• 06 Şubat 2018, Salı 16:27
ErolKonal

Erol Konal

Hani Bazen…
Hani bazen durduk yere, hiç sebepsiz bir hüzün kaplar ya yüreğini. Bütün sesler susar, bütün ışıklar söner ve zifiri bir karanlık kemirdikçe kemirir ruhunu, kuşattıkça kuşatır, sıktıkça sıkar.
Ağlarsın kimi zaman da ortalıkta elle tutulur bir neden yoktur. Anlam veremezsin önce buna. Tuhaf bir durumdur zira! Gariptir! Farklıdır! Bir o kadar da insanidir, normaldir, olması gerekendir. 
Her şeyi inceden inceye zihninde kurgularsın da söz dile dökmeye gelince uzun bir sessizliktir nasibin. 
Sağır bir sessizliğin ortasında yönünü bulamazsın ya hani! Kim dost kim düşman ayıramazsın! Her bir tıkırtıdan binbir mana çıkarırsın. Her nefes bir bilmece her soluk bir muamma olur! Büyüdükçe büyür karanlık, çoğaldıkça çoğalır sessizlik, öldükçe ölür insanlık! 
Büyük bir sevinçle ve ondan daha fazla bir heyecanla koşarsın kapıya da duyduğun sesler karşı komşunun gitmekte olan misafirlerindendir. Değildir ki bu ilk yıkılışın, değildir ki bu son hayal kırıklığın, olmayacaktır ki bu en son yenilgin!
Beklersin, beklersin çalmaz telefon da elin kolu doluyken ya da ne bileyim en sevdiğin şarkı çalarken veya kalabalık bir toplantının tam ortasında herkesin bakışları ve dikkati senin üzerindeyken çalmaya başlar ya…
Üzgün değilim dersin, üzgünsündür, geçti dersin geçmemiştir, kalmak istersin ama gidersin, dilinin ucuna kadar gelir de söyleyemezsin. 
Öfkelenirsin birdenbire, gülmeye başlarsın aniden. Kimi zaman da doğruculuğun tutar ne var ne yok söylersin zaten senin dışındaki herkesin bildiği ve çoktan muhataplarınca unutulan şeyleri. 
Kırmak, incitmek, üzmek istersin istemeye istemeye. Anlasınlar istersin duygularını, paylaşsınlar yaşadıklarını. 
Bilirsin rolün küçüğü büyüğü olmaz yine de esas oğlan esas kız olmak istersin ya… Farkındasındır dünya senin yörüngende dönmüyordur ama yine de öyleymiş gibi hissetmek istersin ya… 
İple çekersin hafta sonunu-özellikle de pazarı-çünkü hep beraber pikniğe yahut denize gidilecektir de birden kara bulutlar kaplar gökyüzünü ve hiç durmayan bir sağanak başlar sonra. Aslında seviyorsundur yağmuru hafta sonlarında bile ama inşallah bu pazar yağmaz diye çocukça dualar etmişsindir tüm hafta boyunca. 
Sen bütün renkleri seviyorsundur ama illaki birini daha çok sevmek zorundasındır! Bütün çiçeklerin kokusu hoşuna gidiyorken illaki birinin kokusunu daha çok beğenmelisindir! Hayvanları sevmen yetmez muhakkak birini diğerlerinden daha fazla sevmelisindir!   
Bazen bunların tam zıttı da sorun olur! Neden sadece mavi, niye yalnızca karanfil, kedi mi gerçekten tek sevdiğin hayvan..? Çünkü yaranamazsın hemcinsine! Muhakkak bir kusurun, noksanın, eleştirilecek bir davranışın yahut görüşün olmalıdır ya karşındakilere göre!
Liste uzar gider, anne baba, kardeşler, arkadaşlar, şehirler, ülkeler derken bir de bakmışsın ömür geçmiş… 
Sen sanırsın ki hayat merdivenini yavaş yavaş çıkıyorum oysaki son basamaktasındır ve sanıldığının aksine hayat bir o kadar cömert ve bir o kadar da adildir aslında! Kızgınlığın da bunadır zaten. Fırsatları her defasında elinin tersiyle ittiğine mi yanacaksın yoksa eften püften bahanelerle koca bir hayatı heder ettiğine mi? 
Hâlbuki acısıyla tatlısıyla bir bütündür hayat. Eğrisiyle doğrusuyla güzeldir, iyisiyle kötüsüyle anlamlıdır, kadınıyla erkeğiyle zengindir, çocuğuyla çoluğuyla eğlencelidir, derdiyle sıkıntısıyla tamdır, noksansızdır…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık