• 15 Eylül 2014, Pazartesi 9:34
ErolKonal

Erol Konal

Gibi…
  
“…Kimse Sevemez Benim Gibi Seni
Kırk Yılda Bir Gelir Barış Gibisi
Sen de Biraz Naz Ediyorsun Ama
Yine de Bana Gönlün Var Gibi Gibi
Yüzüme Karşı Git Diyorsun Ama
Sanki Gözlerin Kal Der Gibi Gibi
…”*
 
            Hiç bitmesin dediğiniz sohbetler gibi… Denizin sahile olan sevdası gibi… Günün sabaha evrilmesi gibi… Hayalin gerçeğe dönmesi gibi… Acının sevince dönüşmesi gibi…
            Yazın yağan yağmur gibi… Odana tabiatın dolması gibi… Evin sakağa, sokağın hayata açılması gibi… Kalemin kâğıda değmesi, arının çiçeğe konması gibi…
            Çayda eriyen şeker gibi… Suya kanan toprak gibi… Meyveye duran ağaç gibi…Köşe bucak aramak gibi…Durup dinlenmeden koşmak gibi…Hıçkıra hıçkıra ağlamak, katıla katıla gülmek gibi…
            Yıllar boşa geçmemiş, ağıtlar hiç yakılmamış, doğruyla yanlış hiç karışmamış, güzel çirkine feda edilmemiş gibi…
            Bayramlar eskisiymiş gibi… İnsanlık kaybolmamış gibi… İyiler azalmamış, kötüler çoğalmamış gibi… Bebekler gülermiş, çocuklar oynarmış gibi…
            Büyüklerin küçüklerini sevmesi, küçüklerin büyükleri sayması gibi… Dostların birbirine sarılması, arkadaşların hal hatır sorması gibi…
            Bir gülü koklar gibi… Bir hayale inanır gibi… Bir köleyi azat eder gibi… Bir tene ruh üfler gibi…
            Hayata tutunmak gibi… Yaşama sarılmak gibi… Yarına inanmak gibi… İlk defa duyuyormuş gibi… Son kez görüyormuş gibi… Hiç bitmeyecekmiş gibi… Daha yeni başlamış gibi… Hep sürecekmiş gibi...
            Sıcacık kumlara uzanır gibi… Nisan yağmurlarında ıslanmak gibi… Akşam aydınlığında parıldar gibi… Sabah rüzgârının yüzünü okşaması gibi… Canına can katar gibi…
            Bir adım atmak gibi… Adımı adıma katmak gibi… Güne uyanmak gibi… Geceye bürünür gibi… Yıldızlara dokunur gibi… Güneşi yoldaş, ayı sırdaş etmek gibi…
            “Bakışı bakışa eklemek” gibi… Sevdayı yürekte saklamak gibi…
            Hıyanet nedir bilmemek gibi… Haklıyı haksızdan ayırmak gibi… Her düştüğünde ayaklanmak gibi… Yorulmak bilmeden yürümek gibi…
Kavgada yumruğu sallamak gibi… Cephede sancağı taşımak gibi…
            En sevdiğin kitabı okur gibi… En beğendiğin filmi seyreder gibi… Çok özlemişsin de sarılmışsın gibi… Birdenbire hatırlamışsın gibi… Hiç unutmamışsın gibi…
            Bakmaktan yıpranmış bir fotoğraf gibi… Çizmekten yorulmadığın resimler gibi… Kokusu burnunda tüten yemekler gibi… Sesi kulaklarından silinmeyen şarkılar gibi… Yüreğe kazınmış nağmeler gibi…
            Kendi kendine fısıldadığın sözler gibi… Kimselere söyleyemediğin gizler gibi… Herkesten sakladığın sırlar gibi…
            Hiç sebepsiz gülmeler gibi… Gözünü gözlerden sakındığın gibi… Başını yerlerden kaldıramadığın gibi… Bir an olsun yerinde duramadığın gibi…
             Bir kuşun kanadı gibi… Her bir yağmur tanesinin toprağın bağrına düşmesi gibi… Rüzgârın insafına kalmış kurumuş yapraklar gibi… Çocukluğumuza çağıran oyunlar gibi…
             
            Konuşmadan anlaşmak gibi… Susarak konuşmak gibi…
            İnanmak gibi… Güvenmek gibi… Ben gibi… Sen gibi… Biz gibi… Uçsuz bucaksız ülkem gibi…
            Aşk gibi… Sevda gibi… Çare gibi… Sen gibi… Gürül gürül akan ırmaklarım gibi…
            Sevgi gibi… Vatan gibi… Annemin sıcacık kucağı gibi…
            Bulut gibi… Çiçek gibi… Hep geleceğini bildiğim bahar gibi… Sarının en çok yakıştığı güz gibi…
En çok da hüzün gibi…  
 
*Gibi Gibi, Barış Manço

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık