• 21 Mart 2018, Çarşamba 7:56
ErolKonal

Erol Konal

Geçti Gitti Birkaç Günlük Fasıldı…
 Hayatımızı yazsak roman olur mu bilemiyorum ancak romanların hayat sahneleriyle örülü olduğu muhakkak. Kurmaca ile gerçeğin bu kadar iç içe geçtiği bir çağ olmamıştır, sanırım. 
Binbir öykü saklıdır her romanın içinde görmesini bilene. Zaten minik minik hikâyeler değil midir yolları önce birleştiren sonra ayıran ve isterse tekrar be tekrar birleştirip ayıran. 
Güncemize düştüğümüz cümlelerin samimiyetinden kim kuşku duyabilir ki? Ona düşülen her kelime bir ateş, her cümle bir yürek yangını değil midir? Hem tanığı hem şahidi değil midir onlar ruhumuzun? Tek sırdaşımız, tek dert ortağımız değil midir güncelerimiz? Kimselere göstermek istemediğimiz, herkesten sakladığımız yaralarımız yalnız onlara aşikar değil midir? 
Hayat çoğu kez bir makale kadar nesnel, katı, kuralcı, rasyonel; çoğu kez de bir deneme gibi öznel, naif, sınırları tayin edilemeyen, duygusal olabilen değil midir?
Şimdi uzak bir şehrin yağmurlara bulanmış akşamından, geçmişin tatlı hatıralarına açılan pencereden el salladığım, su birikintilerine her girdiğinde tarifsiz sevinçler yaşayan çocuğa gülümserken, aradaki mesafelerin yüzüme düşen gölgesini inkâra mı kalkışacağım? 
Her cümle için aynı zamanda bir otobiyografinin çekirdeği de pekâlâ diyebiliriz! Hangi kelime sahibinden, hangi söz söyleyeninden, hangi kelam sarf edeninden bağımsızdır ki? Tam da bu nedenle söylediklerimiz kadar söylemediklerimizden, yaptıklarımız kadar yapmadıklarımızdan da sorumluyuzdur!
Hala tedavülde midir acep mektup yazmak? Hâlbuki kendine has ne güzel ritüellere sahiptir bir mektup. Rengârenk zarflarından, rengârenk kâğıtlarına, o kâğıtlara düşülen gönül yangınlarından, yürek tutulmalarından, kalp çarpıntılarına varıncaya dek…
Yalınlık, duruluk ve açıklık sadece yazılarda aranan bir özellik olarak kaldıkça yaşamlarımızın içinde bulunduğu keşmekeşten sıyrılmasını beklemek, beyhude bir çaba olmaktan öteye maalesef geçemeyecektir. 
Yeterince açıklayıcı ya da betimleyici bulmayabilirsiniz yazılanları. Trend her ne kadar tartışmacı bir anlatımı salık etse de örneklendirmeye ve tanık göstermeye kimsenin hayır diyeceğini zannetmem. 
Kafam hayli karışık olmalı ki cümlelere uygun yüklemler bulmakta zorlanıyorum. Eylem cümleleriyle başım dertte bu sıralar. Her seferinde kuralsız cümleler kurarken buluyorum kendimi. Sıfatlar, zarflar kâfi gelmiyor duyularıma. 
Edatlardan pek farkım yok bu sıralar! Bir ünlemden diğerine koşuyorum, sanki! Noktasını bulamayan cümleler gibiyim. Açılan parantezler kapanmak bilmiyor! Her tarafı üç noktalarla çevrili ıssız bir ada gibiyim.
Trajediler, komediler, dramlar yordukça yormuş yorgun bedenimi, huzursuz ruhumu. Avutmuyor romanlar, teselli etmiyor öyküler, merhem olmuyor şiirler…
Kelimeleri kelimelere ekliyor, kelimeleri kelimelerden düşüyor, kelimeleri kelimelerle çarpıyor, kelimeleri kelimelere bölüyorum bıkmadan, usanmadan.
Edilgen bir cümlenin öznesi kadar mesudum, geçişsiz bir cümlenin yüklemi kadar bahtiyar! 
İmgelerle uğraşmaktan, kavramlarla cebelleşmekten, terimleri anlamaya çalışmaktan şiir yazamaz, felsefe yapamaz, bilim üretemez olduk! Yan anlamlar, mecazlar, benzetmeler, tarizler, kinayeler lüks bize, zira daha sözcüklerin temel anlamlarında bile anlaşabilmiş değiliz! 
Yanıldınız. Size 3. Dünya Savaşı'ndan bahsetmeyeceğim. Bilemediniz hafta sonu oynanan ve iki sıfır berabere biten derbiden de söz açmayacağım. Şaşırdınız,  kim bilir belki de kızdınız. Ama mutlu olurdunuz biliyorum size fındık fiyatlarının yirmi liranın üzerine çıkmış olduğunu söyleseydim ya da bütün mağazalarda yüzde doksanlara varan indirimler başlamış deseydim yahut tatillerin iki katına çıkmış olduğunu haber verseydim!
Böyledir işte hayat! Böyledir işte insanlar! Dünyanın ne kadar büyük veya ne kadar küçük olduğu bile hala göreceliyken! Güzellik ile çirkinlik hala birbirine karıştırılıyorken! Doğru ile yanlışın birbirinden pek bir farkı yokken! İyi ile kötüyü ayırt etmek neredeyse imkânsızken! 
Hakikat olansa; zaman geçiyor, yaşam sürüyor, vade doluyor…Trajik olansa; insanlığın yine insanlardan başka umudunun olmaması..!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık