• 06 Aralık 2017, Çarşamba 7:54
ErolKonal

Erol Konal

HAYATIN ŞİİRİ
 “… Ne sen bulutsun ne de ben yağmur
Ne sen mağrur ne de ben mağrur
Hüzünlü bir akşam susmuşuz durgunuz hepsi bu…”


Şiir yazıyor musunuz diyorlar? Hayır, diyorum. Hayır, şiir yazmıyorum. Ama yazdıklarınızda şiirsel bir tat, büyülü bir yan, gizli bir dil (Ahmet Haşim'in 'lisan-ı hafisini hatırladım birdenbire) var diyorlar. Susuyorum.
Ki susmak çokça yaptığım belki de tek yaptığım eylemlerin başında geliyor, sanırım. O kadar çok konuşan var ki birilerinin de susması gerekiyor, zannımca. Böylelikle bir denge, bir nizam oluşur belki dünyada!
Yeniden birinci paragraftaki soruya ve yorumlara dönecek olursak; aslında söylenenler, duyan açısından oldukça gönül okşayıcı, mest edici, gurur verici iltifatlar. Ancak bunlar okur taifesinin kibarlığı, zarafeti ve letafeti…
Her ne kadar kadirşinas biri olarak nam salmasak ve dost meclislerinde adımız vefasıza çıksa da yine bir yerlerde azıcık da olsa insan tarafımız yok değildir, hani.
Konunun şiirden saparak böyle bir alana evrilmesi dahi göstermektedir ki bendeniz tezinde bir kez daha haklı çıkmanın yersiz mağrurluğuyla sarhoşum şimdi.
Latife bir yana ne zaman ki şiir hayatlarımıza dokunmaz oldu yüreğimiz paslandı. Ne vakit ki şiirle aramıza mesafeler koymaya başladık gönüllerimiz soldu. Kaç zamandır kalplerimizde şiirlere kapılar kapalı, pencereler örtük.
Bakmayın siz herkesin sağda solda şiir paylaşmasına, yalan yanlış şair isimleri anmasına, şiirler okumasına, sanattan edebiyattan dem vurmasına. Oldukça basit bir matematiksel işlemle söylenenlerle yapılanların sağlamasını karşılaştırdığımızda elimizde kalan; şiddetin, kabalığın, aymazlığın katlanarak büyümesi, sevginin, nezaketin, insanlığın ise günden güne hızla eksilmesi…
Mesele dün olduğu gibi bugün de gizemli laflar, tumturaklı sözler, cafcaflı ifadeler etmek değil, kalbi, gönlü, zihni yeni yeni ufuklara sevk edecek, onlara farklı bir kapı aralayacak sözler olmalıdır.
Hala mucize bekleyenler, asıl mucizenin kendilerinde olduğunu anlamadıkları müddetçe ne kadar mucize gelirse gelsin bekledikleri mucizeye asla kavuşamayacakları gibi bir arpa boyu yol da alamayacaklardır.
Herkes kendi şiirinin şairi olmadıkça, herkes kendi hayatını bir şiir tadında hissedip yaşamadıkça, herkes yaşam antolojisini kendi şiirleriyle doldurmadıkça ve herkes kendi şiirinin peşinde koşmadıkça atmosferden üstümüze şiir saçılmasını beklemek birazcık hayal olacağı gibi hissettirdiği de muhtemelen hayal kırıklığı olacaktır.
Şiiri yaşamlarının merkezine koyanlar, şiiri bir aksesuar olmaktan çıkartıp onu bir dekor olarak görenler ve şiire gerçekten dokunanların yürekleri eskimez, gönülleri pörsümez, kalpleri paslanmaz, zihinleri körleşmez, akılları bulanmaz, düşünceleri ölmez…
Şiir, sizi bulur. Şiir, size dokunur. Şiir, sizi iyi kılar. Şiir, sizi biz yapar. Şiir, bizi insan yapar.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık