygı göresin…
Renkler solmaz görmez misin? Düşler bitmez bilmez misin? Sevenler ölmez okumaz mısın? Korkaklar kaçar duymaz mısın? Yiğitler neyler sormaz mısın? Yalanlar sabahlamaz işitmez misin? Söylesene cancağızım ders almaz mısın? 
Bir varmış bir yokmuş masallar gibi. Olmuş ya da olabilir öyküler gibi. Yaşanmış yahut yaşanabilir romanlar gibi. Tarihin karanlık sayfalarına düşülmüş destanlar gibi. sahnelere sığmayan yaşanmışlıklar gibi.
Sevdiğin şiirin en güzel mısraı gibi. Tuttuğun takımın şampiyon olması gibi. Hasretle beklediklerine sarılmak gibi. Yağmurdan sonraki güneş gibi. Gecenin ardındaki şafak gibi. Konuşmadan anlaşmak gibi.
Denizin kokusunu, göğün mavisini, ağacın yeşilini içine çekmek gibi. Gözünü gözünden sakınmak gibi. Yüzünü yüzüne dönmek gibi. Gönlünü gönlüne katmak gibi. Yaşamak gibi, aşk gibi, aşk gibi… 
* Nurullah Genç, Mahrem ve Münzevi, sh: 177, Timaş Yay.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık